3.29.2013

Araf (Elif Şafak)


Önce Elif Şafakla olan ilişkimizden bahsedeyim. Bizimkisi klasik yazar-okur ilişkisi  başlamadı eyy okur.

Ömrümün 1. sınıftan 4. sınıfa kadar olan kısmı, önüne gelen her kitabı yalayıp yutan okuma bağımlısı şahsiyet, bir annenin ''tv izlerken insanlar ne kadar yediklerini anlamıyorlarsa, sen de kitap okurken ne kadar elma yediğini bilmiyorsun. Günde kilo ile elma yiyorsun'' canhıraş feryatları arasında geçti. Sonra tarih anlatan romanlar okumaya başladım. Daha çok tatmin oldum. 8. sınıfa kadar böyle gitti. Tabi romanlardan, tarihi vesikalarla anlatan yazarların kitaplarına geçiş yapmış, o da yeterli gelmeye başlamış, dolayısı ile değişiklik aramaya da başlamıştım. Tarihi bilgim harikulade, herhangi bir sözü vesikalarla çürütecek durumda olduğumdan falan değil. Kafamda çizdiğim noktalardan noktalara çizgi çekilmiş, boşluklar doldurulmuştu. Bu sırada İnkılap hocası tarih kitaplarını okuduğumu görünce ''Bari romanlarını oku'' diye büyük destek olmuş adamdır!  Kısacası bu dönemde fazla roman okumadım. Harry Potter serisi hariç tabi ki de. :)

Bu dönemden sonra da, roman okumayı değil kıyısından, köşesinden bile bilmediğim başka bir denize atladım. Siyasete. Bir çok siyaset kitabı okudum.  Ajan olmak en büyük hayalimdi. Siyasal ve gazetecilik rüyaları ile son buldu. Dönem siyaseti, yakın tarihte siyaset olarak ayırmıştım. O dönemler Kurtlar Vadisi zirvede, müthiş bölümler çekiyor. Bir taraftan nereye laf soktuklarını bulmaya çalışmak, bir taraftan aşk derken hiç kaçırmadan izliyoruz. Sonrasında Sağır Oda var. Bunlar dönem siyaseti. Bir de Köprü var. Yakın tarih siyaseti. Her bölümünü izlemesem de, hiç fena değildi ama filmi herhangi bir bölümünden daha vasattı. Anlayacağınız üzere siyaset kitapları ile aram çok iyiydi. Romanlardan etkilenmediğim kadar onlardan etkilendim. Öyle yazarlar, öyle saçmalıyorlar ki. Sağ sol çatışmaları, o kadar gencin ölmesini hala ama hala tek tarafa çekerek anlatmaya çalışan yazarlar kafayı yedirtir mesela. Saçmadır aga saçma. Yanlışmış yapılan işte. Bütün çocuklara yazık olmuş. Ama hala daha dönem dizilerin de bile bu saçmalıkları bulabilirsiniz. Solcu diye sağcılar, sağcılar diye solcular kötü gösterilir vs. O dönemlerde hiç ama hiç kabullenemedim bu durumları. Hala da kabul ettiğimi söyleyemem. Kafanı gömdüğün yerden çıkaracaksın kardeşim. Öncelik bu.

Bu siyaset üzerine eğilimim, Soner Yalçın'ın bir kitabı üzerine sonlandı. Döneminde, geçmişin de, bilmem kimin gizli günlüğü yayınlanmadı sadece bu kitap da diye yazılan kitaplar, çelişkilerle dolu, çamur atacak bir şey kalmayınca ayy çok dağınıktı diye itham ettiği cumhurbaşkanının üzerine seri halinde kitap yazan gazeteciler vs. Geldiğim noktayı kardeşimle aramda geçen mesajlaşma ile anlatayım:
 -Abla, siyaseti tanımlar mısın?
 -Kimin elinin kimin cebinde olduğu anlaşılamayan, örgüsel, örgütsel, karmaşık zihniyetli yapı.
 -Çocuğa nasıl anlatayım ben bunu! :D

Bu uzun aradan sonra yine yeniden romanlar okumaya başladım. Elif Şafak'a ise, Aşk kitabında malum Mevlana Hazretlerini anlatıyor. Ancak arkadaşımdan aldığım bilgiye göre bizim diye sahiplendiğimiz büyüğün kitabını yazmak için, yabancı kaynaklar kullanılmış. Tabi benim tepem attı. Bizden iyi mi anlayacaklardı, bileceklerdi. Keza çok iyi bir araştırma yapmış olsalar, tüm doğruları almış olsalar bile, kendi araştırmalıydı dedim. Hala kızgınım zatı alilerine. Ama artık aklımda bir soru işareti var. Acaba bunu yapmasına sebep ne oldu? Çünkü, tüm ön yargılarımı yıkıp Araf adlı kitabını okudum. Ve çok beğendim.

 Kitabın çok iyi bir kurgusu,her insan gibi karakterlerin arafta ki halleri. Ve o karakterlerin kendinize ne kadar yakın olduğunuzu hissettiğiniz dönemler. Herkes, sonundan çok etkilenmiş. Evet çok etkileyici idi. (Okumayan vardır diye söylemiyorum.) Fakat manik depresif olan hastaların ciddi manada psikiyatrisle zaman geçirmeleri ve lityum kullanmaları gerekiyor. Ben sonucun böyle olacağını tahmin ediyordum ve böyle olmasaydı abes gelirdi. Ama evet muhteşem bir sondu. Okumayanlara, benim gibi geç kalmışlara tavsiye ederim. Elif Şafak okutur kendini, o yüzden okunur. :)

 Kitaptan not aldığım ufak bir alıntı: Her bir nokta, peçetenin üzerinde usul usul dağılıyor, dağıldıkça büyüyordu. Şu hayatta başkalarının gözünde daha görünür olmanın yolunun, özden mümkün. olduğunca uzaklaşmak anlamına geldiğini kanıtlarcasına.

Not: Siyah Süt'ü de okudum. Kısa zamanda onu ve Durulamayan Bir Kafa'nın postlarını girmeyi düşünüyorum. Fotoğraf google görsellerden alınmıştır.

8 yorum:

  1. Kitap okumayı çok severim ama Elif şafağın tarzı bana hiç uymuyor bir tek aşkı çok beğenmiştim. Siyah sütü bitireceğim diye göbeğim çatladı:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karakter ile alakalı da olabilir. Siyah Süt'ü okurken devamlı kendimden birşeyler buldum. Bilhassa o küçük kadınlar.:)

      Aşk'ı okumadım. O kitabı hiç okuyasım yok hala :)

      Sil
  2. Ask ve siyah süt benim de favorilerim hele o siyah sütteki 'anaç sütlaç hanım' en sevdiğim karakterlerden...Ben doğru kullanılan yabancı kaynaklara karsı değilim ama SAİDE KUDS diye bir İranlı bayan Kimya Hatunu yazmış böyle iftiralarla dolu bir kitaba nasıl izin veriliyor anlamadım bunu da tarihsel kaynak sayan insanlar var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yahu Mevlana Hazretlernden bahsediyoruz. Kullansan bile bütün kaynakların yabancı olması hiç bana uymuyor :)

      İftiralarla dolu tarihimiz, yakın tarihimiz, iftira eden insanlarımız,dizilerimiz, gazetelerimiz, kitaplarımız... bol bol mevcut. İş biz de bitiyor. Neye inanacaksın, neye inanmayacaksın? Kararı kendi aklımızla vereceğimize göre kimseye suç atamayız ama yalanlarız. Yaptığınız gibi :)

      Siyah süt bitirim ya. İçimde konuşanları ilk defa parmak insan formuna soktum sayesinde :)

      Sil
  3. Bitli Turistim

    Öncelikle geçmiş olsun dileklerin için çok teşekkür ederim.

    Ben Aşk dışında bir kitabını okumadım. Ama bu yaz diğer kitaplarını da okumayı planıma almıştım. Bakalım senin gibi beğenecek miyim ben de.


    Çoook sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenip beğenmeyeceğinizi merakla bekliyorum o halde. :)

      Sil
  4. Bloglarda gezinirken rastladım "bitli turist"e.Tarzını,üslubunu beğendim.Elif Şafak Zaman gazetesinde yazıyordu.Severek okuyordum.Sonra birdenbire anlam veremedigim bir bicimde popüler oldu.Popüler olan herseyden uzak durduğum gibi Elif Şafak tan da uzaklaştım.Ethem Baran okumadinizsa eğer tavsiye ederim.Tarzını begeneceginizi düşünüyorum.Kurutulmus Gul Mevsimi mesela.Ayrıca Peyami Safa okumalısınız bence,özellikle Matmazel Noralya'nin Koltuğu'nu.Neyse gece vakti daha yazmayayım....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ben de, yazımı okudum. DGüya düzeltmeler yapmışım. Bir sürü hata var. Kendime sinir oldum.

      Dediğim gibi popülerliğinin bayağı bir olgunlaşma döneminde okudum ben. Popüler olan bir şeyden uzak durmak gibi bir eğilimim yok. Edebiyat üzerine ahkam kesemem. Popülerliği neden ve nasıl olmuştur bilmem. Ama okuduğum kitaplarını beğendim.

      Etkem Baran okumadım. Kurutulmuş Gül Mevsimi kitabını yazıyorum bir kenara. Bir kitap serisine başladım dün. :)

      Peyami Safa... Son yazdığı kitabını okumuştum. Çok çok ilginç bir kitapdır. Yalnızız. Eğer okumadıysanız tavsiye ederim. Matmazel Noralya'nın Koltuğu adlı eserinin yapısını merak ettim.

      Fazlasıyla şüphecilik, kitabı bir bütün olması gerekirken ilginç bir şekilde üç kısıma ayırıp birinci ikinci parçaları silik bırakmak, son kısımda ise coşup okuyucuya, müthiş bir kitap olduğuna inandırmak gibi bir kurgusu var mı? Yani Peyami Safa'nın tarzı bu mudur?

      Gece, gündüz farketmez. Her zaman yorumarınızı beklerim. :)

      Sil

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...