10.16.2014

#hergüneyenioyuncak


 Bugün  fotoğraf çekerken onu instagram da paylaşasım, paylaşırken de böyle bir hashtag koyasım geldi. Güzel oldu sanki. Sevdim. Hashtaglerle yaşıyorum. Onla olmasa ne yapardım? Biraz önce şükür vesilesi diyerek seksen gün kadar, şikayeti az buçuk yasaklamış oluyorum sanki. Yoksa ooo. :D

 Balkızın eline bir mug verdim. Baş harflerimizin treninin başını da çuf çuflayarak törenle mugdan yapılma garajımıza koyduk. Başka oyuncaklarla da yaptık ama en çok bunu sevdim ben. Balkız mı? Onun için fark etmez. Hepsi iki dakikalık heves. Maymun iştahlımı olacak ne? Kime benzediyse artık?

Elma Şekerim #80şükürvesilesi 1

  Günün çorbasından arakladım bunu. Daha görür görmez benim hayatıma da böyle bir dokunuş gerekli dedim. Ben sormaya fırsat bulamadan izin alınmış aynı isim altında taglenmeye bile başlanılmış. Çok sevdim ben bu hashtagi. Günüme çook güzel dokunuyorsun Günün Çorbası. Yazılarını da, seni de, tamam kabul en çok Arca'yı seviyoruz. (Bizim evde bir Arca'nın, bir de Ahmet ile Melike'nin adı hiç eksik olmaz. Şimdiler de bir de Sema Günel'in üçüzleri. :)
 

                                                          
 
  Benim ilk şükür vesilem kızım. Bebeğim, herşeyim, hayatım. İlk odama getirildiğinde tavşan demiştim. İlk adı tavşandı anlayacağınız. Elma şekeri, pamuk şekeri, prenses, nazlı kız, elma kafa, portakal kafa, pamuk prenses ve enn çok da bu ara balkız. Sevilirken o kadar çok bal deniliyor ki  bugün bal derken yakaladım. Benim tonlamamı aşkıııım derken ı harfinin incelmesini hebiluuııı diyerek taklit eden balköpüğüm benim. Bak yine aşka geldim.

  İlk kelimelerini de yazayım buraya. Anne, mama, baba, bebe. Arada bir vaa alla gibi birşeyler de söylüyor ama bakalım ne zamana  konuşacak. :)

10.13.2014

Ayakkabı Bağlamak da Sanat Olabilir

  Ara ara pinterestten kendim için oluşturduğum sayfalardan beğendiklerimi burada paylaşmaktan büyük bir zevk alıyorum. Çünkü, yeniden fotoğraf düzenlemeye, tekrar büyük bir zevkle pinteresti incelemeye aldığımı gösteriyor. Boş işler işte...
  Ayakkabı bağlamakta bir sanatmış ama. Öğreniyorum. Bakmalık değil bunlar.  ;)





 

37. Hafta



 Bu da yazı yazacağım diye bir türlü yayınlayamadığım postum. Taa 37. haftamdan. Hatıra olsun. Miniğimin kundağını işlerken.

Anne Hasta Olur mu?


  Yazmayı çok özledim.  Ufacık bir stres ve düşünce unsuru kafamın içinde dolaşmadan internette dolaşabilmeyi, rahat rahat bloglara bakmayı, yorum bırakmayı... Hele bir de insanın kendi kendine uyanıp yatakta dönüp durması,kalktığında yapacaklarını düşünmesi falan. Ooo manyak bir şey arkadaş :D Anneysen yapılacaklar listen hazır. Hem de dikkate almasan da hep var o liste. Sen doğduğundan beri.

 1- Anne hasta olmaz! ( Bayram öncesi,bayram ve sonrasında hastalıktan dökülen hala hasta aile annesi olarak söylüyorum. Bu durumdan çok muzdaribiz. Hasta olmamak için yetişkin ve bebe kategorisinde ki hilelerinizi yazınız. :)

 2- Anne her şeye yetişir! (Ek gıdasından kıyafetlerini yıkayıp ütülemeye kadar olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bunların yanında iki saniye yerinde durmayan, (pardon saydım iki saniye poposunu koyduğu yerde durdu. Üçüncü saniye de kalktı. Hakkını yemeyeyim çocuğumun.) oyuncaklar çok fazla ilgisini çekmeyen, devamlı yeni şeyleri merak ederek onlara emekleyerek, tutunup kalkarak, yürümek isteyerek çekmece, fırın, bulaşık,çamaşır makinesi gibi bilumum zararlı tercihleri doğru zanneden bir veledi idare etmenin yanında evin dağınıklığı, kiri, pası, yemeği, yıkaması, ütüsü ve eğer sıra gelirse kişisel bakımınız var. Ne yapıyoruz? Sık aralarla en önceliği kişisel bakıma veriyoruz. ;)

 3- İkinci maddenin üzerine yazacak bir şey yok galiba. Anne her şeye yetişir!

   Ben yeni bir liste yapıyorum izninizle.

 1- Anne hasta olur. Hem de hastalığı atlatmış gibi olan bebesine ve aynı durumda ki eşcağızına bulaştırarak. Popolarını kaldırıp birbirlerine baksalardı onlar hasta olmaz ben de daha çabuk iyi olurdum. Kendi tercihleri. Vertigosu da hali hazırda anneyi yakalayınca mecburi yatış yapılır. Hem de çorbası, yemeği,  temiz çarşaf değişimi yapılan bir yere. Bu iş en çok babaya yarar. çocuk zırıltısı, eş baskısı olmadan hem de az buçuk kendini toparlamışken yan gelir yatar, oyununu oynar.

 2- Yetişemez. Sırf bunu yapabilen nadir insanları görüp, yapıyormuş gibi davranan insanlara inat ben de yapabilirim tabi ki de modunda çırpınıp, didinip durur. Ama yetişemez. Neden? Çünkiii, o bir insan. Çok ilginç dimi :) Yahu illaki çoğu şeye yetişebilen insanlar var etrafımızda. Ama o fotoğrafın, anlatılanın arka planı var. Örnekle pekiştireyim:
    En sevdiğim kupama koydum sıcacık nescafemi. Minik gurmemin o minicik boğum boğum parmaklarının arasına da (ki daha altı aylıktı o zaman) en faydalı yağları içinde barındıran avokadoyu verdim. Ahh o görüntüyle kahve içmenin keyfini bir bilseniz!
    Meali:
     Evet nescafe sıcaktı. Ama avokado hem olmamış hem de acı yahu. Sanki kemirince yağın faydası olacak. Tamam sırf kemirsin, oyalansın hem de etrafı kirletsin maksat ama ortada bir gurmelik yok. Üstelik o tablonun arkasında ev berbat durumda, benim zavallı beynim nereyi nasıl yapsam toparlarım acaba diye kara kara düşünmekte. Görüntünün keyfi çok keyifli oluğunu yazana kadar. Noktayı koydunuz mu bitiyor. :)

  Biz hala hastalıklarımızı atlatamadık. Elma şekerimin ilaçları burun damlasına kadar değişti. Ama hala sıkıntılıyız. Benim vertigom tavan zaten.Burnumuzu kurtaramadık bir türlü hastalıklardan. Buna da şükür tabi. Aman beterin beteri var. Siz kendinize çok iyi bakın. Bir de bana hasta olmamak için özel olarak yaptığınız tarifleri verirseniz harika olur. ;)


  

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...