1.28.2015

Muhteşem Anne Olamamak! -Özgürlük Sınırı-

 Muhteşem ne demek? Neden her şey kontrolümüz altında olsun istiyoruz? Hadi kontrolümüz altında olsun da, neden bizim istediğimiz gibi olmak zorunda kalan bir manyaklık peşindeyiz? Takip ettiğimiz, en doğru olduğuna inandığımız eğitim şekline olan güvenimizden dolayımı? Gerçekten,her yazılanın,çizilenin  doğru olduğuna adınız gibi emin misiniz? Siz kendinizden bir tane daha bulabiliyor musunuz?

 Kızım neredeyse bir yaşında. Bir sürü kitap aldım ama hepsini okuyamadım. Ay ay takip ettiğim kitaplar çoğunlukta. En başından beri, bana ve kızıma uyan davranışları uygulamaya söz verdim. Tabiki de kitaplardan,yazılanlardan en yüksek ölçüde faydalanmalıydım. Bize uygun olanı bulmalıydım.

 Neden kızıma değil de, bize kelimesini kullandım? Çünkü, kızıma uyan şey bana uymadığında, ortaya hoş şeyler çıkacağını zannetmiyorum. Örneğin, hamileyken, duvara resim yapan çocuklarına ses çıkarmayan, onları sanat eseri olarak görüp hiç rahatsız olmayan ebeveynleri görünce, tek kelimeyle hayran kalmıştım. Ben de çocuğumu böyle özgür yetiştirecektim tabiki de! Şimdi ise, düşüncem çok farklı. En başta, ben duvarda çizik gördüğüm zaman, sinir olan ve devamlı o noktaya takılan bir insanım. Duvarları çizmenin özgürlük olduğunu ilan edip, çocuk haklı bir davranışla istediği gibi sanat eserlerini oluşturduğunda, ilk başta -eminim- kendimle gurur duyacağım. Çocuğumun eğitimine elimden gelen! desteği vermediğimi kim iddia edebilir ki? Sonra? Yavaş yavaş boyanın nasıl çıkacağını araştır, kendi kendine söylen, duvarı boyamaya karar ver, çocuğa yasak koy..  Çocuğa hem yapabileceğini söyle, arkasından da aslında yapmasının hatalı olduğunu anlatmaya çalış. Beynini allak bullak etmek için birebir. Yazı tahtaları sizi kesmiyorsa, yazılıp silinebilen stickerlar, duvara sabitleyebileceğiniz kocaman tahtalar var. İstediği gibi çizip, özgürlüğünün tadını çıkarsın. Hem ilkokul birinci sınıftan itibaren öğretilmeye başlanılan, ''Senin özgürlüğün, başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter'' cümlesini kaç yaşına gelip anlamamış kocaman kocaman insanlardan biri olmasını istemiyorsanız, onun özgürlüğü kadar sizin haklarınızın da olduğunu,bu taleplerin ikinizin ortak kararı ile alınarak uygulamaya koyulacağını öğrenmeli.

 Muhteşem olmaya devamlı uğraşan biri olarak yazıyorum bu cümleleri. Ama asla muhteşem olamadım. Herkesin muhteşem algısı farklıdır illaki, ama bebeğinizle beraber yapılabilecekler kategorisinin biraz kısıtlı olduğunu ara ara hatırlamakta fayda var. Ben bu yazıları kendimi irdelemek ve hatırlamak adına yazıyorum. Şuan da var olan kararların, ne zaman, hangi kararlarla örtüşerek, değişeceğini bilemem elbette.

1.26.2015

Muhteşem Anne Olamamak! -1-


  Bebek ne demek? Hamilelikten önce başlayan bir maraton. Ne zaman ne yapılması gerektiği en ince ayrıntısına kadar kitaplardan okumak, yetmeyip internetten makaleler devirmek demek. Sağlığına azami derecede dikkat etmek,sağlıklı beslenmek en sevdiğin bağımlılıklarından bir bir ayrılmak demek.Gelişim çizelgeleri,videoları,doktor görüntüleri,testler,testler...Doğum için eğitimler,bebeğin anne karnındaki zeka gelişimi için ne yenilecek,ne içilecek liste hazırlamak demek.. Liste demişken, durun o listelerin her türlüsünü hazırlayacaksınız, hem de içinde beş tane pembe don bile yazacak. Daha bunun odası,bezi,bebek arabası,oyuncak seçimi, tabi ki de bunların hepsinin araştırılması gerek... Bunları yaparken masal anlatın,müzik dinlettirin (müzik konusu ve seçimi bayağı tartışmalı ) gibi uzmanlarımızın yardımları olmasa gariban orada kendi kendine debelenip duracak. Hareket de etmese yapılacak, alınacak, yetişmeyecek listelerinin stresinden kurtulamayız herhalde.  Kabul ediyorum. Hepsi çok eğlenceli ve güzel şeyler. Daha hareketlerini bile hissetmeden bütün bebekler müthiş sevimli gelmeye başladı. Harika minik şeyler alabiliyorsunuz artık.Alışveriş listenize yepyeni kategoriler güneş gibi doğdu. Keşfedeceğiniz harika ötesi şeyler var. İnternete girdiğimizde ne fikirler, ne cici şeyler. Aman Allah'ım! Ama acaba abartıyor olabilir miyiz?

  Yukarıda yazdıklarımın ne kadar da eksik olduğunun farkındasınız değil mi? Ama aslında abartılmaya başlandığı nokta pekte bu bir sene değil. (Yuvarlak hesap) Bebek; yeni heyecan,yepyeni bir başlangıç demek. Hayatımıza girdikleri an da tertemiz bir şeylerin başlayacağını hissettiğimiz, bizim hayatımıza girmesinden ziyade, onun hayatına girmeyi hedeflediğimiz (doğru olduğunu düşünmüyorum ama genel kanı bu yönde bence) minicik bir can. Tabi ki de, olabildiğince her şeyin en güzelini, en iyisini hak ediyorlar. Ama asıl durum şu ki, gerçekte ne kadar abartılmış olsa da daha abartmaya başlamadınız. O minik canavarınızın (şaka şaka) gazı, miyavlayarak ağlaması hele bir geçsin. Siz  acaba nefes alıyor mu diye hiç abartmadan! elinizi karnına* koyup kontrol etmeyi bir bitirin. Asıl maraton ondan sonra başlıyor. Ya da belki de başlamamıştır. Kim bilir? Daha iki yaş ergenliği efendim ne söyleyeyim çocuğunuzun uyku eğitiminden, içinden bir tanesini! seçmek mecburiyetinde kaldığınız bir sürü çocuk yetiştirme yöntemleri, bunların kendilerine göre bir eğitim sistemi falan var. Hazırlıklı olun! 

*Ebeveynlerin çoğu burnundan anlarken neden ben karnına elimi koyup kuzuyu uyandırıyordum? Çünkü; bir gece aldığı nefesini uzun süre vermediğini fark ettim. Hatta hala vermeyince zaten minicik uykuları olan biçareyi uyandırdım. Neden? Nefes alsın diye. Bana inanmasalar da (abarttığımı düşünüyorlardı) sonradan onlar da fark ettiler. Google amcaya sorduğumda, bebeklerde ki uyku apnesinin hiç hoş bir şey olmadığı,  kış gününde 1 derece suya atılmanın ruhumda hissedebileceğim etkileriydi. Uyuduğunda uyumayı da bıraktım. Doktorumuza gittik. Bebeklerin çok hafif nefes alabileceklerini belirtip kkb'ye yolladı. Eğer süresinin bu kadar uzun olduğundan eminsen ki, eğer öyleyse patolojik kabul edilir ölçüm cihazı takalım dedi. Ama daha çok benim korkumdan taktılar onu. Bir çok kez, nefes alışverişlerinin çok hafif olacağını belirttiler. Cihaz takıldı ama çalışmayacağı tuttu. Ben de o sırada elimi karnına koyarak saymaya ve hissetmeye başladım. Baktım gerçekten de çok hafif alıp veriyor. O kadar rahatladım ki, cihazı bir daha taktırmadım. O nasıl bir rahatlamaydı tarifi imkansız. Çocuk on bir aylık oldu, alışkanlık hala elim karnına gider uyuduğunda. Hafif tedirgin. Ama gayri ihtiyari.

1.19.2015

2015 -Kendime Eleştiriler 1-

 


   İstikrar, kolay hedef dedik tamam da bu eksikleri tamamlama olayı işin cılkını çıkarıyor. Bir kez daha anladım. Beş günlük eksiğim var kitaplarda ama eksik tamamlamak yerine daha çok sallıyorum. Bundan sonra eksik tamamlamak kalsın. Günlük yapılması gerekene çok az miktarda eklenerek belki denenebilir. Eğer yine ters teperse eksik kelimesini hayatımdan çıkartmayı planlıyorum. En temizi.

 Ayrıca kitap değişimine gittim. Köprü  dizisini az buçuk izlediğim halde kitabını okumaya kalkışmak hataydı. Bıraktım. Şimdi Dostoyevski ''Ecnebiler'' okuyorum. Yetmiş sayfa kadar okudum. Klasiklerden açtım seneyi bu sene kaç kitap okurum merak ediyorum. 

 Evde  elimden kaçırdığım bir düzen var ki bu beni kaosa sürüklüyor. Neredeyse bir aya yakındır belli bir düzen içerisinde ilerlemişken, bir gün elimden bırakmam neticesinde, her şey en berbat hale gelmiş gibi. D vitamini eksikliği beni çok fena yapıyor. Vücudum alarm veriyor adeta. Artık dördüncü iğnemi de olduktan sonra normal düzeye çıkacağını umuyorum. Vücudumda aşırı ağrı, yorgunluk hissetmeden yaşayacağım inşallah. Normal,sağlıklı bir yaşama ne kadar kolay, hasret kalabildiğimizi bir sene içerisinde çok güzel anladım. Bir daha anlamak zorunda kalmaktan korkmuyorum desem yalan olur. Böylece normal anne, normal eş, sağlıklı bir psikolojiye, oyun imkanlarına ve gıdaya sahip çocuk, düzenli ev, düzenli yemek, ve artık arkadaşlarla buluşup sosyalleşmeyi ön plana çıkarma, kızımın arkadaş potansiyelleriyle buluşup sosyalleşmesi, hobilerime istediğim sıklıkla bakabilmek.... hıhı evet yine süper anne. Bu sefer olduğu kadar ama. Yeri geldiğinde yardımla. Bu yaşta bunları yardımla başarıyor olmak bir eksiklik değil. Önce bi bunu anlamam lazım. Eksik kelimesini hayatımdan çıkaracağım demiş miydim?

 Üç beş post önce hikaye yazmaya karar vermiştim ve bunu geçen haftalarda nihayet  hayata geçirmeye başladım. Az da olsa hikayeye başlayabilmek insanın üzerinden bir yükü kaldırıyormuş. Tabi diğer bir yükü yükleyerek. Ama bu yük güzel,eğlenceli bir yük.
  
  Blogda yapılmış diy projelerine hatta yapımlarına yer verip de hiç proje paylaşmamak hiç hoş değil. Yeni diy projesi (kitaplık) düzenlenip, fotoğraflanıp blogda en kısa zamanda paylaşılmalı. Şu ölü toprağını üzerimden atamıyorum bir türlü. Yeter ya. Ergen gibi depresif depresif. 
  
  2015 BENİM MUTLU OLDUĞUM, MUTLU ETTİĞİM VE BİRER BİRER HESAP KAPATTIĞIM YIL OLACAK. 

   O yüzden yapmam gereken çok şey var. Uzun sürecek projeler elimde sürünmemeliler. Başlamalı ve göz açıp kapayıncaya kadar bitmeliler.İşte o kadar.

  Şükürlere gelirsem, yılbaşından bu yana tam olmasa da, bir milat olan istikrarıma, ev içi düzeni oluşturmaya çalışıp belli miktar ve seviyede başarılı olmama gelsin bu iki şükür. Beş oldu geriye kaldı yetmiş beş. Oh daha çok varmış..

 

1.13.2015

2015 -Kitaplar-

Pinterest'ten alıntıdır.
 Kendime istikrar konusunda verdiğim telkinlerin başarılı olduğunu gördüğüm güzel bir başlangıç yaptım. En büyük sebebi bebeğim. O olmasa yapamazdım. Çünkü her istediğim şeyi istediğim vakitte elde edebileceğim zannetmekten vazgeçtim. Kitaplar üzerine bu sene koyduğum ufacık hedefler bunlar.

 1- Hedeflerimi düşük tuttum. Mesela başucu kitabı olarak okuduğum iki adet kitabım var. Her gün sadece 1 sayfa okunacak. Bildiğiniz bir sayfalardan değil tabi. Normal bir kitabın altı sayfasına denk gelir bir tanesinde. Diğeri iki sayfa kadar eder. Ama mühim olan bazen o kadar bile okuyamadığım. Fakat sürekliliği sağlamamın en büyük sebebi telafi edilebilir olması. Ben telafi etme uğruna aşırı abartıp hiç bir şey yapamayangillerdenim. Dolayısıyla şu an her şey muhteşem görünüyor. (1200 ve 500 sayfa)

 2- Bir sayfa okuma hedefi koyduğum fakat beş sayfaya kadar çıktığım bir kitabım var. Osmanlıca bir kitap. Hız ve anlama kabiliyetimi daha fazla düşürmemek adına okumak istediğim kadar yarım bırakılmış kitap vicdan azabı, dağlar gibi bir yük omuzlarımda. Bitirmek lazım. Daha da önemlisi anlamak lazım.
(500)

 3-Kısa olup daha çabuk bitirilmesi öngörülen kitaplar. her gün iki sayfa okunması yeterli.(400)

 4- Roman ya da dikkatimi cezbeden herhangi bir kitap olarak boş bıraktığım hedef. Her hafta bir tane diye düşünmüş olmakla beraber kızımın elimde gördüğü kitabın üstüne atlaması, okumama kesinlikle izin vermemesi neticesinde yapılabilir görünmüyor. (Elime aldığım her şeye aynı tepkiyi veriyor.) Ayşe Kulin/Köprü başladım. (Hedefe ulaşılabilirlik hangi düzeyde mümkün olursa ona göre madde güncellenecek.)

 5- On beş günde bir hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı kontrol ve eksikler telafi edilecek.

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...