12.28.2014

Günlük ve Abiye Stilist Çizimleri (İllustrations)

 Eski hayallerimden biri hortlak gibi canlanıverdi içimde bir yerlerde. Kendimi tutamadım. Bak bak doyamadım. Siz de bakın istedim. Olacak olacak bir gün olacak. Buraya yazıyorum. (Pinterest'ten alıntıdır)



















12.24.2014

#hergüneyenioyuncak

 Oynasın diye evi önüne döküyorum ama yorgunluktan fotoğraf çekmeye elim varmıyor. Zaten fotoğraf makinesini elime aldığım gibi makineyi isteyip verdiğim kadarıyla yetinmeyip ağlamayla son bulduğu gibi üzerine bir de hiç flu olmayan bir fotoğraf çekemediğim için oflayıp pufluyorum. Bunların biri taze diğeri eski ama bloğumda da olmalılar. Zaten kırk yılda bir paylaşıyorum her yerde olsun..


  Güya hanfendiye yastıklardan ev yaptım. Hiç sallamadı. On aylık bebe anlamıyormuş. He zaten pek bir şeye de benzediğini söyleyemem. Belki ondan anlayamamıştır.


Benim içdiğim kahvenin kupası mutaka ama mutlaka hanfendinin oyuncağı olmalı. Kurtuluş yok. Eh annesi eline bir de elma verirse bücürük de hemen şekil yapar...


Beraber Hayalimiz Olsun




   Geçenlerde D&R'da geziniyoruz. Öyle özel bir durum söz konusu değil. Her avm'ye girdiğimizde gezdiğimiz gibi klasik,sıradan. Bir ara hobi kısmına gelince eşim arkadaki gezi kısmını işaret edip;    

    -Beraber bir hayalimiz olsun. Seç istediğin yeri. Fırsatımız olduğunda ilk seyahatimizi oraya yapalım, dedi.

   Önce ciddiye almadım. (Bunu nasıl oldu da söyledi, aklına gelebildi hayret ettim zaten. Bildiğin romantik bir teklif yapıyor adam. Şaşkınlığı gizlemek lazım.) Güzel ülkemizin nadide şehirlerinden birini söyleyiverdim. Ama baktım bayağı ciddi.

   -O zaman sadece bana bırakma. Beraber seçelim, dedim.

   Aslında ilk tercihimiz daha mistik,egzotik yerler. Ama ya çocuk hastalık kaparsa, gezeceğiz diye extra bir sürü aşı olmasın yazıık (sanki ertesi gün gideceğiz) , ya da karışık oralar, çok uzak gibi sebeplerle yine Avrupa'ya kaldık. Bak görüyor musun? Cık cık...

   Viyana ve Prag tercihlerine indirdim hemen hiç zorluk çekmeden. Prag'da karar kıldık. Vatana millete hayırlı olsun. Bu da burada dursun ki, kısmet olur da gidebilirsek zamanlamayı, olayın aslını görebilelim... (Okuduğum bir yazı da dünyanın en romantik şehri olmasının yanı sıra gotik bir tarzı olduğunu  fotoğraflarda görmüş ve çok ilgimi çekmişti.)

  Ben denizsiz şehir sevemiyorum galiba. Hatta daha da ilginci benim gezeceğim şehir İstanbul'a benzemeli. Öyle tıpa tıp olmasına gerek yok. Ama andırmalı işte.  Bir annenin çocuğunun kendisine azıcıkda olsa benzemesini beklemesi gibi. Sanki dünyada ki bütün şehirler İstanbul'un çocukları olmalı. Sırf ben İstanbul'u seviyorum diye. Ben doğdum, ben burada büyüdüm diye. Sanki İstanbul'a benzemeyen şehirler İstanbul'u başka birisiyle aldatmış gibi. Belki de ben, daha çok, eski, dolu dolu yaşamış, yıpranmış, aslında çığlık çığlığa bıkkınlığını haykıran, içini suya dökmekden başka çaresi olmayan şehirleri seviyorumdur.

 Hayal kurabiliyor olmamıza bin kere şükretmek gerek. Hem de beraberse eğer bu yüz bin kere.
 İstanbul'a yaşıyor olmama gelsin üçüncü şükürde.
 (Şükürleri topluca yayınlayacağım bu gidişle. Neyse ki tarih koymadım önüme. Yetişemedim diye stres yapmayacağım.)

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...