Ana içeriğe atla

‘Bizi Rahat Bırakın’ -1-

 

 O kadar çaresiz hissediyorum ki, bir kez daha kendimi. Biraz önce içimden kahrettim, dışımdan ağladım ama şu an onu yapacak bile halim yok. Nasıl bir varlığız biz? Hayatlarımızı geliştirmek adına toplumlar, hayatlar yok etmek neden tatmin ediyor insanoğlunu?

 Amerika dünyanın kabadayısı diye, her güç gösterisini, bizim milletimize de bulaşmasın, diye es geçtik ya çoğu zaman. Sesimiz çok kısık çıktı ya hani. Öyle dinledik, izledik, okuduk ve sadece kahrettik ya hani. Hiç bi halt yapmadan, yapamadan. Kendi iç savaşımıza yaptığımız gibi.

 Haklılar, haksızlar, şurada kimgiller haklıdan öteye geçmeye çalışmanın sonucun da, bol şehit haberleri, onların analarını, babalarını dinledik. Ağlaya ağlaya. Başka? O kadar. Ama anneler, babalar çoğumuzun anlayamayacağı o acılara tahammül edip de, ''Dağdaki gençler yanlış yolda. Onlar da ölmesin dediler.'' Biz yine sadece dinledik. Biraz daha kahrettik ülkemizin hazin durumuna. Onların bu olgun davranışlarına bile tahammül etmedik.

 Irak... Dibimizde, kanla yoğrulan ülke. Amerika'nın savunduğu gibi bir savaş mı? Hayır. Şimdi denilecek ki, ülkesine saldırı yapılmış kendini koruyor. Yok ya! O Amerika kendini koruyacaksa eğer gitsin Rusya'ya saldırsın. Rakibi mi Irak? Ha dedin ki, Saddam zalimdi, şöyleydi, böyleydi. Amerika sessiz sedasız da dize getiremez miydi? Yani bu kadar çocuğun canına kıyılmadan, daha 10 yaşında ki çocuğun ölmek için bağıra bağıra yalvarmadığı bir yöntemle yapamaz mıydı? O çocukların canlarına halel gelmediyse eğer, anneleri, babaları,kardeşleri ya hastanedeler ya da, yoklar. Nasıl bir sindirme operasyonuydu o öyle ki, adına savaş denildi? Amerika'da ki aileler, kendileriyle nasıl gurur duyarlar, nasıl  göğüslerini gere gere bundan bahsederler bilmem ama, 13-14 yaşında hayatları boyunca hem psikolojik hem de fiziksel açıdan bu acıdan kurtulamayacak olan o küçücük çocuklar ''Gene de bir şeyler söylemek gerekirse sadece barış dileyebilirim. Kardeşlerim için, bütün insanlar için barış. Artık kimse savaşmasın, ölmesin, yaralanmasın.'' diyerek bütün acılarını,hayallerini,geleceklerini bir tarafa bırakıp bu cümlelerle dünya barışı istiyorlar. Kendilerine bunu yapanların, ailelerine, o ülkenin çocuklarına, annelerine, babalarına lanet etmeden.

 Bir gün Irak'lı bir bayanla tanıştım. O sıra da bir mağaza da, tercüman satış elemanı olarak çalışıyordu. Türkçe de biliyor olunca, konuşma fırsatım oldu. Asıl işinin rehberlik olduğunu yanılmıyorsam eşi ile birlikte ülkeleri gezdiklerini anlattı.Saddam'dan sonra evlerinin yakınların da, olan patlamalardan bahsetti.  Yakınlarının başlarına gelenlerden. Üstüne söyledikleri düşündürücüydü. '' Saddam ne yapmış? Saddam'a kurban olurum ben!'' (Bu konuşma geçeli uzun zaman oldu. Aslında naımsadığım başka şeyler de var ama yukarıda ki o iki cümle var ya. İşte onları ömrüm boyunca unutmayacağım. Zulüm yapan birine karşı, demokrasi adına öyle bir rejim gelmiş ki, o iki cümleyi söyletmiş. Ötesi var mı? Bu zulümü anlatacak başka cümleye yok. Ama geleceğin cümleleri, ötesi, herşeyi çok var...

 Yukarıda, girişte ki, resim, plastik cerrahi ameliyatları geçirmiş bir Iraklı kadın, Her Iraklı gibi onun da acı bir hikayesi var. Hem de, kendine ait. Sizinde var mı? Böyle acı çektiniz mi? Acaba o kadının çocukları,eşi ne durumda? Kendi çektiği o anlaşılması zor olan acıların yanında, kalbinde, sevdiklerine ayırdığı o kocaman kalbinde kaç delik var? Ya bundan sonra? Aynaya bakmak isteyecek mi? Kendine bakmaktan utanduığı için değil! O acıları hatırlamayı ne kadar çok isteyebilir sizce? Unutamayacağı, ama azıcıkta olsa hatırlamak istemediği o hatıralar, her aynayla karşılaştığın da, herhangi birinin merhametle bakan gözlerinde, kaç kere daha sille gibi vücuduna inip, tüm benliğini defalarca kelimesinin üzerine bir kez daha altüst edecek?
( Bu kadını burada fotoğrafı olmayan Iraklı herhangi bir kadının yerine koyalım. Çünkü, yukarıda ki kadının bir hikayesi var.)
  
 Irak savaşının üzerinden on yıl geçmiş. Ben yedinci sınıfa gidiyordum. Arkadaşlarımın gece sesleri dinledim ama duyamadım diye konuştukları bir sınıftaydım. Yer İstanbul. Yer yer nefretler kusuldu o gün. Aslında sadece anladığımızı zannediyormuşuz. Aynı şimdi ki gibi. Ve ilk gecenin, ilk günün üzerinden on yıl geçmiş. Bunun on yılın anısına 23 Mart'ta Niko Guido önderliğinde ''Bizi Rahat Bırakın’ adında bir fotoğraf sergisi açılıyormuş.

           Bu da Hürriyet'te ki haber ve linki;

 ''Irak Savaşı’nın üzerinden tam 10 yıl geçti. Şimdi bunun anısına 23 Mart’ta fotoğrafçı Niko Guido önderliğinde ‘Bizi Rahat Bırakın’ adında bir fotoğraf sergisi açılıyor. Ama öyle bildiğimiz sergilerden değil. Çünkü aynı gün Hindistan, İngiltere, İsveç gibi farklı ülkelerde de açılacak. Sergide savaşta yaralanan Iraklıların birbirinden etkileyici fotoğrafları görülecek.

  Bu projede dünyanın her yanından 300 gönüllü canla başla çalışıyor. Projenin liderliğini yürüten fotoğrafçı Niko Guido, 2010 ve 2011 yıllarında Ürdün’ün başkenti Amman’a giderek, savaş sonrası plastik cerrahi ameliyatları geçirmiş Iraklıların portre fotoğraflarını çekti. Bu kayıtlardaki her Iraklı, savaş karşıtı bir tiyatro sanatçısı tarafından seslendirildi. Projenin adı ise ‘Leave Us Alone - Bizi Rahat Bırakın’. Detaylarını da leaveusaloneproject.org sitesinde bulabilirsiniz.

 Sergi İstanbul’da Ataşehir Belediyesi Cemal Süreya Sergi Salonu’nda, İzmir’de Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde, Ankara’daysa Kavaklıdere’de bulunan Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde görülebilir.''

 Ceren ARSEVEN

           http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=66883&rid=2&p=1


 


Yorumlar

  1. malesef öyle:S Laptop sehpasımı kullanışlı gelmedi? biz her akşam sürekli kullanıyoruz eşim çok memnum. Oturma odasında atıştırırkende kullanıyoruz. Biz çok memnunuz baya işimizi gördü. siz niye beğenmediniz ki acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya. Bir heves almıştık ama zaten ucu kırık geldi. Kargoyla açmadık diye geri de gönderemedik. Neyse rahat edemedik kısacası. Her şekle giremediğim için de olabilir belki. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Stilistlerden Çizimler (IIlustrations)

O kadar stilistliğe gitmeye çalışıyorum, ediyorum dedim madem, biraz da bana ilham veren görüp de beğendiğim çalışmaları sizinle de paylaşayım istedim. (Bu arada ufak bir not: Ben, çizim tekniklerini yarın öğreneceğim için ve ilk denemelerimden haz etmediğim için ve silüet ve kıyafet duruşunu kavrayabilmek için bakarak çizim yapmayı yeğledim. Yani son zamanlarda ki çizimlerim tamamıyla benim tasarımlarım olmadı.Ama çizimlerimde ilerleme kaydetmeme büyük katkıları oldu. Kısacası siz de elinize kağıt kalem alıp başlayabilirsiniz. Olmadı mı canınızı sıkmayın. Hiç olmadı bana yazın anlayamadığınız noktaları. Yarım doktor misali, ama canınızdan olmazsınız :)     Size yardımcı olabilecek diğer noktalar ise, çizimini gördüğünüz bir modelin kalıbını çıkartabiliyorsanız eğer, yahut pratik olarak değil de direkt modelistlik eğitimi almışsanız kalıbını çıkartıp, dikip, bilmem hangi markanın çook beğendiğiniz ama o çook fiyatından dolayı alamadığınız modelini üzerinizde hep birlikte görebiliriz. Y…

Yaka Yapımı

Stilistlik kursumuzda bu hafta yaka yapımı üzerine yoğunlaştılar. Yoğunlaştılar dememin sebebi ise maalesef malzemem olmadığı için,ve yakın tuhafiyelerde bulamadığım için ortada kalmam yüzünden. Uzun süredir rahatsızlıklarım ve bilumum sıkıntılı sebeplerden ötürü kurslarıma gidememiştim. Malzemelerden de bir  gün önce haberim olunca başka bir yerlerden bulma ümidim de kalmadı. Arkadaşlarım, benim uzun süredir yapmak istediğim yakaları yaparken ben de onları izledim. Biraz çizim yaptım. Birazcık ta dikiş. Gözüm onlarda olunca pek iş yapamadım zaten.

                                                             Yaka kalıp örnekleri:








  Malzemelere gelirsek;

  -Keçe ( Hoca beyaz,krem ve siyah tercih etmemizi istemişti. Bence istenilen renkte keçe kullanılabilir. Hatta bence kumaş çok daha şık olur. Benden söylemesi.)

-İnci (Büyük ve arkası yassı olanları tercih ettiler. Yapıştırabilmek için arkasının yassı olması önemli bir pozisyon oluşturuyor.)



-Silikon tabancası artı silikon almayı unutma…

Salvador Ve Sürrealizm

Bir kaç senedir Salvador Dali ile tanıdığım ve beni içine çekip bir daha da çıkaramayan sürrealist resimler.. Başka ressamlar da var elbet. Ana temanın Dali olmasının ilk sebebi, onunla sevmiş olmam. Bu resimdeki de Salvador amcamız. İşin en güzel tarafı bu fotoğrafın dijital tekniklerle hayat bulmamış olması.
 Bir kaç ay önce Salvador Dali sergisi Tophane-i Amirede idi. Hayalim; nette gördüğüm, beni cezbeden  o zekice çizilmiş resimlerin çok daha fazlasını görebilmekti. Ama neredeyse bütün çizimler benim zekamın fazlasıyla üstündeydi. Eğer güzel sanatlar öğrencisi olsaydım çok şey öğreneceğim kesindi. Maalesef değilim...












  Başlığa bakıp ta, öyle internetten edindiğim bir kaç bilgi ve beğeniyle sürrealizm üzerine ahkam kesmemi bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Tek amacım, görmemiş olmanız ihtimaline karşı, bir kaç resim ekleyip sizin de sürüklenmenizi sağlamaktı.