Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Araf (Elif Şafak)

Önce Elif Şafakla olan ilişkimizden bahsedeyim. Bizimkisi klasik yazar-okur ilişkisi  başlamadı eyy okur.

Ömrümün 1. sınıftan 4. sınıfa kadar olan kısmı, önüne gelen her kitabı yalayıp yutan okuma bağımlısı şahsiyet, bir annenin ''tv izlerken insanlar ne kadar yediklerini anlamıyorlarsa, sen de kitap okurken ne kadar elma yediğini bilmiyorsun. Günde kilo ile elma yiyorsun'' canhıraş feryatları arasında geçti. Sonra tarih anlatan romanlar okumaya başladım. Daha çok tatmin oldum. 8. sınıfa kadar böyle gitti. Tabi romanlardan, tarihi vesikalarla anlatan yazarların kitaplarına geçiş yapmış, o da yeterli gelmeye başlamış, dolayısı ile değişiklik aramaya da başlamıştım. Tarihi bilgim harikulade, herhangi bir sözü vesikalarla çürütecek durumda olduğumdan falan değil. Kafamda çizdiğim noktalardan noktalara çizgi çekilmiş, boşluklar doldurulmuştu. Bu sırada İnkılap hocası tarih kitaplarını okuduğumu görünce ''Bari romanlarını oku'' diye büyük destek olmuş adamd…

Koca Kafalı Bebekler (Blythe in Dolls)

Önce Etsy'de gördüm bu bebekleri. Bak bak doyamadım. Sonra google koca kafalı bebekler yazdım. Oradan çıkan görselleri de topladım. Oradan da fiyat görmeye Ebay'e uğradım. Alacağımı aldım oturdum yerime :) Bunlar da bayıldığım koca kafalı bebekler. (Dediğim gibi görseller ebay,etsy ve gooogle görseller'den alınmıştır.)

   Bu bebeklerin asıl adı ise ''blythe''. Arama yapacak olursanız işinizi kolaylaştırayım.





   Nasıl sevimliler ya. Kıvırcık saçlar, cool haller. Hepsinden birer tane olsa hayır demem. O kadar çok beğendim anlayacağınız.


   Nasıl bişeysin sen. Çizmelerine ya da tozluklarına kadar benim ol, benimm.











  Anlayacağınız üzere, başlarında ve vücutların da örgü şapkalar bulunan koca kafalı bebeler etsy'den alıntı. Eğer bebek alan olursa çok tatlı kıyafetleri etsy'de olduğu gibi ebay'de de mevcut.

l
  Şimdi de gelelim bu beğendiğimiz bebelerin fiyatına. Yine ebay kaynaklı konuşacağım. Ben çok araştırma yapadım. Ama 120 dolarcıklardan başla…

Bizi Rahat Bırakın-2- (Savaştan 10 yıl Sonra)

Bir önceki yazımın devamı niteliğinde, savaşın gerçek tanıkları, yaşamları,acıları,umutları.... SURU
VÜCUT, TEDAVİYİ KABUL ETMEDİ Suru sekiz yaşında. Üç tane kız, dört tane erkek kardeşi var. Kerkük’te doğdu. Üç yaşında evde oynarken, dışarıda bomba yüklü bir araba patladı. Bomba yüzünden evin enerji ihtiyacını karşılayan yakıt tankı da patladı. Kızın bütün yüzünü alevler sardı. Ciddi şekilde yaralandı. Tedavi için Süleymaniye’ye götürüldü ancak Süleymaniye’de tedavi edilemedi. Bunun üzerine Amman’a getirildi. Vücudunun çeşitli yerlerinden parçalar alındı ve yanmış yerlerine dikildi. Küçük kızın vücudu bu tedaviyi kabul etmedi ve yapıştırılan parçalar döküldü. Suru hayvanlardan hoşlanmıyor, bebeklerle oynamayı çok seviyor. Arkadaşlarını çok özlüyor. ATİMA KHAHTAN ADNAN


ŞİMDİKİNİN AKSİNE ÇALIŞKAN VE HAYAT DOLUYDUM
Öğle uykusundaydık büyükbabamın evinde. Evin arka tarafında petrol dolu bir varil isabet almış. Patlamayla beraber kıyamete uyandığımızı sandık. Kız kardeşimle hemen …

‘Bizi Rahat Bırakın’ -1-

O kadar çaresiz hissediyorum ki, bir kez daha kendimi. Biraz önce içimden kahrettim, dışımdan ağladım ama şu an onu yapacak bile halim yok. Nasıl bir varlığız biz? Hayatlarımızı geliştirmek adına toplumlar, hayatlar yok etmek neden tatmin ediyor insanoğlunu?

 Amerika dünyanın kabadayısı diye, her güç gösterisini, bizim milletimize de bulaşmasın, diye es geçtik ya çoğu zaman. Sesimiz çok kısık çıktı ya hani. Öyle dinledik, izledik, okuduk ve sadece kahrettik ya hani. Hiç bi halt yapmadan, yapamadan. Kendi iç savaşımıza yaptığımız gibi.

 Haklılar, haksızlar, şurada kimgiller haklıdan öteye geçmeye çalışmanın sonucun da, bol şehit haberleri, onların analarını, babalarını dinledik. Ağlaya ağlaya. Başka? O kadar. Ama anneler, babalar çoğumuzun anlayamayacağı o acılara tahammül edip de, ''Dağdaki gençler yanlış yolda. Onlar da ölmesin dediler.'' Biz yine sadece dinledik. Biraz daha kahrettik ülkemizin hazin durumuna. Onların bu olgun davranışlarına bile tahammül etmedik.

 Irak…

Dökülme Vakti

Kendimden bahsettiğim postlarım hep sıkıcıdır. Bu giriş yazısı da, bu postun sıkıcı olacağı konusun da uyarı mahiyetindedir. Benden günah gitti. :)

  2-3 aydır yenilik peşindeyim. Herşeyi, bütün düşüncelerimi geride bırakıp, yapmak istediklerim üzerinde yoğunlaşmak için çaba sarfediyorum. Moral olarak az buçuk başarılı olmakla birlikte, istekleri gerçekleştirme üzerinde pek başarılı olduğum söylenemez. Zira hala istikrarlı değil, dönemsel süreçlerle başarılıymışım izlenimi veriyorum. Tabi sadece kendime.
  Neyse efenim, saçlarımı şu yeni çıkan köpük boyalardan alarak boyadım. Coleston Aşk Alevi. Bir kere berbat bir renk olacağını düşünüyordum ama idare ediyordu. Tahmin ettiğim gibi orta yaşlı kadına dönüşmedim. (Aklıma daha kötü tabirler de geldi. Ta ki saç rengimi görene kadar.) :D Yalnız ben ilk defa boyadığım için mi beceremedim yoksa köpük boyanın karakterimi bilmiyorum ama dip boyam gelmiş gibi bir hava var. Taa saçlarımı ilk yıkadığımdan beri. Saçını köpük boya ile boyayan v…