3.17.2013

‘Bizi Rahat Bırakın’ -1-

 

 O kadar çaresiz hissediyorum ki, bir kez daha kendimi. Biraz önce içimden kahrettim, dışımdan ağladım ama şu an onu yapacak bile halim yok. Nasıl bir varlığız biz? Hayatlarımızı geliştirmek adına toplumlar, hayatlar yok etmek neden tatmin ediyor insanoğlunu?

 Amerika dünyanın kabadayısı diye, her güç gösterisini, bizim milletimize de bulaşmasın, diye es geçtik ya çoğu zaman. Sesimiz çok kısık çıktı ya hani. Öyle dinledik, izledik, okuduk ve sadece kahrettik ya hani. Hiç bi halt yapmadan, yapamadan. Kendi iç savaşımıza yaptığımız gibi.

 Haklılar, haksızlar, şurada kimgiller haklıdan öteye geçmeye çalışmanın sonucun da, bol şehit haberleri, onların analarını, babalarını dinledik. Ağlaya ağlaya. Başka? O kadar. Ama anneler, babalar çoğumuzun anlayamayacağı o acılara tahammül edip de, ''Dağdaki gençler yanlış yolda. Onlar da ölmesin dediler.'' Biz yine sadece dinledik. Biraz daha kahrettik ülkemizin hazin durumuna. Onların bu olgun davranışlarına bile tahammül etmedik.

 Irak... Dibimizde, kanla yoğrulan ülke. Amerika'nın savunduğu gibi bir savaş mı? Hayır. Şimdi denilecek ki, ülkesine saldırı yapılmış kendini koruyor. Yok ya! O Amerika kendini koruyacaksa eğer gitsin Rusya'ya saldırsın. Rakibi mi Irak? Ha dedin ki, Saddam zalimdi, şöyleydi, böyleydi. Amerika sessiz sedasız da dize getiremez miydi? Yani bu kadar çocuğun canına kıyılmadan, daha 10 yaşında ki çocuğun ölmek için bağıra bağıra yalvarmadığı bir yöntemle yapamaz mıydı? O çocukların canlarına halel gelmediyse eğer, anneleri, babaları,kardeşleri ya hastanedeler ya da, yoklar. Nasıl bir sindirme operasyonuydu o öyle ki, adına savaş denildi? Amerika'da ki aileler, kendileriyle nasıl gurur duyarlar, nasıl  göğüslerini gere gere bundan bahsederler bilmem ama, 13-14 yaşında hayatları boyunca hem psikolojik hem de fiziksel açıdan bu acıdan kurtulamayacak olan o küçücük çocuklar ''Gene de bir şeyler söylemek gerekirse sadece barış dileyebilirim. Kardeşlerim için, bütün insanlar için barış. Artık kimse savaşmasın, ölmesin, yaralanmasın.'' diyerek bütün acılarını,hayallerini,geleceklerini bir tarafa bırakıp bu cümlelerle dünya barışı istiyorlar. Kendilerine bunu yapanların, ailelerine, o ülkenin çocuklarına, annelerine, babalarına lanet etmeden.

 Bir gün Irak'lı bir bayanla tanıştım. O sıra da bir mağaza da, tercüman satış elemanı olarak çalışıyordu. Türkçe de biliyor olunca, konuşma fırsatım oldu. Asıl işinin rehberlik olduğunu yanılmıyorsam eşi ile birlikte ülkeleri gezdiklerini anlattı.Saddam'dan sonra evlerinin yakınların da, olan patlamalardan bahsetti.  Yakınlarının başlarına gelenlerden. Üstüne söyledikleri düşündürücüydü. '' Saddam ne yapmış? Saddam'a kurban olurum ben!'' (Bu konuşma geçeli uzun zaman oldu. Aslında naımsadığım başka şeyler de var ama yukarıda ki o iki cümle var ya. İşte onları ömrüm boyunca unutmayacağım. Zulüm yapan birine karşı, demokrasi adına öyle bir rejim gelmiş ki, o iki cümleyi söyletmiş. Ötesi var mı? Bu zulümü anlatacak başka cümleye yok. Ama geleceğin cümleleri, ötesi, herşeyi çok var...

 Yukarıda, girişte ki, resim, plastik cerrahi ameliyatları geçirmiş bir Iraklı kadın, Her Iraklı gibi onun da acı bir hikayesi var. Hem de, kendine ait. Sizinde var mı? Böyle acı çektiniz mi? Acaba o kadının çocukları,eşi ne durumda? Kendi çektiği o anlaşılması zor olan acıların yanında, kalbinde, sevdiklerine ayırdığı o kocaman kalbinde kaç delik var? Ya bundan sonra? Aynaya bakmak isteyecek mi? Kendine bakmaktan utanduığı için değil! O acıları hatırlamayı ne kadar çok isteyebilir sizce? Unutamayacağı, ama azıcıkta olsa hatırlamak istemediği o hatıralar, her aynayla karşılaştığın da, herhangi birinin merhametle bakan gözlerinde, kaç kere daha sille gibi vücuduna inip, tüm benliğini defalarca kelimesinin üzerine bir kez daha altüst edecek?
( Bu kadını burada fotoğrafı olmayan Iraklı herhangi bir kadının yerine koyalım. Çünkü, yukarıda ki kadının bir hikayesi var.)
  
 Irak savaşının üzerinden on yıl geçmiş. Ben yedinci sınıfa gidiyordum. Arkadaşlarımın gece sesleri dinledim ama duyamadım diye konuştukları bir sınıftaydım. Yer İstanbul. Yer yer nefretler kusuldu o gün. Aslında sadece anladığımızı zannediyormuşuz. Aynı şimdi ki gibi. Ve ilk gecenin, ilk günün üzerinden on yıl geçmiş. Bunun on yılın anısına 23 Mart'ta Niko Guido önderliğinde ''Bizi Rahat Bırakın’ adında bir fotoğraf sergisi açılıyormuş.

           Bu da Hürriyet'te ki haber ve linki;

 ''Irak Savaşı’nın üzerinden tam 10 yıl geçti. Şimdi bunun anısına 23 Mart’ta fotoğrafçı Niko Guido önderliğinde ‘Bizi Rahat Bırakın’ adında bir fotoğraf sergisi açılıyor. Ama öyle bildiğimiz sergilerden değil. Çünkü aynı gün Hindistan, İngiltere, İsveç gibi farklı ülkelerde de açılacak. Sergide savaşta yaralanan Iraklıların birbirinden etkileyici fotoğrafları görülecek.

  Bu projede dünyanın her yanından 300 gönüllü canla başla çalışıyor. Projenin liderliğini yürüten fotoğrafçı Niko Guido, 2010 ve 2011 yıllarında Ürdün’ün başkenti Amman’a giderek, savaş sonrası plastik cerrahi ameliyatları geçirmiş Iraklıların portre fotoğraflarını çekti. Bu kayıtlardaki her Iraklı, savaş karşıtı bir tiyatro sanatçısı tarafından seslendirildi. Projenin adı ise ‘Leave Us Alone - Bizi Rahat Bırakın’. Detaylarını da leaveusaloneproject.org sitesinde bulabilirsiniz.

 Sergi İstanbul’da Ataşehir Belediyesi Cemal Süreya Sergi Salonu’nda, İzmir’de Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde, Ankara’daysa Kavaklıdere’de bulunan Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde görülebilir.''

 Ceren ARSEVEN

           http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=66883&rid=2&p=1


 


4 yorum:

  1. malesef öyle:S Laptop sehpasımı kullanışlı gelmedi? biz her akşam sürekli kullanıyoruz eşim çok memnum. Oturma odasında atıştırırkende kullanıyoruz. Biz çok memnunuz baya işimizi gördü. siz niye beğenmediniz ki acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya. Bir heves almıştık ama zaten ucu kırık geldi. Kargoyla açmadık diye geri de gönderemedik. Neyse rahat edemedik kısacası. Her şekle giremediğim için de olabilir belki. :)

      Sil

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...