3.11.2013

Dökülme Vakti



  Kendimden bahsettiğim postlarım hep sıkıcıdır. Bu giriş yazısı da, bu postun sıkıcı olacağı konusun da uyarı mahiyetindedir. Benden günah gitti. :)

  2-3 aydır yenilik peşindeyim. Herşeyi, bütün düşüncelerimi geride bırakıp, yapmak istediklerim üzerinde yoğunlaşmak için çaba sarfediyorum. Moral olarak az buçuk başarılı olmakla birlikte, istekleri gerçekleştirme üzerinde pek başarılı olduğum söylenemez. Zira hala istikrarlı değil, dönemsel süreçlerle başarılıymışım izlenimi veriyorum. Tabi sadece kendime.
  Neyse efenim, saçlarımı şu yeni çıkan köpük boyalardan alarak boyadım. Coleston Aşk Alevi. Bir kere berbat bir renk olacağını düşünüyordum ama idare ediyordu. Tahmin ettiğim gibi orta yaşlı kadına dönüşmedim. (Aklıma daha kötü tabirler de geldi. Ta ki saç rengimi görene kadar.) :D Yalnız ben ilk defa boyadığım için mi beceremedim yoksa köpük boyanın karakterimi bilmiyorum ama dip boyam gelmiş gibi bir hava var. Taa saçlarımı ilk yıkadığımdan beri. Saçını köpük boya ile boyayan var mı? Ben mi beceremedim yoksa böyle bi problem çoğunlukla var mı? Biraz önce Coleston köpük boya serisinde renk seçeneklerinin ne kadar bol olduğunu gördüm. Halbuki, Watsons ve Gratis mağazalarında çok daha az seçenek var. Marka seçeneği olmasına rağmen. Ben kırmızı ya da patlıcan moru seçebilirdim halbuki. Görüp, duyarsanız bana da haber verin, lütfen! :)

  Uzun süredir yapmak istediğim fakat yapamadığım diğer şey ise, Bakırköy cumartesi pazarına gitmekti. Geçen hafta bunu da başardım. Ama zaman o kadar çok çabuk geçti ki, ne doğru düzgün pazarı gezebildik, ne de gördüğüm güzelim kumaşlara bakma fırsatım oldu. Bu ay, gündüz harika bir hava oluyor ama akşam olmaya görsün, titretiyor insanı. Pazarın kıyafet kısmını gezemediğime değil de, kumaşlara bakamadığıma acayip üzülüyorum. Çünkü, göz ucuyla gördüklerim bile beni benden aldı. Eğer yolunuz düşerse ya da merak edip uğramak isterseniz, tavsiye ederim. Çok geniş bir pazar. Aklımda olan diğer şeyler ise, çantalar. Doyamadığım aksesuarlardan biri. Doyabilen olduğunu da zannetmiyorum zaten. :)


 Diğer bi yenilik ise dikiş makinem. Bir-iki gün önce getirdi eşim. Janome TR1018. Daha denemeye fırsatım olmadı. (Bu fırsatım olmadı kelimeleri çok sahte ya. Bal gibi de oldu. Misal şu an. ) Diyeceğim o ki, daha kullanmadım. Kullanan varsa azıcık övsün bana. İhtiyacım var. Bak kötülemeyin valla moralim çok pis bozulur. Gittigidiyor'dan 279 liraya alabilirsiniz. Teslimatta falan da hiç sorun olmadı.

 Cuma günü Burda Klasikler dergisinde bulunan lacivert elbiseyi kırmızı sert bir kumaştan kestim. Hafta sonu teğellemem gerekiyordu. Ama çantamdan bile çıkarmadım. Yarın sabah kursa gitmeyip teğellemem ve giyip gitmem lazım. Sonrası makinemin marifeti olcak inşallah...

  Yeni bir şey daha: Nihayet yürüyüşe başladım. Dört günde üç gün istikrar var. Umarım devamlılığı sağlamaya devam edebilirim.

  Bu kadar söylendiğim yeter. Eğer buraya kadar okduysanız sabrınıza hayran kaldığımı söylemek isterim. Bir de, bol yeniliklerle dolu, sağlıklı günler dilerim....

NOT: Tüm görseller google amcamızdandır. Bu arada amma reklam yapmışım yahu...

2 yorum:

  1. Yeni makşnen hayırlı olsun. hünerlerini görmek için sabırsızlanıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Hüner kelimesi benim için çok iddaalı. Söyleyim :)

      Sil

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...