Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Biri uykularını bana verebilir mi lütfen?

Gecenin bir vakti yazı yazabilecek enerjiyi bulmak harika bir şey. Dün yazdığım anılar adlı yazıma uygun bir uyku süresi geçirdim bugün. Benim için ilginç bir deneyim oldu :)

  Şöyle ki, kış geldiği gibi hasta oldum ve bir türlü bu hastalık devremden kurtulamıyorum. Burnum,boğazlarım,öksürüğüm, baş dönmelerim tam gaz halinde devam ediyor. Halsizlik,kolunu kaldıracak takatimin olmamasını ise söylemiyorum bile. Ses berbat bir halde vs. Böyle uzayıp gidecek bir liste. En kötüsü de habire düşünmekten bir türlü uyumayı beceremeyen bir beynim buna uyum sağlamak zorunda olan zavallı bir vücudum var. Hayatım boyunca var olmuş tüm olumsuzlukları düşünme kapasitemin üstüne gelecektekileri düşünmek böyle sonuçlar doğuruyor. Ne beynim rahat olabiliyor ne de bedenime rahat verdiriyor. Beynim uyumak istese, düşünmediğini zannetse bilinç altım sayesinde vücudumda ki tüm kaslarım kasılmış bir halde olduğum ve gevşeyemediğim için onu da beceremiyorum.

   Bugün yine hastalıktan bitap düşmüş bir şeki…

Anılar -1-

Yahu şakır şakır arkadaşlarıma mail döşeniyorum. Bir yorum bırakıyorum yukarıda ki yazıya denk. Buraya gelince şak tıkanıp kalıyorum. Problem karşımda yanıt bekleyen kimse yok diye mi? Benim için bir şeye cevap aramak kadar kolay bir şey yok gibi. Şimdiye kadar yazmamı sağlayacağını düşündüğüm şey, bir konu bulup, kompozisyon yazar gibi blog yazmaktı. Ama o kadar da samimi gelmedi. En nihayetinde habire şikayet edebileceğim bir ortammışçasına istikrarsızlığımdan tutun da, planlarıma kadar her şeyi anlattım. Buraya yazınca daha istikrarlı olacakmışım gibi. Arkadaşlarıma attığım mailleri buraya yazsam bir senelik malzeme hazır valla.

  Keşke tesadüfen rast gelip de beni okuyan bir insanoğlu kuyuya bir taş atsa da ben de onu çıkartmaya çalışsam diyecektim ki, bu aralar psikoloji,manik depresif,ilişkiler,insan ilişkileri kelimeleri ile yatıp kalktığım hatırıma geldi. Bundan güzel post olur. Hımm psikoloji ve kitaplar üzerine bir post yazsam. Sonraa arkadaşlara attığım maillere göz gezd…

Heder Olmasın Sakın: Hevesler

Yeni yayın dönemime hızla adım atmış bulunuyorum. En büyük hayalim bir çok şeyi bir arada, hızlıca çok düzgün bir şekilde dolayısı ile planlı yapabilmekti. Bakın istikrarlı demiyorum ve istikrarsızlık olmalı diyerek altını çiziyorum. Neden? Zira ben istikrarsız çok mutluyum. Hele de istikrarlı olanları istikrarsızlığımla aştığımı görmek gibisi yok. O hazzı bilir misiniz? Ben istikrarsızlığımla yere çakılma hazzını da biliyorum ammaa bu postun konusu değil diyerekten hızla bu tehlikeli uçurumlarla dolu yollardan uzaklaşıveriyorum.

İyi de bu postu niye yazıyosun diye soracak olursanız, büyük bir zevkle cevaplarım. Ve sordunuz kabul ediyorum. Sormadıysan okuma kardeşim. Allah Allah. Zorla okutuyoruz sanki. Neyse, yeni sorumuza cevap, istikrarsızlığımdan şikayet ettiğim günleri geride bırakıyorum inşallah. Nasıl mı? Yedi güne sığmayan programlarım ve kurslarımla. Ben böyle mutluyum. Bir şeye uzun bir zaman zarfı koyup başardığımda, son derece mutlu olamıyorum. Zor olan bir şey yok. Hırs …

Tarihi An Uzaydan Atlayış (Felix Baumgartner)

Malum ilk atlayış iptal edildi. O zaman ''Yahu bu balon burada, rüzgara dayanamayıp yerleri öptüğüne göre yukarıda napıcak'' diye afra tafra yaptım. Bana noluyorsa? Hayır, amatörce de olsa birşeyler biliyor olsam amenna. O da yok. Olaydı iyiydi tabi. İptal edildiği gibi de gün tayin edilmedi. Ben de nasıl olsa koca haber verir diye ohh bi rahatım. 

  Asıl atlayış gününden 15-20 saat önce ''Üç gün sonra atlıycakmış'' dedi. Meğer ''Yarın atlıycakmış'' demiş. Neremle dinlediysem artık. Gerçi gribim. Ben grip olunca anlayışımda da büyük bir kıtlık oluyor. Yoksaa ben çok iyi duyar, ondan da iyi anlarım.Neyse işte ikimizde hastalıktan bitap düşmüş bir şekilde evde kendi kendimizi karantinaya almış,paso oyun oynar vaziyetteydik. Ki, ''Aaa adam atlıycaktı nasıl unuttuk'' diye bir ses duydum. ''Üç gün sonra değil miydi o'' diye tepki verildiğinde gerisini siz düşünün artık. 

  Biz balonla uçurulmaya başlama anını da …

Hezeyanlar -1-

İnsanlar evlerini küçük görüp içine sığamazlar. Ofisleri çok ufaktır. Okulları,sınıfları, arabaları,,, Böyle uzar gider. Herşeyin ama heşeyin olabilecek kadar büyüğü olur ama asla yetmez. Doğrudur, bir tek toprak doyurur bizlerin gözlerini.

 Bunlarının hepsine bir çare bulunur elbet. Yenileri alınır. Alınamazsa hayali kurulur. Ki en güzeli hayalidir. Zira yenisi alındığında yine ve yene arızalar çıkarılır, beğenilmemeye başlanır. Üzerinden de çok geçmemiştir halbuki. Ama çok daha güzeli vardır ya işte. Tam orada duruyordur, vesaire vesaire.

 Yukarıda yazılanların ve aklınıza gelen bir çok sığamama durumunun çaresi vardır da, insanın ruhu bedenine sığamayınca yapacak birşey de olmuyor. Hani öyle arada gelir, gider ya. Sebebi yoktur çoğu zaman. Ama bilirsin ki, ruhun o bedenin içinde yaşamak zorundadır. Çekip gidemez. Sorgulamak şöyle dursun, şikayet etmeye bile hakkı yoktur.

 Kızgınlığı bu acizliğine midir yoksa kısacık bir süre de olsa çekip gidemediğine midir?

 Bedenini neden seve…

Sıkıldı, Sıkıldılar, SIKILDIM

Sıkıldım. Önce kendimden.

Sonra, saçma sapan hareket eden, saçma sapan insanlardan sıkıldım.

Herkesin hayatına müdahale etmek ve kontrol altına almak için yanıp kavrulan ruhların bedenlerinden sıkıldım.

Sıkıldığım için yorgun hissetmekten sıkıldım.  

Kendisine yapılınca bedenini yerden yere vuran, başkasına ise daha beterini yapmak için can atarak, ezmek fiilini uygulamaktan zevk alan vicdansızlıktan sıkıldım.

Kendi isteklerinin yerine gelmesi için, her türlü hileye, yalana başvuran riyakarlardan sıkıldım.

Bütün örfün,adetin,saygı ve sevginin, insanların birbirlerine karşı olması gereken çizgilerin kendine karşı olmasını isteyip, karşısındakine zıttını uygulayan, insan davranışlarının çelişkileri adlı başlık altında toplanıp incelenesi kullardan sıkıldım.

Sabahtan akşama Sims,Sims City, Pinterest gibi oyun ve sitelerde akreplerle zaman taramaktan çook sıkıldım.

Hayat değil insanlar saçma ve sıkıcı, O yüzden insanlardan sıkıldım.

Ben de insanım. Gururla olmasa da kabul ediyor ve ilk …

Pinterest

Ohh pinterest, diye bir giriş yapıyım ki durumun vehametini kavrayın.  Mutlaka biliyorsunuzdur da, bir de benim gözümden tanıyın pinterest bağımlılığını.

  Yahu pinterest sen nasıl birşeysin? Benim bütün zamanımı çalıp , aa ne kadar güzelmiş, ay bu ne kadar şeker birşeymiş, ohh my.., heyy şuna baksana diyerek saatlerimi harcamam sebep olan sitecan. Hayır bu kadarla yetinsem yine iyi. İnsanları da bulaştırıyorum. Bi gir nolur acayip beğeneceksin, tam senlik gibi cümleler kuruyor, olmadı mesaj atıyorum. Evet şu anda da, yazıyı bırakıp arada resim pinliyorum. Tamam ben çok çabuk bağımlı hale geliyor olabilirim ama bu site herkesi deli gibi bağımlı yapabilecek kapasiteye sahip.

  Ee tabi bu sözlerle ifade edilen bir site anladığınız gibi daha çok kadınlara hitap ediyor. En azından öyle görünüyor. Kategoriler yeterince geniş. Kullanımı gayet basit. Dolayısıyla zaman öldürmek isteyenler için görsel bir şölen haline geliyor.

  Kategori incelemesine gelecek olursak, ev dekorayonu üzerine …

Evim Evim Pis Evim

Azıcık bir pisliğe tahammülü olmayan bir anne tarafından yetiştirilmiş, temizliğe alıştırılmaya çalışılmış fakat temizleyen var nasıl olsa rahatlığı ile kendi kendine karar verdiği ayıp olmasın artık o kadarını yapıyım psikolojisi ile yaptığı bir kaç görevi üstlenen, bir birey olarak yetiştirildim ve yetiştirdim kendimi.  Tamamıyla yetiştirildim diyemiyorum, zira eşşek kadarım. Etrafımın temiz ve kendi çerçevesi içinde olabilecek düzeyde düzenliliğe de alışkanlık var tabi. O zamanlar, dağınık olunca daha rahatım ben ya. Aradığımı daha rahat buluyorum diyen bir bünye benimkisi.

  Bu şekilde yetişince insan, kendi evinin de belli bir düzende olmasını istiyor tabi. En azından evlenirken öyle düşünüyordum. İlk zamanlarda deli gibi temizlik bile yaptım. Eveeet, sonunu tahmin ediyorsunuz tabii. Ama şimdi ismime bakıp da yargılamayın öyle. Lütfen! Efendim su faturamızda az geliyor ama banyo yapmadığımızdan değil. İki kişi olduğumuzdan. Üstelik bitlenmedik daha. Hani söyleyeyim de, içinizde…

GÜVENLİKTEN KAÇIŞ

Tüm yıllar boyunca, bizi anlayacak birilerini,
bizi olduğumuz gibi kabullenecek,
taşı güneş ışığı kadar yumuşatacak
sihirbaz gücüne sahip birilerini,
bizi yargılar yerine mutluluğa götürecek,
geceleyin ejderhalarımızla yüzleşebilecek,
bizi olmayı tercih ettiğimiz kişiye dönüştürebilecek
birilerini bulmak için bekledik, diye düşündüm...
Daha dün, bu sihirli birini, aynada gördüğüm yüzde buldum...
O, biz ve kendi el yapımı maskelerimizTam bu türden hayatlar yaşamıyor muyuz ?
Aşktan bunca korkmamız bu yüzden değil mi ?
Kimsenin kollarında yığılıp can vermek istemiyoruz.
Çünkü zaten, her yanımız "kılıç yaralarıyla" dolu.
Ama bir şekilde kapanmış,kabuk bağlanmış yaralar onlar....
Nasıl yapmışsak yapmışız üstesinden gelmişiz...
Ama biri, kabuk tutmuş yaraları okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden....
Birine teslim olduğumuzda, anlatmaya başladığımızda, içimizi döktüğümüzde bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor....

O yüzden değil m…

İşler Güçler

Sizleri bayıldığım,bittiğim elbise modelleri ile tanıştıracağım. Hepsi birbirinden orjinal, bi o kadar da sevimliler.Tarzlar karmakarışık gibi gelsede bence görmelisiniz. Benim ümidim ise,  bu modelleri ve aklımda biriktirdiklerimi bir an önce çalışarak, stilistlik konusunda kendimi geliştirmem ve blogcuğuma koymam :) Bu ekleyeceklerim karışık olacak, ama ileride daha ziyade vintage tarzını bu blogda bulabileceksiniz... Evet işim gücüm yok bunlarla uğraşıyorum :D
Buyrun muhteşem kıyafetlere :)



Film Şeridi

Gazetelerde, televizyonlarda ölümden kılpayı kurtulan insanların haberleri çıkar ya hani. Hah işte o insanlara çok pis özeniyorum hatta kıskanıyorum kardeşim. Hepsinin söylediği tek şey: Hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Nasıl ya? Ömrün boyunca nasıl yaşadın da hayatın bir film olup gözlerinin önünden akıverdi. Ben aha kesin öldüm dediğim anda, bomboş bişey hissettim. Bırakın görmeyi bildiğin hissettim. Zaten gözlerde kapalı böyle karanlık bi ortam falan.. 


 İşte bu yüzden çok özeniyorum öyle insanlara. Hayatını dolu dolu,istediği gibi, doğrularıyla yaşayabilen, ölüme giderken bile gözlerinin önüne sinema perdesi kurabilen o insanlar. Aslında ne kadar kıymetlisiniz bazılarımızın gözlerinde....

(Bu da benim film şeridim)

Dikkat Eksikliği

Uzun zamandır eklemek istediğim bir yazıydı. İyi okumalar...
DİKKAT EKSİKLİĞİ SENDROMUNUZ VARSA NELER HİSSEDERSİNİZ?



Bu nasıl bir duygu?

İnsan neler hisseder?

Her şeyden önce,"Dikkat Eksikliği" tanımlamasına karşıyım bence bizde dikkat eksikliğinden ziyade herkeste dikkat fazlalığı var! Söylemek istediğim içinde yaşadığımız hayata bir bakın; kim tek bir konuya uzunca bir süre dikkatini verebiliyor? Banka hesabınızı doğru tutabilmek, sandalyenizde kıpırdanmadan oturabilmek ve konuşmak için her zaman sıranızı beklemek sizce gerçekten de akıl sağlığınızın yerinde olduğunun işareti mi? Bana sorarsanız DE olmayan insanların çoğu tedavisi mümkün olmayan "Her daim sıkıcı insanlar topluluğunun" doğuştan üyesidirler.

Her ne hal ise, okuduğunuz kitaba göre ad değiştiren "Dikkat Toplayamama Bozukluğu" yada "Dikkat Toplayamama ve Hiperaktivite Bozukluğu" adlı bir sendrom mevcuttur. Peki, bu sendromu yaşamak nasıl bir duygu? Baz…

EY AŞK NERDESİN?

Klasik tartışma konusudur Evlilik aşkı öldürür mü?. Anketler, uzmanlar tarafından açıklamalar, vesaire vesaire. Devam edegelen  bu konuya, arkadaşlarımızla her parmak basışımızda  Aşk ölebilen birşey değildir diye karşı çıktım. Benim için Aşk kutsal bir şeydi. Öyle herkesin başına gelebilecek birşey değildi. Aşk'tı o yahu. Cümlenin başında, sonunda, ortasında farketmez her yerde büyük harfle başlardı. Kendisine Aşk bahşedilen kimse ki, o ne mutlu idi. Aşık olmak böyle kocaman birşey iken, evliliğin Aşkı öldürdüğüne inanmamı beklemiyorsunuz tabi. Evliliğin Aşka etkisi, olsa olsa, ilkokuldayken öğretmenlerimizin doğru olup olmadığını kontrol ettirtmek için yaptırdığı sağlama olmalıydı. 

 Bunun için aşkın hala var olduğuna inanmak şöyle dursun ne aşkı bee kandırıyolar Aşık olduklarını söyleyerek. Eğer aşık olsalar ayrıldıklarında başkası ile beraber olmak şöyle dursun, ölmeleri gerekir. Eğer gerçekten ölemezlerse yaşayan ölü olmaları gerek. Hadi, şimdi bana efsane olanların dışında A…

Ormanda Yürüyüş

Pazar günü, Belgrad ormanlarına yakınız madem, bi gidelim dedik. İyi ki de öyle bir şey demişiz. Yoksa elimizde, ''tammm alltıı kilometre yürüdük'' diye böbürlenecek malzeme olmazdı. İşin aslı o kadar tembel bir çift olduk ki, kırk yılda bir beni gören gariban insanlar aileye yeni bir birey katılacağını düşünmeye başlıyorlar. Durum o kadar vahim yani. Durumun diğer vehamet kısmı ise yürüyüşümüzde. Biz yürümeye başladığımızda altı kilometrelik yürüyüşlerini bitirmiş olan, iki adet neredeyse AMCA kişisi tekrar yürümeye başladılar ve işin daha da acı kısmı biz daha bitirmeden onlar üçüncü altı kilometrelerine başlamışlardı. Bu kadar olduğunumu düşünüyorsunuz. Maalesef.. Bu 1. Vay bee. Kendime bakınca utanıyorum. Yaşımıza bak, süremize bak. Ne kadar çok oflayıp pufladık biz? Sen ilk 500 metreden dönmeyi düşünüyodun.. şeklinde bol miktarda ünlem işareti ve itham içeren repliklerimizdi.  2. Vay bee ise, bir baba ile bir veledin koşusu oldu. Yanlış okumadınız bildiğiniz en f…

Salvador Ve Sürrealizm

Bir kaç senedir Salvador Dali ile tanıdığım ve beni içine çekip bir daha da çıkaramayan sürrealist resimler.. Başka ressamlar da var elbet. Ana temanın Dali olmasının ilk sebebi, onunla sevmiş olmam. Bu resimdeki de Salvador amcamız. İşin en güzel tarafı bu fotoğrafın dijital tekniklerle hayat bulmamış olması.
 Bir kaç ay önce Salvador Dali sergisi Tophane-i Amirede idi. Hayalim; nette gördüğüm, beni cezbeden  o zekice çizilmiş resimlerin çok daha fazlasını görebilmekti. Ama neredeyse bütün çizimler benim zekamın fazlasıyla üstündeydi. Eğer güzel sanatlar öğrencisi olsaydım çok şey öğreneceğim kesindi. Maalesef değilim...












  Başlığa bakıp ta, öyle internetten edindiğim bir kaç bilgi ve beğeniyle sürrealizm üzerine ahkam kesmemi bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Tek amacım, görmemiş olmanız ihtimaline karşı, bir kaç resim ekleyip sizin de sürüklenmenizi sağlamaktı.