Ana içeriğe atla

Bizi Rahat Bırakın-2- (Savaştan 10 yıl Sonra)

  Bir önceki yazımın devamı niteliğinde, savaşın gerçek tanıkları, yaşamları,acıları,umutları....

 

SURU


VÜCUT, TEDAVİYİ KABUL ETMEDİ

Suru sekiz yaşında. Üç tane kız, dört tane erkek kardeşi var. Kerkük’te doğdu. Üç yaşında evde oynarken, dışarıda bomba yüklü bir araba patladı. Bomba yüzünden evin enerji ihtiyacını karşılayan yakıt tankı da patladı. Kızın bütün yüzünü alevler sardı. Ciddi şekilde yaralandı. Tedavi için Süleymaniye’ye götürüldü ancak Süleymaniye’de tedavi edilemedi. Bunun üzerine Amman’a getirildi. Vücudunun çeşitli yerlerinden parçalar alındı ve yanmış yerlerine dikildi. Küçük kızın vücudu bu tedaviyi kabul etmedi ve yapıştırılan parçalar döküldü. Suru hayvanlardan hoşlanmıyor, bebeklerle oynamayı çok seviyor. Arkadaşlarını çok özlüyor. 

 

ATİMA KHAHTAN ADNAN




ŞİMDİKİNİN AKSİNE ÇALIŞKAN VE HAYAT DOLUYDUM
Öğle uykusundaydık büyükbabamın evinde. Evin arka tarafında petrol dolu bir varil isabet almış. Patlamayla beraber kıyamete uyandığımızı sandık. Kız kardeşimle hemen dışarı attık kendimizi. Annem bu kadarını bile yapamadı; üzerine düşen pencerenin altında kaldı, oracıkta can verdi. Ninem öldü. Kız kardeşimle beni hastaneye yetiştirdiler. Kurtulmasına kurtulmuştu kardeşim ama durmadan dua ediyordu, bir an önce ölüp acılarından kurtulmak için. Ardından doktorlara, hemşirelere, hastabakıcılara, herkese yalvarmaya başladı. Bir iğne, onu hemen orada kurtaracak, hayatına son verecek bir iğne için yalvarıyor, çığlık atıyordu. Hayatta kalırsa ıstırabının daha da artacağını biliyordu. Tereddütsüz cevap verdiler yakarmalarına; bir iğne hemen durdurdu kanlar içindeki kız kardeşimin kan dolaşımını, kurtardı acılarından.

Amerikalılar geldi bir süre sonra. Tedavimin devamı için memleketlerine götürdüler beni. Gördüğünüz gibi ben artık yaralı bir insanım, 14 yaşımda. Hayatımın sonuna kadar bu yaramla yaşayacağım. İçimdeki yaraysa sonsuza kadar benimle kalacak. Beni bir an bile bırakmayacağını hissediyorum. Bütün bunları biliyor ve kabulleniyorum ama sinir sistemim çok hassas; başıma gelenlerle mukayese bile edilemeyecek küçücük bir aksilik bile artık psikolojimi alt üst etmeye yetiyor.

Eski, mutlu günlerimi hatırlamadan edemiyorum. Şimdikinin aksine çok çalışkan, hayat dolu bir insandım. Arkadaşlarımın evlerine gider, bir anımı bile boş geçirmezdim. Artık hiç keyfim yok, umudum ya da beklentim de yok. Erkek kardeşlerim kaldı. Üç erkek kardeş. Hepsi öğrenci. Bana olan oldu. Bundan sonrası için hiç bir diyeceğim yok. Gene de bir şeyler söylemek gerekirse sadece barış dileyebilirim. Kardeşlerim için, bütün insanlar için barış. Artık kimse savaşmasın, ölmesin, yaralanmasın. 

 

HAYAT MUHAMMED NASIR




İSTEKLERİM NEREDEYSE GERÇEK OLMUŞTU
Irak’ın Al Anbar şehrindenim. İlkokuldan sonra okulu bıraktım. Savaştan hemen önce de evlendim. Evimle ilgilenmeyi, temiz ve düzenli bir yuva kurmayı, çocuklarımın olmasını ve onlarla vakit geçirmeyi, onları besleyip büyütmeyi hep istemişimdir. Özellikle de yemek yapmayı çok severdim, her türlü yemekte de çok iddialıydım. Bütün bu istediklerim neredeyse gerçek olmuştu. Üç aylık evliydim, güzel bir evim vardı. Ev işleriyle uğraşmak, kocama yemek hazırlamak derken hayatım tam da istediğim gibi gidiyordu. Üstüne üstlük bir aylık da hamileydim. Kocam da, ben de çok mutluyduk. Ailelerimiz de dâhil heyecanla doğacak çocuğumuzu, torunumuzu bekliyorduk. Bütün dualarım kabul olmuştu işte.

Bir gün Hitam ve kocamla beraber bahçedeydik. Sokaktaki petrol varilleri isabet almış. Bir patlama oldu. Biz de sokağa çok yakındık. Her yer alev aldı, cehennem gibiydi. Hitam’la ben ağır yaralandık, her tarafımız yandı. Hem yaralı, hem de hamile kalakaldım savaşın ortasında. Sadece yüzüm yanmakla kalmamış, gördüğünüz gibi iki elimi de kullanamaz hale gelmiştim. Sonra benim için zor bir tedavi süreci başladı; hastaneden hastaneye, doktordan doktora. Bir anda hayatım değişti. Evim, mutfağım, ailem, kocam geride kaldı. Artık hastaneler evim oldu. Hastane yemekleri de yemeğim.

En zoru da karnımdaki bebekle bu sürece dayanabilmekti. Sadece kendimi değil, bebeğimi de düşünmek zorundaydım. Hamileliğim boyunca iki ameliyat geçirdim. Ben bir şekilde dayanıyordum bütün bunlara, ama ya bebeğim? Nitekim yedinci ayda doktorlar bebeğimi almak zorunda kaldılar. Allah’a şükürler olsun ki bebeğim yaşıyor. Adı Bekir. Şimdi bir yaşında ama ben hep hastanede olduğumdan ona babası ve ninesi bakıyor. Amman’a geldiğimden beri beş aydır göremedim oğlumu. Kocamın sevgisi, anlayışı, bana ve oğluma bağlılığı ve ailelerimizin desteğiyle bu sürece göğüs geriyor, umutsuzluğa kapılmıyoruz. Bir elim ameliyatla biraz düzeldi, sırada diğeri var. İnşallah evimi temizleyip pırıl pırıl yapacağım günler de gelecek. Mutfağımda oğluma ve babasına güzel yemekler hazırlayacağım. Oğlumun büyüdüğünü göreceğim...

 

LAİTH İMAMEDDİN YAHYA




AMELİYATLARIMI SAYAMAMIYORUM
25 yaşındayım. Bağdatlıyım. İki erkek bir de kız kardeşim var. Yaralanmadan önce öğrenciydim. Amcam bize yüzme öğretmeye başlamıştı, ben de yüzmekten çok keyif alıyordum. Evimiz cadde üzerindeydi. 2004’ün şubat ayı, sömestre tatilinin son günü evdeydim. Caddedeki arabalardan birine bubi tuzağı kurmuşlar. Araba patladı. Parçaları evimize kadar geldi, ben de böylece yaralandım. Önce Irak’ta hastaneye kaldırıldım, İtalyan Hastanesi’ne. Orada yanıklarımı tedavi ettiler, ardından Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ne sevk ettiler. Hastanede 10 defa, hatta 13 defa ameliyat oldum. Kesin sayısını bile hatırlamakta zorlanıyorum. Sonra buraya, Amman’a getirdiler. Burada da 12 operasyon yaptılar, toplamda yanılmıyorsam 25 eder.

25 yaşımda 25 operasyon, artık hayatım hastanelerde geçiyor. İnşallah bir yerde son bulur bütün bunlar, ben de herkes gibi normal hayata dönerim. Irak eskiden böyle değildi, düzen vardı. Güvenliğimiz, özgürlüğümüz ve huzurumuz vardı. Mutluyduk fakat savaşla birlikte hepsini kaybettik. 

 

HAMİD MUHAMMED



ARTIK VÜCUDUMDA EKSİK KEMİK BİLE VAR
Iraklıyım, Al Anbar şehrindenim. 15 yaşımdayım. Öğrenciyim. Ailemiz babamın haricinde iki kız, yedi de erkek kardeşten oluşuyor. Bir ağabeyim ve bir amcaoğlum hastabakıcı, ben de Allah’ın izni ile büyüyünce onlar gibi hastabakıcı olmak istiyorum. Tabii önce tedavimin bitmesi ve okula dönmem gerek. Futbolu ve yüzmeyi çok seviyorum ama maalesef yüzme bilmiyorum. Al Anbar’da ne yüzme havuzu var ne de bize yüzme öğretecek biri. Gerçi olsaydı bile şu an için ben ne yüzebilir ne de futbol oynayabilirim çünkü yürüyemiyorum, hatta otururken bile acı çekiyorum.

Kemiklerimde kırıklar var, doktorların kaynatmaya çalıştıkları kırıklar. Üstelik vücudumda eksik kemik de var. Bunun sebebi de vurulmam. 2004’te vuruldum. Okuldan eve dönerken Amerikan askerleriyle silahlı bir grubun arasında kaldım. Çıkan çatışmada elime kurşun isabet etti. Okuldan dönen başka öğrenciler de vardı, onlara ne oldu bilmiyorum. Vurulur vurulmaz düşmüşüm. O günden beri de hastanelerde tedavi gördüm. Al Anbar’da bir, Bağdat’ta iki ameliyat geçirdim. Artık okul, ev yerine hastanede geçiyor günlerim. Kardeşlerimi ve ailemi çok özlüyorum ama elimi yeniden kullanabilmem ve eskisi gibi koşabilmem için katlanıyorum.

 HİTAM HAMİD



BU YARAYLA OKULA GİDEMİYORUM

13 yaşıma yeni girdim. Evimiz Al Anbar’da. Beşinci sınıfta okulu bıraktım. Okulda halk danslarına meraklıydım. En sevdiğim ders ise İngilizce idi. Kitap okumaktan da keyif alır, bol bol okurdum. Arkadaşlarımla oynamayı, kardeşlerimle vakit geçirmeyi çok severdim. Üç kız bir de erkek kardeşim var.

Ne var ki ben eskiden severdim okulu, okumayı ve öğrenmeyi, okula giden her çocuk gibi büyüyünce ne olacağımı hayal etmeyi... Patlama, hayatımı tamamen değiştirdi, gördüğünüz gibi görünüşümü de. Bu yara yüzümdeyken okula gitmek istemiyordum, ben de çoktan bıraktım okulu. Başka ne yapabilirdim ki bu halimle?

Büyüyünce ne olacağım konusundaysa artık hiç hayal kurmuyorum. Arkadaşlarımla oynamıyorum. Halk oyunları da eskide kaldı. Patlamayla ilgili son hatırladığım evimizin hemen yanında kardeşlerimle oturup tahta boyadığımız. Petrol varillerimiz vardı, isabet almış ve patlamışlar. Hastanede gözlerimi açtığımda yüzümle birlikte bütün hayatım çoktan değişmişti. Irak’ta, Irak dışında tedaviler ve ameliyatlarla dolu benim yeni hayatım; büyük büyük hastaneler, steril kokulu ameliyathaneler, ilaç ve pansumanlar, hemşireler ve doktorlar, hastabakıcılar, hastalar, yaralılar, endişeli yüzler, bıkkın insanlar, korkudan ağlayan çocuklar, korktuklarını saklamaktan, korkularını bastırmaktan yorgun düşmüş anneler, babalar... Artık tek bir dileğim var; Allah vatanımızı ve ailemizi korusun. Allah bütün ülkeleri ve aileleri de korusun ki benim yaşadıklarımı bir daha hiç bir çocuk yaşamasın. 

 

HÜRRİYET

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Stilistlerden Çizimler (IIlustrations)

O kadar stilistliğe gitmeye çalışıyorum, ediyorum dedim madem, biraz da bana ilham veren görüp de beğendiğim çalışmaları sizinle de paylaşayım istedim. (Bu arada ufak bir not: Ben, çizim tekniklerini yarın öğreneceğim için ve ilk denemelerimden haz etmediğim için ve silüet ve kıyafet duruşunu kavrayabilmek için bakarak çizim yapmayı yeğledim. Yani son zamanlarda ki çizimlerim tamamıyla benim tasarımlarım olmadı.Ama çizimlerimde ilerleme kaydetmeme büyük katkıları oldu. Kısacası siz de elinize kağıt kalem alıp başlayabilirsiniz. Olmadı mı canınızı sıkmayın. Hiç olmadı bana yazın anlayamadığınız noktaları. Yarım doktor misali, ama canınızdan olmazsınız :)     Size yardımcı olabilecek diğer noktalar ise, çizimini gördüğünüz bir modelin kalıbını çıkartabiliyorsanız eğer, yahut pratik olarak değil de direkt modelistlik eğitimi almışsanız kalıbını çıkartıp, dikip, bilmem hangi markanın çook beğendiğiniz ama o çook fiyatından dolayı alamadığınız modelini üzerinizde hep birlikte görebiliriz. Y…

Yaka Yapımı

Stilistlik kursumuzda bu hafta yaka yapımı üzerine yoğunlaştılar. Yoğunlaştılar dememin sebebi ise maalesef malzemem olmadığı için,ve yakın tuhafiyelerde bulamadığım için ortada kalmam yüzünden. Uzun süredir rahatsızlıklarım ve bilumum sıkıntılı sebeplerden ötürü kurslarıma gidememiştim. Malzemelerden de bir  gün önce haberim olunca başka bir yerlerden bulma ümidim de kalmadı. Arkadaşlarım, benim uzun süredir yapmak istediğim yakaları yaparken ben de onları izledim. Biraz çizim yaptım. Birazcık ta dikiş. Gözüm onlarda olunca pek iş yapamadım zaten.

                                                             Yaka kalıp örnekleri:








  Malzemelere gelirsek;

  -Keçe ( Hoca beyaz,krem ve siyah tercih etmemizi istemişti. Bence istenilen renkte keçe kullanılabilir. Hatta bence kumaş çok daha şık olur. Benden söylemesi.)

-İnci (Büyük ve arkası yassı olanları tercih ettiler. Yapıştırabilmek için arkasının yassı olması önemli bir pozisyon oluşturuyor.)



-Silikon tabancası artı silikon almayı unutma…

Salvador Ve Sürrealizm

Bir kaç senedir Salvador Dali ile tanıdığım ve beni içine çekip bir daha da çıkaramayan sürrealist resimler.. Başka ressamlar da var elbet. Ana temanın Dali olmasının ilk sebebi, onunla sevmiş olmam. Bu resimdeki de Salvador amcamız. İşin en güzel tarafı bu fotoğrafın dijital tekniklerle hayat bulmamış olması.
 Bir kaç ay önce Salvador Dali sergisi Tophane-i Amirede idi. Hayalim; nette gördüğüm, beni cezbeden  o zekice çizilmiş resimlerin çok daha fazlasını görebilmekti. Ama neredeyse bütün çizimler benim zekamın fazlasıyla üstündeydi. Eğer güzel sanatlar öğrencisi olsaydım çok şey öğreneceğim kesindi. Maalesef değilim...












  Başlığa bakıp ta, öyle internetten edindiğim bir kaç bilgi ve beğeniyle sürrealizm üzerine ahkam kesmemi bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Tek amacım, görmemiş olmanız ihtimaline karşı, bir kaç resim ekleyip sizin de sürüklenmenizi sağlamaktı.