1.18.2014

Mutfaktan Bahçeye Açılan Pencere #blogfırtınası6

 ( Blog fırtınasının tamamını yapmayı çok istedim fakat öyle ya da böyle yapamadım.Ama önümde mis gibi liste duruyorken, ne yazsam diye düşünmeden yazabilecekken çook geç de olsa yazmak istiyorum. Konular çok güzel bence herkes konu sıkıntısı çekene kadar fıstık gibi yazılar çıkartabilir. Tamamını yazmak inşallah bir daha ki blog fırtınalarına nasib olur. )

  Mutfakta penceremin önünde duruyorum. Yere kadar uzanan pencerelerim güneş ışığını o kadar davetkar bir cilveyle içeri alıyor ki, anlatımı tarifsiz. Bembeyaz perdelerimin sağa doğru kayışının ahengi bile tartışılmaz. Ya penceremi ardına kadar açıp, ayağımı uzattığımda çimlere basarken aldığım o haz? Dayanılmaz!  Bahçemde rengarenk çiçekler. Taptaze bahar kokusu. Ağaçların yeni yeni yeşillenmeye başlamış, taptaze yaprakları. Ahh.

  Ve tabi benim elimde kahvem. Üzerime aldığım sabahlık bile ortama uyum sağlamış renkleriyle. Upuzun saçlarım en doğal haliyle, hafif rüzgarda adeta dans ediyor. Ağaçlarla konuşuyor sanki. Ya da pespembe güle nazenin yapıyor gel koynuma diye.

  Kucağımda mutluluktan gülümseyen kızımı yavaşça minderinin üzerine bırakıyorum. Bize sabah çoktan olmuş da, ben kahvemi ancak içebiliyorum. Oyuncakları ile oynarken, bir gözüm mink kızımda kahvaltı hazırlıyorum kendime. Kedimizin ve köpeğimizin maması çoktan verildi bile. Herkesin önceliği var evde anneden başka. Bebeğimin yanına kuruluyorum. Evet o salkım söğüt ağacının dibine. Kahvaltıdan önce ilk ısırık kızıma. Aaa kızım bu kokuda ne? Şaka yapıyorsun değil mi?

 Bundan sonra istediğin kadar hayal kuracak evlerin olsun Bitli. Sonunda yine kahvaltını bile yapamadan kokular duyacaksın :D

1.17.2014

Kocaman Gerçekler


 Bebek için bir taraftan gün sayıp, diğer taraftan hiç birşeyi hazır değil diye düşünmek benim gibi kararsız ama  hevesli, istekli ama çabuk sıkılan biri için hiç hoş değil. Belirsizlikten ölesiye nefret ettiğimi de söylemişmiydim? Bunlar iç içe geçince kafamın içi bulanıklaşıyor. Bir taraftan minicik kızıma devamlı verdiğim stres, huzursuzluk hormonlarımı bir an önce def etmek için çok uğraştım. Olmadı. Bari son bir kaç ayda bunu başarabilmeliyim dedim. Pek başarılı olduğumu söyleyememekle birlikte idare ediyorum işte. En azından, buna da şükür diyecek kadar.

 Şu an 35. haftamın içerisindeyim. Eksiklerimiz bol. Evim pis. Yapılacaklar, alınacaklar listesi dolmuş taşıyor.  Dolayısıyla moralim bozuk. Daha ufacık süslemelere bile karar vermiş değilim.Bir anda herşey olsun bitsin istiyorum ama ya daha güzeli, daha orjinali karşıma çıkarsa, aklıma gelirse fikri beni deli ediyor. Şu an umutlarımın bir kısmını pazar günü gitmek istediğim Anne- Bebek fuarına yoğunlaştırdım. Bakalım bir sonuç elde edebilecek miyim?

 Bunun dışında hamileliğim nasıl gidiyor dersek eğer, diş ağrım fena :( Aktar Çin yağı önerdi. Lokal anestezi gibi etkisi oluyor. Fena değil ama kanal yapılacak dişim ağrıdıysa eğer ne yaparsam yapayım netice alamıyorum. Yirmilik için biraz daha fazla faydası olduğu gerçek. Eğer evinizde varsa ya da, alacaksanız Almanya üretimi benim elimde olan. Aktar hamileler için sakıncası olmadığını söyledi. Nane yapraklarından elde edilen bir yağ olup sadece bir damlası bile etkili oluyor. Ayrıca sadece diş için değil hehangi bir ağrı içinde mesela baş ağrısı kullanılıyormuş. Aklınızda olsun.

 Benim cadı kızım hareketli maşşallah. Dönüp duruyor olmadı tekmeliyor. Çok hıçkırıyor garibim yapacak birşeyim de yok. Ancak üstten seviyorum kuşumu. Son kontrolde (4 ocak)kilomuz normal çıktı. Boyumuz ilginç bir şekilde olması gerekenden uzun çıktı. Babasına inat :D Suyumuz da iyi maşşallah. Üç hafta sonraya yani 36. haftaya (25 Ocak) kontrole gelmemizi istedi doktorum. Bakalım galiba ilk defa Nst'ye bağlanacağım. Kalp atışları, sancı doğum kelimeleri sık sık ağzımda. Konuşmalarım kim ile olursa olsun hep bebek üzerine. Muhtemelen bundan sonra da öyle olacak.

 Duygu durumumda ise dalgalanmalar var. Şu an delirdiğim ama ara ara acaba dediğim bir sürü korku var. Çok farklı bir duygu olmasını beklerken ya öyle birşey olmazsa diyecek kadar ileri gidiyor. Böyle bir hamilelik geçirdikten sonra ikinci çocuğu düşünmenin aptallık olacağını çok zannetmeye başladım.Sanki hormonlarım kaçmış gibi. Her önemli olayda olduğu gibi bütün mantıksız mantık kapasitem üstüme üstüme geliyor. Düşünmemeye çalışmak bir seçenek olmaktan çıktı. Bana yapılmış olan onca şeyi affetmeme kararı almış olmam hala endişelenmememe ve üzülüp ağlamamama ya da sinirlenip bir kez daha nefret etmeme, hayattan soğumama, gelecekte ki planlarımı etkilemesine mani olmuyor. Yine, yeniden herşeyin tepe taklak olacak olması, bunun hiç bir zaman değişmeyecek olması kafamın içinde cirit atıyor. Sonra durup, ilk kez ve belkide bir kez hamilelik geçirdiğimi, buna rağmen bu kadar mutsuz olmayı kendimi o kadar uyarmama, mutlu olmak için çırpınmama rağmen başaramadığımı görmenin o dayanılmaz sıkıntısına, hamilelikte ki stresin, üzüntünün bebeğin zekasını etkilediğini okuduğum yazı yüzünden mutluymuş gibi yapmama ayrıca sebep olduğu, ve bunun için saatlerce ağladığım gerçekleri. Kocaman kocaman, üstüme gelen realiteler.

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...