12.23.2012

Biri uykularını bana verebilir mi lütfen?



  Gecenin bir vakti yazı yazabilecek enerjiyi bulmak harika bir şey. Dün yazdığım anılar adlı yazıma uygun bir uyku süresi geçirdim bugün. Benim için ilginç bir deneyim oldu :)

  Şöyle ki, kış geldiği gibi hasta oldum ve bir türlü bu hastalık devremden kurtulamıyorum. Burnum,boğazlarım,öksürüğüm, baş dönmelerim tam gaz halinde devam ediyor. Halsizlik,kolunu kaldıracak takatimin olmamasını ise söylemiyorum bile. Ses berbat bir halde vs. Böyle uzayıp gidecek bir liste. En kötüsü de habire düşünmekten bir türlü uyumayı beceremeyen bir beynim buna uyum sağlamak zorunda olan zavallı bir vücudum var. Hayatım boyunca var olmuş tüm olumsuzlukları düşünme kapasitemin üstüne gelecektekileri düşünmek böyle sonuçlar doğuruyor. Ne beynim rahat olabiliyor ne de bedenime rahat verdiriyor. Beynim uyumak istese, düşünmediğini zannetse bilinç altım sayesinde vücudumda ki tüm kaslarım kasılmış bir halde olduğum ve gevşeyemediğim için onu da beceremiyorum.

   Bugün yine hastalıktan bitap düşmüş bir şekilde inatla otururken daha fazla dayanamayacağımı anladım ve yatmaya gittim. Başımı taşımak bedenime büyük bir zahmetmiş gibi gelirken, beynimde de vücudumu yönlendirebilecek bilinç kalmamıştı. Tam manası ile kendimi yatağa attım. O anda çook eski bir duyguya kapıldım. Çocukken  (4-5 yaşlarında olduğum ve hatırlayamayacağım söylenmekte ise de) ben de oruç tutcam diye inat etmiştim. Salonda ki çikolata kutusunu gördüğümü, annem görmeden mideye indirme telaşından oruç falan aklımda değil. Bissürü çikolatayı mideye indirip üstüne de güzel bir su içtiğimi hatırlıyorum. Bir de oruç kavramının suyun son damlasında aklıma geldiğini. Koşup söyledim ben böyle yaptım diye. Tabi hemen bir şey olmaz deyip susturdular. Sonra da inat eden bir çocuğa yapılabilecek en iyi faaliyeti söylemiş olduklarını şimdi anlıyorum.

  -Sen şimdi uyu gözlerini açtığında yemek yiyeceğiz.
  -Gerçekten mi?
  -Tabiki dee..

   Sözleri eşliğinde uyuduğumu, uyandığımda  annemle babamın başımda olduğunu,

  - Hadi  orucumuzu açıyoruz. Bak uyuyunca zaman ne kadar çabuk geçti.

  Dediklerini ve ben büyüklerin yaptıkları o şeyi yapabildiğim için ne kadar mutlu olduğumu hatırlıyorum. Uyandığımda annemi,babamı gördüğümde o kadar çok mutlu olduğum başka bir sahne yok. Mutlu olduğum çok sahne var gözlerimin önünde. Babamın salıncak alıp gelişi, babamın eve gelişi, benim önce karşılayıp (çocukluktan evde nasıl dolaşacağım belli ) hadi pimamalarını giiiyy diye babama baskı yaptığım, dedemin bisikletimi alışı... Böyle uzayıp giden koca bir liste. Ama o an çok başka.Sanki o an mutluluğun yanında huzuru hissettiğim ilk an. Kahverengili, çizgili  battaniye (muhtemelen kış sonu, ilkbahar başı)

 Yatağa yattığım anda o huzuru hissettim. Taa o ana gittim. 15-16 sene öncesine. Önce huzurumu bozmak isteyen bir sürü düşünce belirdi beynimde. Kasdılar da. Ama o huzuru yeniden hissetmeye çalıştığım da başarılı olduğumu gördüm. Ve mutlu,huzurlu,uykulu bir 3 saat geçirdim.

 Biraz önce yeniden denedim, o huzuru çağırdım çağırdım gelmedi terbiyesiz. Başım kazan gibi, dinlenmek çok iyi gelecek ama uyumak mümkün olmuyor. İlle de bitap düşüp sızmak gerekiyor.

 Biri uykularını bana verebilir mi lütfen?

 (Yazmadan geçemeyeceğim. Bir gün, annenin biri bebeğinin hiç uyumadığından şikayet ediyordu. O sırada oraya gelen yurdum teyzesi, ''Ahh yavruuumm bütün uykularım senin olsuun'' deyiverdi. Arkadan biri ''Bak sonra sen uyuyamaz, yatakta dönüp durursun'' diye takılmak istedi kii, yurdum teyzesi anında cevabı yapıştırdı ''Uyuyamıyorum ki zaten''.

Bizim teyzeler çok mu cin, çok mu siyasetçi, çok mu politikacı yoksa çok mu Orçun? Bu yurdum teyzelerini biz mi çok saf,temiz biliyoruz. Ben bilemedim...)




12.22.2012

Anılar -1-

 

  Yahu şakır şakır arkadaşlarıma mail döşeniyorum. Bir yorum bırakıyorum yukarıda ki yazıya denk. Buraya gelince şak tıkanıp kalıyorum. Problem karşımda yanıt bekleyen kimse yok diye mi? Benim için bir şeye cevap aramak kadar kolay bir şey yok gibi. Şimdiye kadar yazmamı sağlayacağını düşündüğüm şey, bir konu bulup, kompozisyon yazar gibi blog yazmaktı. Ama o kadar da samimi gelmedi. En nihayetinde habire şikayet edebileceğim bir ortammışçasına istikrarsızlığımdan tutun da, planlarıma kadar her şeyi anlattım. Buraya yazınca daha istikrarlı olacakmışım gibi. Arkadaşlarıma attığım mailleri buraya yazsam bir senelik malzeme hazır valla.

  Keşke tesadüfen rast gelip de beni okuyan bir insanoğlu kuyuya bir taş atsa da ben de onu çıkartmaya çalışsam diyecektim ki, bu aralar psikoloji,manik depresif,ilişkiler,insan ilişkileri kelimeleri ile yatıp kalktığım hatırıma geldi. Bundan güzel post olur. Hımm psikoloji ve kitaplar üzerine bir post yazsam. Sonraa arkadaşlara attığım maillere göz gezdireyim. Bana gelen ilhamların hepsi tuvalette yapacak bir şey yok. En iyi kaynak mail kutumda beni bekliyor galiba. Hiç yazmış mıydım bilmiyorum ama bir ara da senaryo yazmaya takmıştım. Şimdi bile arada aklıma geliyor, heyecanlanıyorum. Böyle güzel bir hikaye-senaryo karışımı. İçinde her şey olacak ama. Aşk,macera,bilim.. Bakın ihanet,entrika yok. Neden çünkü beceremem. Şimdiye kadar izlediğim diziler ve filmler etkisini gösterir mi acaba? Ne eğlenceli olur ama. Hem hep beraber yazıp yazamayacağımı görmüş oluruz. ( Yazmaya çalışan, çoğul kullanarak burnum havada demek istemiyor. Çünkü kalkacak bir şey yok ortada, Kendi hayal aleminde eğleniyor. Lütfen bozmayın!)

   Sonra aslında kendi hayallerini yazsa, zaten başlı başına senaryo olur. Gülerek hatırladığım bir anım var. Ben uyuyamamakta, yatakta dönüp durmaktan şikayet ediyorum. Yaş 15-16. Yıl 2008 falan. Arkadaşımdan güzel bir teklif geldi.

  -Bitli, hayal kurmaya başla. Fark etmeden uyuyup kalıyorsun.

  -Yok yaaa ne uyuması. Her gece hayal kurmaktan uyuyamıyorum. Çok heyecanlı oluyor. Hadi bir de şunu yapıyım ondan sonra uyıycam diye söz veriyorum kendime. Bu sefer de  başka şeye devam edicem diye uyuyamıyorum.
 
   O zamanlar hayallerim de ajan oluyordum da ben. Doğal tabi böyle heyecandan uyuyamam. Önce Türkiye'yi dış mihrakların sömürgesinden kurtarıp sonra devletimizi ilerletmek için elimizden gelen her şeyi yapıyorduk. Tabi bunun için çok zeki,akıllı,dünyanın en iyi nişancısı,eline gelen her şeyi kullanabilen,her şeyi yapabilecek kapasitede yetiştirilmiş vs... Böyle kocaman bir liste olur. Hala ajan olan birine bilmemek kelimesini yakıştıramam. Sanki o insan değilmiş, her şeyi ama her şeyi bilmek,yapmak zorundaymış gibi. Tabi o yaşlarda ''Ben ......'nın yerinde olsaydım''lı cümlelerden bol bol kullanıp, insanların hafızalarına bu cümlelerle kazındığım için o zamanlar kahkaha ile kopanlar şimdi sağ olsunlar hafif tebessümlerle geçiştiriyorlar. Gerçi daha bir ay önce ama o zamanlarda bildiğin erkek gibiydi vs.. dendi ama olsun.  Sanki şimdi kız gibiyim de. Ortada sürünüyorum resmen. Evet artık elbiseler,ayakkabılar,cicili bicili şeyler çok hoşuma gidiyor. Ama kot kazak, kot t-shirt ikilisinden hala vazgeçemiyorum. Yapacak bir şey yok. Mizaç. Ama artık siyasetle ilgilenmiyorum. Kafamda bir çerçeve var, Elastik olabileceklerim ve olamayacaklarım. Çok daha doğru sonuçlara varabildiğimi düşünüyorum. Çetrefilli işlerde neyin nereden çıkabileceğini tam olarak kestiremeyeceğimi biliyorum. Uzun uzun düşünmek yerine bir kaç senaryo oluşturup hangisinin tuttuğuna ve yanlışlarımın nerede olduğuna bakmam yeterli oluyor. 

 Samimi ve en rahat yazdığım yazı oldu. Yazmaya çalışan yazının sonunda bir U dönüşü yaparak konusuz yazmanın da eğlenceli olabileceğinin altını çizme ihtiyazcı duydu. Tabi söz siz okuyucularımda. Yukarıda ki koyu parantez içini bir kez daha dönüp okursanız memnun olabilirim. Bir de eskilere gitmek eğlendirdi beni. Bundan seri yapsam. Böyle bir iki üç... diye gitse. Bir de senaryo yazdık mıı.. Ohhh. Öhöm tamam ben gittim. Biliyorum zaten bu dev gibi yazıyı sonuna kadar okumadınız. :)

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...