Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tanıdık Bir Sima #blogfırtınası9

 Seviyordu böyle tıklım tıklım dolu kafeleri. Minicik bir masada tek başına oturup mis gibi  kahvesini yudumlarken, çevresindeki insanların hareketlerini dikkatle incelemek, saatlerce yapılabilecekleri arasındaydı. Kahretsin psikiyatrist olmalıydım diye hayıflandı kim bilir kaç yüzüncü kez. Büyük bir keyifle kahvesinden koca bir yudum aldı. Kafasını kaldırdı. Aa o da kim? Tanıdık bir yüzle karşı karşıyaydı. 

  Bu tanıdık simanın gözlerinde, yaşadığı tüm hayal kırıklıklarını gördü. Nelerini vermiş, neler düşünmüş, neler ummuş ama neler bulmuştu. Haketmişmiydi? Yok, aksine sabretmeye devam etmişti. Etmişti de ne olmuştu?

 Ya o alnında ki çizgiler.  Adeta tüm içli ağlayışların, gecelerin gündüz, gündüzlerin geceye dönmemesinin , hayallerinin bir anda tuzla buz oluşunun sahnelenmesi gibiydi.

 Sımsıkı kapanmış, çizgileşmiş dudaklar ve etrafında ki kırışıklıklar. Onlar, derdini anlatmak, orta yolu bulmak için o kadar çok konuşmuş, anlayışla karşılamak için o kadar çok uğraşmış, bir daha hareke…

Bebek Odaları

Bebek odası denildimi akan sular duruyor benim için. Çok az bir zamanımız kaldı. Ama biz hala olduğumuz yerde sayıyoruz. Bir kere Eyüp'de ki mağazaları gezdik. O kadar.  Hem istediğimiz gibi, hem orjinal, hem fiyatı makul, hem de istediğimiz tüm özellikler bir arada olsun denilince tıkanıp kalıyor insan. Ama interette ne ciciler var ne ciciler. Off. Yani karşımda dağ olsa yıkılırdı. Fiyatlarda o biçim tabi. Hak ediyorlar mı? Kesinlikle evet! Şu güzelliklerden bir parça sizlere de göstereyim. Hem de, aylardır saatlerce bilgisayar başında oturmamın bloğumada bir faydası olsun. Değil mi? :)



                                   Orjinal detayları olan bir oda. Pembe, beyaz ve çok şık :)

                                             Erkek bebek odaları için farklı bir beşik modeli.


                                                              Yuvarlak beşikler favorim, harikalar..




                                                       Pembe ve hoş bir model daha :)






Minik Kızım (27+6)

Aklım,fikrim,ruhum, gönlüm yorgun.

 Yazıya böyle başlamak da kötü tabi. Ama öyle napalım. Yorgunumda yorgunum.

 Neyse efenim. İki hafta önce randevumuz vardı doktorumuzla. İlk defa bebeğimizin yüzünü görebildik. Hep yan, ters duruyordu sıpa. Doktorumuzun dönsün, cinsiyetini görelim diye yapmadığı kalmadı. Yav karnımı deşti, bizimkinin umurunda değil. Dönüyo poposunu keyfine devam ediyor. Detaylıda da, yüzü görünsün, bir videosu olsun istedik ama yine çevirdi poposunu. Keçii. O yüzden, yüzünü gördük, elini salladı derken pek bir hoşumuza gitti, sevindirik oldum. Ama yüzünün göründüğü çıktıya gelince, yine iş yoktu. Bu seferde hareket ettiği için kaymış, bir şey anlaşılmıyordu. Doktorum öp bu ayağı diyerek o minik ayağının çıktısını almış ki, ancak o anlaşılıyordu :D

 Benim bir süredir karnımda sertleşme oluyor diye yakındığım şey, meğerse kasılma imiş. Kasılmanın nasıl birşey olduğunu öğrenmiş. oldum. Misafirim gelecek diye taşları eğilerek sildiğim gün önce bebeğimin rahatsız olduğunu…

Sıkıcı Bir Bitli (Evet Yine)

İş yapmanın düşüncesiyle boğuşmanın nasıl uyuz bir şey olduğunu biliyor musunuz? Muhtemelen. İşi yapsam rahatlayacağım ama yok illa birikecek o iş. Sonra koca koca listeler yapılacak. Ama  içlerinden üstü çizilecek bir kaç madde olacak. Sadece bir kaç tane. Karamsarlık zaten diz boyu. Azıcık kafanı kaldırmaya kalksan, mutlaka eğecek bir konu çıkar gelir. Kendi hayatın, kendi seçimlerin. İlla eğilecek o kafa aşağıya.

 Ya efenim ben yine aynı konumlardayım.Her zaman ki gibi gıcık, karamsar, sıkıcı vs vs.. Bebek alışverişi yapmak istiyorum bol bol. Keşke annem almasaymış diyorum. Alınacak bir sürü şey duruyor ama ben de hala adam akıllı bir planlama yok. Ne istediğime, hangisini daha çok beğendiğime karar veremiyorum. Misal hediyelik olacak süsler. Şimdi bir çoğu hoşuma gidiyor. Ne alsam modunda takılıyorum. En sonunda hepsinden beşer tane alıcam o olacak. Ne komik olur ama. Sanki bebek mevlütlerinden ya da görmelerinden toplanmış gibi.

 Şu Ali expres var ya. Biliyorsunuzdur muhtemelen…

Büyümek

Büyümek; on binlerce kez dibe batmak demekmiş.

 Büyümek; adalete inanmak, güvenmek demekmiş.

 Büyümek; seçimlerinin sonucuna katlanmak demekmiş.

 Büyümek; kalbinde ki sevginin çoğalması değil, çoğalan sevginin kontrolünü sağlayabilmek demekmiş.

 Büyümek; iki kişiyle beraberken bile, kendine ait bir dünyanın olması gerekliliği demekmiş.

 Büyümek; sevgini hak edene vermeyi öğrenmek demekmiş.

 Büyümek; b..tan bişey demekmiş....

Geçmişten Geleceğe Kırıntılar

Geçmişi silip atmak için, uzantıları da yok etmek gerekiyor.  Çok kalın perdeler arkasından hatırlayabildiğim şeyler, maalesef hep geleceğim de noktalar bırakacak şekilde oynamışlar. Maskelerin hepsi maske takmama sebep olacak cinsden.  Ama ben bunu sevmiyorum. Samimiyetli ama sınırlı. Olabildiğince maskesiz ve düzeyli. Ama bu önlem yaşadığım insanlar için geçerli. Ya hayatıma yeni girecek ve önemli derecede rol alacak insanlar? Onlar için tam samimiyet ve darbeler silsilesi mi?

 Evet.......

Depresif misiniz?

Ben iki senedir bu dönemdeyim ve çıkamıyorum(dum). Arada çıkıp çok geçmeden geri dönüyorum.  Herkesin bildiği fakat  bazen bir kere daha tekrar edildiği sırada orada bulunan  karanlıkta ki herhangi birine yardım edebilecek minik sebepler sıralayabiliriz.

 Anladım ki, mutlu olmak için sebep aramamak lazımmış. Mutlu olmayı birilerine bağlamamak da şart. Kendi kendimize mutlu olamıyorsak eğer, kimse bizi mutlu edemez.

 Sevdiğimiz insan bizi çok kere kıracak. Biz de öyle. Arkadaşlarımız keza aynı şekilde.  Dostluklarımızı, sevdiğimiz insanla mutlu olduğumuz, yanında olduğumuz zamanları özlemek çok değerli birşey.

 Benim için listenin başına konulması gereken cümle ve devamı:

 -Mutlu olmak için sebep aramamak.

 -Kendimizle mutlu olabilmek.

 -Her sabah uyandığımızda perdeyi sonuna kadar çekip, camı açmak. Hava serinse güzelce üşümek.

 -Evde ya da dolabında bulunan fazlalıkları atmayı denemek. Gereksiz her şeyi çıkarmak.

 -Düzen de insana mutluluk ve yeni hobiler edinmeye yardım edici bi…

Yeni Bloğum

Yeni yepyeni ve bu sefer net bir biçimde konusu olan, aynı zamanda uzun süre bırakmamayı hedeflettiren bir blog açtım. Fakat sizlere çok ihtiyacım var. Zira sorulacak sorular, öğrenilecek bilgiler beynimin içinde fır fır dönüyor. Eğer takip edip yardımcı olursanız çok ama çok memnun olurum. Şimdiden teşekkür ederim. :)

  http://hanimisbenimbebegim.blogspot.com/

Sol Adına Söylenen Yalanlardan Bıktım

Daha önce 1977 yılında yaşanan 1 Mayıs olaylarıyla ilgili 'Solcuların iç hesaplaşması nedeniyle katliam çıktı' diyen Halil Berktay şimdi de Gezi olaylarını yorumladı. SOL ADINA SÖYLENEN YALANLARDAN BIKTIM Nişantaşı Valikonağı civarında oturan Berktay, polisle çatışan eylemcileri yazdı. 16 Haziran'da yapılan protestoları ve polis müdahalelerini anbean takip eden Berktay, 'Ben bıktım artık. Bir solcu ve bir demokrat olarak, on yıllardır sol adına söylenen yalanlardan bıktım. "Kol kırılır yen içinde" anlayışından bıktım. Bütün oportünist faydacılıklardan bıktım. ' diye yazdı. İŞTE BERKTAY'IN O YAZISINDAN ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR Gözlemlerimi net özetleyeyim. (1) Polisin bütün mevzilenişi, kimseyi Nişantaşı kavşağının ötesine geçirmemek, Taksim'e ilerlemelerine olanak vermemek üzerineydi. (2) Polisin, protestocuların fazla ilerlemesini önlemek için zaman zaman gaz fişeği atmak dışında bir güç kullanmama talimatı aldığı çok açıktı ve niteki…

Diktatör

Gezi Parkı eylemleri nedeniyle üzülerek görüyorum ki çoğunluk muhakeme yeteneğini kaybetmiş halde. Kalıpların dışına çıkıp düşünmek isteyen çok az insan var. Herkes mikrofonların önünde edilmiş iki cümlenin peşine takılmış gidiyor. Kimse sorgulamak istemiyor. Kamplara bağlılık artmış durumda.Tartışma öfkeye, dostluk kine, ideoloji düşmanlığa dönüşmek üzere...20 gündür biber gazları, coplar, taşlar, sopalar, tekmeler, TOMA'lar, maskeler, çadırlar, tweet'ler, SMS'ler, pankartlar, dövizler, sloganlar konuşuyor ama AKLIN sahne aldığı yer çok az...
Neden böyleyiz bilemiyorum...
Tartışıp ortayol bulmayı, birbirimizi anlamayı, empati yapmayı beceremiyoruz. Birbirimizi yok edemeyeceğimize göre geriye bir tek AKIL kalıyor...
Kaderimizi birlikte yazmak kalıyor...
Ama buna da itirazı olan çok! "Türkiye'yi Türkler yönetsin" diyorum, bir çuval mesaj!
Bu sınırlar içinde yaşayan birinin buna bile itirazı olacağı hiç aklıma gelmezdi!
Sınırlar bile bizi birbirimize b…

Başbakanı Asacağız, Haydi Sen de Darbeye Gel!!!

Neyin kafasısınız siz? Hedefler daha açık ve net bir dille medya ile bir kez daha paylaşıldı.
   Yazılacak şey çok da bunlarla yetinelim.
  -Askeri darbe yapılacak. Asker göreve!
  - Eğer ilk günlerde bu başarılamazsa diğer plana geçilecek.
  - Tatatataamm! Nurtopu gibi bir sivil darbe yapılacak.
  -Yemedi ya la halk. Bir kısmı yeter. Bütün dünya bizi konuşuyor.Siz gençlere uzatmaları için gaz verin, biber gazı da Tayyip'den. Ohh ne güzel. Saldırın..
  - Yorulmak yok. Halk sokaklardan evine girmeyecek şekilde fitlenecek. Medya arkamızda hiç merak etmeyin.
  -Sürü psikolojisi candır. Yalan, yanlış twitter, face, tv , blog kullanımına devam.  Koskoca bakanlarımız neler uydurup yazıyorlar. Hiç birşey olmaz. Sakın korkmasınlar. Arkalarında koca koca avukatlarımız var.
  -Aydınlarımız! halkı gaza getirmeye devam edecek. Mehmet'in bıraktığı iş yarıda kalmayacak.
  - "Tayyip Erdoğan'ın finali Adnan Menderes'in finali gibi olacaktır. Savaş bizim ve kazandık."
 - …

Gezi Parkı Perde Arkası Hakkında Komplo Teoriler

  Son olaylar yeniden siyasete gönül vermem için bana büyük bir baskı yapıyor. Gönül vermekten kastım bol bol kitap okuyup komplo teorileri kurmaya yeniden başlamak. Ah çok özlemişim. Şu an ancak temel sorular üzerinde durabiliyorum. Bazılarının cevapları bile yok. Dolayısı ile oturaklı bir yazı yazmak için zamana ihtiyacım vardı. Bir de nedense konuşmak daha kolay geldi. Haberler, köşe yazıları birer birer okundu ama sıra yazı yazmaya gelince hiç  içimden gelmedi. İlk zamanlarda yazdıklarım hariç tabi. Onlarda haklı sükunet çağrıları idi.

  Fakat gelişmeler ve üzerine yazılan yazılar o kadar detaylı ki. artık temele gerek kalmadı. Mesela Merve Şebnem Oruç'un yazılarını okumanızı tavsiye ederim. Güzel, ilginç teoriler.  Farklı yazılarından bir kaç alıntı yapayım;

  31 Mayıs’tan bugüne son iki haftada yaşadığımız olaylar hafızalarımıza öyle veriler kazıdı ki, bunları önbellekten silmek mümkün olsa da, tamamen yok etmek imkansızmış gibi görünüyor. Toplumda uzun süredir var olan kut…

Tayyip dönmeden ülkeyi sakliyoruz beyler!

Yaran bir inci sözlük başlığıdır ve yapılan plan şu şekilde anlatılmaktadır;

''tayyip dönmeden ülkeyi sakliyoruz beyler''

biliyorsunuz tayyip yurt dışı gezisine çıkıyor, perşembe gününe kadar da dönmeyecek. biz de bu süreden yararlanarak türkiye'yi elele vererek başka bir yere taşısak ya ? böylece geri döndüğünde bizi bulamayacak, rahat edeceğiz. hem sorun çıkarıp duran tüm komşularımızdan da kurtulacağız...

benim fikrim şöyle; bu gece saat 21.00 gibi herkes bir omuz verecek, ülkeyi akdeniz üzerinden yavaşça cebelitarık boğazı'ndan geçireceğiz. sonra panama kanalı üzerinden geçirerek and dağları'nın arkasına saklayacağız...baktık ki, gördü ( adamın boyu 1.85 beyler, ayaklarının üzerinde hafifçe yükselse bizi görür ) bu sefer o gelesiye kadar başka yere taşıyacağız.

not: aranızdan "lan cebelitarık'tan, panama kanalı'ndan nasıl geçirçez koca ülkeyi, sığmaz ki olm" dediğinizi duyar gibi oluyorum, hayatınızda hiç yatak, büyük sunta ta…

Vialand ve Gezi Parkı İçin Küçük Bir Not

Hafta sonu Vialand'e uğradık. Tema Park daha açılmamış. Avm'yi açmışlar. Üstelik açmamaları gerekirken açmışlar. Bu izinleri nasıl ve nereden almışlar çok merak ettik açıkcası. Şikayetimiz de yaptık. Buyurun görsellerle anlataym bu vahim durumu sizlere.


























Gezi Parkı

Her şey bir yere kadar ama gazetelerde, haberlerde,sosyal ağlarda bunları gördükçe çılgına dönüyorum. Asıl o zaman kafa göz dalasım geliyor. Hem onlara hem de bizim büyük büyük gazetelerimize bu haberleri, onların  uşakları kıvamın da verdikleri için. Güya kafa tutuyorlar. Lan sen kendi hükümetine kafa tutup eleştirdiğin gibi,  Amerika'ya zırta pırta hepsine aynısını yapacaksın. Ne demek mi?    
 Vatandaşının yanında olan büyük gazetemizin haberine buyurun. Lafım sadece bu gazeteye değil. Devamlı bu gazeteyi okuduğum için yanlışı kaldıramıyorum..  


      Beyaz Saray, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylarla ilgili Türk yetkililere "itidal" çağrısında bulundu.Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Laura Lucas tarafından yapılan açıklamada, barışçıl halk gösterilerinin demokratik ifadenin bir parçası olduğunu belirtildi. Açıklamada, "kamu otoritelerinin sorumlu ve itidalli davranmalarını bekliyoruz" ifadesi kullanıldı.

Sana ne ? Benim ülkemde ki, demokras…

Çığlık Odası

Hayatım da olmasını istediğim en güzel şey (maddi olarak) bu olsa gerek. Çok çok güzel olurdu.

  Şöyle anlatayım. Herşey yine birikmiş,bunalmışsınız, sessiz çığlıklarınızın beyninizde ki yankısı bile yetmez. Boşlukta bağırdığınızı hayaletmniz yetmemeye başlar eninde sonunda. Kaçarı yok.

  İşte bu durumlar için, her eve ufak, ses geçirmez, duvarları ve yerleri acıtmayacak, şekilde döşenmiş ve en önemlisi (kesinlikle) penceresi olmayan bir oda. Sinirlendin, moralin bozuk, sıkıntıdan patlayacak duruma geldin, beynin buharlaşmak üzere, ne sessiz çığlıklar, ne de akıttığın gözyaşları işe yaramadı mı gireceksin odaya nefesin tükenene, yığılıp kalana kadar bağırıp çağıracaksın. Kimse duymadan. Ne bir komşun duyup, laf söyleyecek, ne  bir çocuk korkup ağlayacak, ne de her şeyi yavaş yavaş anlamaya başlamış bir gencin hayatla ilgili korkularını perçinleyeceksin.

  Bence tüm insanlığa lazım olan bir oda. Sadece her eve değil, ofislere, holdinglere de lazım.