Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tarihe Not Düşüyorum: Saçlarımı Kat Atarak Kesdim!

Saçlarımı bizzat, şahsen,kendim kestim! Hakikaten yaptım. Hem de kat attım.  Hem de çok beğendim.

 Neden? Zamansızlıktan. Artık o kadar bunalmıştım ki, eve geldiğim de; bugün de saçlarımı yine kestiremedim, diye söylendim.Sonra kuzuyu uyutmak için yatak odasındayken bir fikir dank etti. Neden saçlarımı kendim kesmiyordum ki? Tam o sırada kararımı verdim. Eşim kararımdan döndürmek için  uğraşdı ama benim boştan gaza geldiğimi düşünüp çok üstelemedi. Ben de karşısına saçlarımı kesmiş, biçmiş çıktım. Ama yetmedi bir daha kesdim. Yetmedi, bir daha düzeltecektim eşim aldı makası eline, uzun kalan ama aslında kat kesimini tamamlayan parçayı kesdi. Zaten yeterince çelimsizdi ve gerçekten kısacık istiyordum saçlarımı. Resmen hafiflediğimi hissettim. Hiç saçlarımın bu kadar ağırlık yaptığını fark etmemiştim. Yalvarıp yakarıp saçlarımı da koca kişisine boyatmış olabilirim. Tarçın bakıra boyadık ama kahverenginin pek açık bir tonu oldu. Bir de sadece dipler boyandı. Saç uçlarımda tık yok. Eski…

Bahara Ağıt

Geliyorlar yine soldan soldan.. Darlanıyorum. Elimde değil. Tüm yaşadıklarım gözümün önünde gitmiyor ki! Sıfırı bile tüketmişim hissinden kurtulamıyorum ki! Nasıl oldu? Neden oldu? Neden? Neden? Bu kadar akılsız olabilir mi insan? Sorular sorular... Hepsi de cevapsız.  Biliyorum, baharın gelirken olan sancılarından değil. Değil işte. Bahar gelirken enerji verir bana. Güneş en güzel yüzüyle gülümser. Tamam bazen o gülümsese hatta kahkaha da atsa keyifsiz olurum ama. Ama yeni çıkan çimen kokusu, o capcanlı yeşili görmek,umutla doldurur içimi Her şeye inat, tüm yaşanmışlıklara.. Ağaç dallarının ufak ufak yaprakları hele, Minicik bebekler doğmuş, sanki bir ağacın binlerce yavrusu olmuş.. Bir de çiçeklendi mi tüm bahar dalları. Altında keyif yapılası, karşısında izlenesi. Bundan sonra, altında koştura koştura, yapma,etmeli cümleler. En ama en çok yorulduğunda bakıp gülümsediğin pembe,mercan renkleri. Tüm senenin beklenen anı. Gelin artık ne olur. Yükseltin su sıcaklık değerlerinizi. Yeni…

Güneeeş; Elma Dersem Çık, Armut Dersem Çıkma!

Yazdan bir gün ve ben tabi ki de yazın da sıcak kahve içiyorum :)

 Merhaba. Ben Bitli. Gece birlere kadar uyumayan kızımı nihayet uyuttuktan sonra tüm yapılacaklar listemi büyük bir hişimla hiçe sayarak uyumaya karar verdim. Saat 4:47 uyandırıldım, geri uyumasını sağladım. Devamında uyuyamayınca kalktım. Önce kahve, sonra bir duş. Kendimi uykulu hissetsemde sessiz bir ev, aşırı hoş. Daha insanların gürültüsü de başlamadı. Gerçi komşuların bağıra bağıra konuşması yüzünden uyuyamamış olma ihtimalim var ama kızım uyanmadı. Onlar sakinleşti. Daha ne olsun.

  Eee niye benim kahvem soğuk? Makine zaten soğuk içtiğime kanaat getirip, hiç ısıtmıyor muymuş zaten yav. Yoksa temizlemek için tabanını ciflememi kızdı. Hımmm. Bugün de tam doğum günü vardı. Kesin gitmeliyim diye düşünmüştüm ama o da yattı. Neden?

 Çünkü, benim koca kişisi bey, hasta olmaya karar verdi. Yine yeniden. Halbuki hafta sonu hasta olmayı kendim dahil herkese yasaklamayı düşünüy…

Sarışın mı, Esmer mi?

-Hani senin beğenmediğin bir dizim var ya. Modern family. Son bölümünü çok beğendim.  Bütün dizi laptop ekranında geçiyor.

 - Hangisiydi o?

 -Üç çocuğu olan aile.... bla bla bla..

 -Latin olan dimi?

 - Yok üç çocuğu olan.Hani sarışın..

- Diğer diziden mı bahsediyorsun? Hani latin bir kadın vardı?

- Hani sen sarışınları beğeniyordun?

-Ya ne alakası var... (Klasik bir sırıtış.)

 Hayır yani insanın zevkleri değişir, efendim ne söyleyeyim, aslında güzel olan herşeyi beğenir de bu kadar latin latin dye takılınıp kalınmaz ki. Cık cık cık... Rövanşımı bekle bebeğim nihahahaa....



-

Pırasalı Et Sote Nasıl Krepden Börek Oldu?

Pırasa her zaman seve seve tüketebileceğimiz bir sebze değil maalesef. O yüzden farklı şekillerde denemek gerekliliği doğuyor. Ben de et soteyi pırasaya boğdum.Yanına renk olsun diye havuç ekledim. Sabah kahvaltımızda fazla fazla yaptığımız buğday unlu, tuzsuz, kreplerle buluşturup, yeni doğmuş bebeği kundak yaparcasına sarmalandı yumuşacık etler. Eski kaşar rendelendi, kreplerin üzerine narince kondu ve fırında cayır cayır yandı. Sıcacıkken sarımsaklı yoğurtla buluşup, kızdırılmış yağ ve yanmış kırmızı acı biberle lüplettik, hüplettik falan. Neyse ki yemek bloğu yazmaya falan kalkışmamışım. İnsanlarda iştah bırakmazdım...


2015 Şubat Ayı -Kızım-

İstatistik yok. Çünkü hiç bir şey yapmamışım. Yani evet bir canavarus yetiştiriyor olabilirim. Yürümeye başlamış ve totosunu iki saniye yerde tutmayı beceremiyor olabilir ama dişe dokunur bir şey yapmamışım arkadaş.

  19 şubat bebeğimin doğum günüydü. Ama koca kişisi kar dolayısı ile başka bir şehirde mahsur kalmıştı. O günü bile es geçmiş olduk. Anneanne dedeyle bir gün öncesinden pasta yenildi falan ama o beni keser mi? Kesmeeez. Ben de niyet ve inat ettim bu hafta sonu pastasını yapıp fotoğraflar çekeyazacaktım. Bu seferde ben hasta oldum. Ya nasip.. Haftaya inşallah. Ne yapıyoruz, inşallahımızı maşallahımızı unutmuyoruz.

 Bir yaşından önce yürümeye başladı evet. Ve bir kez daha evet ki, ben yürümesini dört gözle bekliyordum. Zaten iki ay öncesinden yürüyemeyen bebe koltukların tepesinde geziyordu. Şaka değil bildiğin koltuğa kendisi çıkıyor ve bunu bıkmadan usanmadan tekrarlıyordu. Yürüyünce ne oldu? Nasıl yürüdüğüne bakmadan her yere koşturmaya başladı. Ha bir de extra bir enerj…