Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bitli Turist Kitap Şehri'ne Hoşgeldiniz!

Bloğu bir şeyler öğretmek, yeni öğrendiğim, gördüğüm şeyleri paylaşmak gibi harika bİr şekilde kullanmak yerine, sadece mızırdanmak ve kendime ''hadi koçum yaparsın sen'' demek için (ara ara duymak için de tabi) kullanıyorum. Çok sıkıcı yani. Biliyorum. Üstelik de, hayatım da, extrem bir şey yok. Yok yani.




 Aslında, benim için muhteşem güzel olan hayallerim var. Mesela, çok güzel bir kitap satış noktası açmak. Masal gibi. Bir çok dil de kitaplar.Okuyabilmek için rahat koltuklar. Kahve, kendimize özel karışım çaylarımızın ve sağlıklı, azıcık da sağlıksız tatlılar, sandviçlerin servis edildiği güzel bir mekan. Ufak, sıcak görünümlü, devasa bir mekan. Öyle ki, insanlar konuşup, gülüşseler de rahatsız olmasın kimse. Ama sadece sessiz olmaz. Gülümsemek, kitapların arasında neşelenmek serbest. Zaten böyle güzel bir ortam da, kimse kabalık yapamaz ki.




 ''Ufak görünümlü ama devasa'' kısmında takıldıysanız hemen açıklayayım. Bol miktarda girinti, …

Hipoglisemi ve Ben

İki senede çılgınlar gibi hastanede zaman geçiren biri olarak, bilirkişi havalarında konuşmaya başladığımı fark ettim geçen gün. Hımm şuranda da şöyle bir şey oluyor mu?... Haha ne güldüm kendime. Yarım doktor candan eder malum. Ama damar tıkanıklığı,safra kesesinde ki taşlar,apandisit,d vitamini eksikliği üzerine devamlı yorgunluk sebebinin de hipoglisemiye ramak kala, diyabet aday adayı olduğumu öğrenerek, rahatladım. En azından adı var, tembellik yapmıyorum kardeşim. Iıımm dayanılmaz bir hafiflik.

 Peki neden? Cevabı o kadar basit ki. Yemek yemiyorum ama devamlı kahve içiyorum. Gerçekten. Akşama kadar ağzıma bir lokma koymuyorum. Akşam eşim gelince onunla yiyorum ki bu da dokuza doğru oluyor.

 Nasıl bir seyri var? Yemek yediğin zamanlarda ağırlık çöküyor, hatta kolunu kaldırmayacak kadar kötü hissedebiliyorsun kendini ama devamlı böyle olmak zorunda değil.  Nasıl anlatsam; Kahveyi içiyorsunuz diyelim, bir an da gözlerini parlıyor, kendinizi harika hissediyorsunuz ama en geç iki s…

Benden Notlar

İş yapmak için kalkıldı. En başta yıkanmış ve kokmaması gereken bebe çamaşırları var. Sonra, en son yazı yazdığımda beni rahatlattığını düşünüp, koca kişisinin bilgisayarının başına çöküm. Tabi yanına da bir kahve. Bak saat kaç oldu. İdefix'e kadar baktım. Aklım da, o  kadar iş varken, bu kadar relax takılıp, aynı zaman da gergin, kasılmış olan kaç insan vardır? Vallahi merak ediyorum artık.. Ama kahve de fena değil.

 Her sene millet senelik dileklerini yazarken ben kendimle savaş halinde imişim mesela. Bu senenin girişinde farkettim. Devamlı savaşmak yerine, azıcık kendimi rahat bıraksam neler olur acaba? Mutlu,uykumu almış uyansam mesela. Kendimi biliyorum aslında.

 Herkesler son uykularını uyurken, ben kalkıp, kahvemi yaptıysam, bir de bebe milleti uyanmadan içebildiysem değmeyin keyfime. Pamuk gibi oluyorum işte. En azından en nemrut halim olan sabah mahmurluğumu! üzerimden atmış oluyorum.

 Sonra pozitif olabilmek için, tüm kırgınlıklarımı bir tarafa bırakabilirsem, daha da…

Depresyon Sizce Nedir?

Bıkmak,sıkılmak,bunalmak,nefret etmek,nefret etmek, binlerce hatta on binlerce olumsuzluma sonunda ne öğreniriz biliyor musunuz? Olumlu düşünmeyi. Yapacak herhangi bir şey yoksa eğer olumlu düşünmekten başka çaremiz olmadığını anlarız. Ama anlamak yetmez.Çünkü, o pozitif düşüncelerin kucağına koşarak atlamak zorunda olduğumuzu hissettiğimiz o anlar, olumsuza dönüverir yeniden. Yapacak bir şey yoktur. Kapana sıkışmış bir av hayvanı, peyniri bulamamış bir deney faresi, ya da dönencenin içerisinde ölene kadar dönüp duracağını düşünen bir insana dönüşürsünüz. Aslında en insan halinizdir bu anlar. Sosyalleşmek bir ihtiyaçtır ama, kendini geri çekme ihtiyacı hissedip,  geniş bir perspektifle baktığınız da her şey biraz daha anlamlı hale gelir. O anlamlandırmayı yaptığımız da daha bir insan olduğumuzu düşünürüm. Çünkü, aslında bu bir bilinçlenme dönemidir. Herhangi bir şeyin, aslının farkına varıp, bunu sindirme ve önlem alma dönemidir. Ve dışarıdan bakıldığında ve aslında tabi içinizde ki …