6.22.2015

Ben Küçükken...









 Ben küçükken ama çok küçükken, pimamaa diye işten eve gelen babamı karşılarmışım. Sebebi rahatlığıma düşkün olmaktan başka ne olabilir ki? Kot, t-shirt ikilemesiyle bile daralır, eve gelince ille de  rahat bir şeyler giyerim. Tabi her zaman değil. Ve bu rahat bir şeyler, don-atlet değil ya. Hiç sevmem. Bak yine yüzüm buruştu.

 En çok şaşırılan özelliklerimden biri, daha emeklerken, memleketten sürpriz olsun diye habersiz gelen dedemi, zili çalar çalmaz, dede dede diyerek kapıya gitmeye çalışmamdır. Hala hayretle anarlar.
 Sonra, ilk bisiklet var. Ama ben ilk bisikletim olan üç tekerlekli bisikletimi aldığımız günü hatırlıyorum. Dedem almış da, tee anadolu yakasından avrupa yakasına taşımışız. Ben çok beğenmişim çünkü. Aklımda dedemin elinde bisiklet, beraber yürüdüğümüz var. Bir de mutluluğum.



 Bizim arka taraf diye tarif ettiğimiz yer de oynadığımız evcilikler. Hımm ben hep baba olurdum. Bisikletime biner işe giderdim. Eve gelince de bulmaca çözerdim. Bir yaz bulmacası hiç çözülmemiş yığınla (iki-üç senelik vardı herhalde) çocuk dergisi bulmuştuk da ne mutlu olmuştuk. Halbuki aynı dergiye aboneliğimiz bile vardı.  Ben hangi ara evlendim, çocuğum oldu yav. Bak eskileri düşününce :D


 Ayy o orta da sıçanlar, voleybol, futbol.Kafadan uydurmaca bir sürü şey. Parkın kumuyla üstümüzü başımızı yeterince batıramayınca çimen çıkmayan toprağı suyla buluşturup çamura bulanmalar. Ve hala çok kötü olara hatırladığım bir anı;

  

 Çimlerin olduğu yerde böcek görülür. Başına toplanılır. Ay ne cesaret şimdi olsa çığlık çığlığa kaçarım.Ben elime kocaman bir taş almışım. Ama gerçekten taşırken zorlanılacak bir taş. Nereden bulduysam. Ben böceği öldürmek için taşı bırakırken, cesaretli kardeşimin ayağıyla (ıyy hem de sandalet) öldüresinin gelmesi ve gümmm. Ayy çok çok kötüydü. Çocuğun baş parmağını patlatmıştım. O kadaar uzun süre de iyi olmuştu ki. Hiç iyi olmayacak diye korkmuştum. :(


 Ben ilk çocuğum. Kardeşimle aramda 3,5 yaş fark var. Ama ikinci kardeşimle aramda 8 yaş var. O doğmadan önce baktığım çocuk dergileri, oyuncaklar hala aklımda. Hatta çocuğuma o kadar heveslenemedim diye düşünürüm. Doğumdan gelen anneme, babamı çekiştire çekiştire çiçek almaya götürdüğüm, pek beğenmesem de razı geldiğim kır çiçeği.. Yaşadıklarımı unutmamak bazen çok güzel olabiliyor. Bazen de çok acı. Suyla iki gram saçını diktiğimiz için,  bir yaşında, su bardağını içine elini sokup saçlarını diken, biz kahkahalarla güldüğümüz için daha da çok hoşuna giden, gittikçe yapan, annem ördüğünde gülse mi ağlasa mı karar veremeyen o anlar. Özledim yaa :) Neyse biraz ilerleyelim...

 Nadiren maalesef dedirtse de, geniş bir hayal gücüne sahiptim ve sahibim. Uyumadan önce hayal kurarak uyumanın b.kunu çıkartıp, hayal kurmaktan uyuyamadığımı, bundan dert yandığımı hatırlıyorum mesela. ''Ya o kadar eğlenceli ve heyecanlı oluyorlar ki devamını hayal etmek için uyuyamıyorum'' demişliğim var, bana çok benzeyen ve hala benzettiğim arkadaşlarımdan birine. Ve hala  ''Sadece hayal kuruyoruz, icraata geldi mi tık yok, aynı tas aynı hamam'' diyerek eleştiriyoruz kimliğimizin bu ortak yönünü.




Diğer bir eğlencem kitap okumaktı. Arkadaşlarım, sınıf kitaplığı, okul kütüphanesi, şirket kütüphanesi ile devam eden bir geçmişim var. Tarih romanları okumaya başlayıp, deneme ve incelemeleri de aştıktan sonra siyasete geldi sıra. Ve bunun getirisi büyük bir hayal oldu.

 Ajan olmak istemek. Şaka yapmıyorum. Her şeyde mükemmel olmayı gerektiren nadide bir meslek.Milletin kırk yaşında yaptığını on dört  yaşında yapıyordum(k). Masa başında konuşmalarımızda devlet kurtarmalarla başlayıp, off ben orada olsaydım neler yapardımlara kadar giden bir yolda yürüdüm.


 Sağcı, solcu, ne olduğu belirsiz insanların kitaplarında yazan o çelişkileri okuyunca, yukarıda yazdıkları satırlarla aşağıda ki kaynaklarının belirttiği sayıların birbirlerine uymamasından tutun da, asırlar önce yaşamış bir şahsı aşağılamak için kitabında yazıyor dediği şeylerin o kitapta tam aksinin yazdığını görünce, bir başbakanı aşağılayacak kelime bulamayınca ayy ben bi kere odasına girdim çok dağınıktı yazan adam var lan (kusura bakmayın yine sinirlendim)... İşte bunları okuyunca anladım ki, siyaset,politika bana göre değil. Oralar öyle dürüstlüğü sindirebilmiş mevkiler hiç değil.Ve sizi temin ederim ki, kimin elinin kimin cebinde olduğunu asla uzaktan bakarak bilebileceğimiz mevzular değil. Yani hiç bir şey göründüğü, gösterildiği, gösterilmeye çalışıldığı gibi değil.  Neyse tek cümleyle anlatıp noktayı koyayım.

 Kimin elinin kimin cebinde olduğu anlaşılamayan, örgüsel, örgütsel, karmaşık zihniyetli yapı.


Küçüklüğümden bana hatıra kalan en önemli şey, düştüğümde elimden tutup kaldıracak,zor zamanımda yanımda olacağını bildiğim bir ailenin varlığı oldu. Belki kötü şeyler yaşamasaydım bunu yazmak aklıma gelmezdi. Demek ki, her şer de bir hayır varmış.

Not: Handan çok teşekkür ederim mimlediğin için. Mimden çok kendi iç hesaplaşmama dönüyordu ki bitirdim. Ama iyi geldi. 
Eğer okuyan olursa ve yapmak isterse ben de zevkle okurum. Huzurla kalın...
Görseller pinterestten alıntıdır.











Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...