Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Taşınacağım

Ben yine kaçağım, yine taşınacağım ve hala bilgisayarım bozuk. Bu sefer istikamet İstanbul. Ne kadar farklı bir şehir değil mi? Taşınmak maddi ve manevi yük olsa da, bundan böyle hayallerimin peşinden koşa bileceğim gerçeği aşırı mutlu ediyor. Elimde ki fırsatları kaçırmadan faydalanmam gerektiğini anladım. Herkesin sağlığı, sıhhati yerindeyse bir de... İşte bunu söylerken boğazıma takılan düğümler var.  Eskiden yaşamış insanların ömürleri boyunca duyacakları tüm ölüm haberlerini, biz her gün alıyoruz. Nasıl uzun yaşayalım Allah aşkına? Değer mi hem?

 Samsun çok komik şehir. Hafta içi hava ne kadar güzelse hafta sonu o kadar kötü geçiyor. Devamlı yağmur yağıyor hiç olmazsa rüzgarlı oluyor. Trol şehir yahu. Kamp yapacaktık kaldı. Pikniğe diye çıkıp, çocuk heveslendi diye araba pikniği ayağına poğaça yedirdik çocuğa. Hala sayıklıyor yavrum. :)

 Samsun'lular ilkbaharı seviyor olacaklar ki, tramvaya bindiğimde herkesi güler yüzlü,  yardımsever buldum. Ben şok. Bayağı şaşkın geçirdim.…
En son yayınlar

Kızım Ayı

Bu ay bizim ayın adı kızım ayı. :) Eşim bize ucuz uçak bileti alırken tabi ki de doğum gününü  hatırlamamış ve biz o tarihte İstanbul'dayız. Gerçi hala gidebileceğimizden pek emin değilim. Kar falan diyorlar. Soğuk hava dalgası geldi zaten. Hatta bu sabah ana doğal gaz borularından birine çalışma sırasında zarar vermişler. Bütün Samsun'un gazı kesik. Hava buz. Elektrikçiler ve dolayısıyla elektrikli ısıtıcıları satanlar bayram etti. Biz dışarıdaydık. Aman o kadar soğuk olmaz vs. deyip eve döndük. Eşim baktı olacak gibi değil akşam üstü çıktı. Yapı marketlerde bitmiş. Köşe başında elektrikli ısıtıcı satanlar bile türemiş. Şansına dükkanın birinde bulmuş.  Biz battaniyeye sarınıp yatar, sorun etmezdik. Ama çocuk olunca eyvahlar başlıyor hemen. Bakalım ne zamana halledebilecekler.

 Ne diyordum? Bu ay kızımın doğum gününü içinde barındırıyordu. Zaten çok fazla da anlamıyor muhabbetine çocuğa süslü püslü paketlerde vermedik hediyelerini hiç. Geçen sene düşünmüştüm ama kutusuyla ya…

Günlük Koşuşturmaca

Merhabaa! Eşimin bilgisayarından giriyorum ya, yeni sayfa açınca gitmiş onun oturumunu açmış. Ben de adamın adını soyadını kullana kullana yorum yapmışım. Dikkatsizlikte zirvedeyim.  Şahsi yazıp her kurduğum cümlenin tanıdıklarımın beyninde, kendi salak fikirlerine dönüşerek yayılmaya çabalanmasını istemiyorum. Ondan bu gizlilik(!).

 Şahsi demişken. Komik bir şey anlatacağım size. Ben telefonu yeniledim. Yenilemişken  sosyal medyaya el atayım dedim. Ben bir süredir pek muhatap olmuyorum arkadaşlarımla falan. Yalnız hedefim ucundan kıyısından çoğunluk gibi olmak. Prensesim neler yapıyor, ne yedik vsvs... Alışmadık totoda don durur mu? Durmadı tabi. Millet oğluşunun tablet keyfisini, misafirlerine hazırladığı pastayı, böreği, sabah kahvaltısını, akşam kuru yemişini falan koyuyor. Benim başlıklar şöyle; Manyak çocuğum yemek tenceresinin içine kapak atmış hehe.(Çocuktan sonra tencere takımımın kapaklarını kırdım sadece bir tanesi kaldı o da en küçüğü.) Yine döktü! Masanın tepesinde babas…

Özür Dilerim

Ben ev taşırken bile arada bir yazdım yahu, merak ediyoruz bir ses verin diye bık bık konuşan benden hiç ses çıkmadı. Özür dilerim. Laptop mavi ekran veriyor yaşamasını ümit ediyoruz ama daha doktora götürmedik. :p Eşimin bilgisayarına musallat oldum nihayet.

 Çocuğumla birbirimizinden yaka silkmeye başlamıştık ki, tahminlerimizde yanılmadığımızı gördüğümüz uçuş zamanımız geldi. Gittik gitmesine de soğuktan ilk hafta neredeyse dışarı çıkmadık, sonra benim şebelek hasta oldu. Ee İstanbul'a gelmişiz salgınından da nasiplenmeyelim mi?Tabi bu fırsatı! kaçırmayıp bende hasta oldum. Baktım boğazlar pert ateş yeniden yükselişe geçti doktora gittik. Kızımın en kolay geçen hastalığı oldu. Ta ki bizden yeniden grip bulaşana kadar. Sonra bir daha dikiş tutturamadık. Üzerine kar yağınca uçaklar iptal oldu. Güzel tarafı biletlerimizi yakmamış olduk. Klasik hastalık faslımızı İstanbul'da bırakmışızdır umarım. Yazar burada, elimin altında bir kaç bilgisayar vardı evet ama valla yazacak zama…

Dior Autumn-Winter 2016-2017 -Best of-

Haddim olmasa da, benim kıyafetleri kullanırken hoşuma gitmeyen bir kaç şeyi söyleme ihtiyacı hissettim. Aşağısı bol elbise ya da etek üzerine onun gibi bol hatta bazen daha da bol giyilmesi hiç cazip gelmiyor bana. O parçaları ayrı ayrı kullanmakla harika görüntüler ortaya çıkabilir günlük hayatta. Bu sebepsiz, gereksiz paragrafımda Dior'dan alışveriş yapanlara gelsin. :)

Çocuğum, Ben vsvs.

Bugün kötü geçti ama umarım az biraz da olsa tatlıya bağlanmıştır. :(

 Yine, her saat hatta dakikalar içerisinde yaşadığımız gibi, bininci defa yapma çocuğum dedim.  Zarar vermemesi lazım ama illa verecek. Verdi. Çok sinirlendim. Bağırdım. Hatta aldım kucağıma odasına götürdüm burada oyna dedim. Ya da oturma odasında oyna ama odanın birinde oyna.  Tabi durmadı, yanıma geldi bir kaç dakika sonra. Kızmadım ama söylediklerini dinleyip, odada oynamasını rica emir arası birşeyle dile getirdim. Gitmedi gitti vsvs. Öyle böyle geçti. Ama benim tüm moralim dibe düştü. Nasıl bir yorgunluk hisediyorum, kolumu kaldıracak halim yok. Sırtıma ağrılar giriyor falan. Psikolojik. Hoop akşama eve beklediğimiz baba kaçak. İş, şehir dışı... Gel dedim markete gidelim. Topladım abur cubur ne varsa. Koydum tabaklara. Kahvaltı yapmamıştı ama öğlen yemeğini ilk defa sağlam yedi. Açtım yarım kalan animasyonlarımızdan birini. Kucak kucağa izleyeceğiz. Benim gözler doldu. Yanaştım kulağının dibine, Çok özür dil…

Özet Olsun Adı

Sessizdim, yazamadım, ama alıştınız biliyorum,hem zaten çok yazmıyorum.  İstanbul'a  gittim geldim. İyi geldi biraz.  İnşallah herşey iyi olacak deyip duruyorum. Bazen çok karamsar oluyorum, bazen hayatın akışına bırakıyorum, bazen de umutlandırıp yüreklendiriyorum kendimi. Bize fedakarlık yapıp duran, mutluluğumuzdan başka tek birşey istemeyen, bunun için herşeyi hoşgörenlerimiz için, karşılığını verme ihtimalini düşünürken, ihtimalinin kalmayacağını hiç düşünmemek... Bir şekilde acımasızlığımızdan ya da vurdumduymazlığımızdan besleniyoruz sanki.

 Giderken türk kadınına yakışmayacak şekilde evimi dağınık bir halde bırakıp gittim.Neyse ki çamaşırlarımı yıkayıp neredeyse bırakmamıştım. Kabul olurmu ki?

 Samsun'a ayak basar basmaz, güzel bir karşılama şovuyla karşılaştım. Yayalara yeşil yanarken karşıya geçmek için bir iki adım attım, adam kavşaktan döndü, kırmızı da durmadı, ezilmemek için geri çekildim. Baktım yavaşladı ilerlemeye başladım ve KORNA ÇALDI. Utanmadı, sıkılmadı…