12.11.2015

Mim

ooak-Original Rabbit and Peony Illustration Art 8 x 10 via Etsy:




 Handan, unutmamış mimlemiş beni. Takıntılarım, sevdiklerim,sevmediklerim...

-Eğer, bir işi yapıyorsam tam yaparım. Didiklerim, yoksa asla içim rahat etmez. Aklım, es geçtiğim yerde kalır. Çok kötü bir şey. Çünkü, ya hep, ya hiç mottosuyla hareket etmek, iki türlü de yıpratıyor insanı. Bir şeyi yapmamaya karar verdiysem de, geri dönüp yüzüne bakmam. Aklımın bir köşesin de,yarım bırakılmış olarak,senelerce rahatsız eder.

-Çift sayı olmamasına takılırım. Bunu yenmek için, tek sayı yapmaya başlamıştım bazı şeyleri. Şimdi onların tek, diğerlerinin çift olmaması gözüme batıyor.

-Büyük bir hevesle başlamayı düşündüğüm şeyi anlatma hatasına düştüğüm de,(haksızda değiller hani ama) olumsuzluklardan dem vurulmasından nefret ederim.

-Monotonluk insanı öldürür. Ama çocuktan sonra, monotonluk da önem kazanıyor. Zaten artık, temiz,düzenli bir odada yayılıp, kitap kahve keyfi yapmak güzel bir yenilik haline geliyor.

-''Aman, daha kötüsü olacağına, derdimiz bu olsun yeter ki'' gibi laflar etmemeye artık özen gösteriyorum. Bir kere yaptım o hatayı, ömrümü yedi valla.

- Yeni, kolay tarifler denemekle mutlu olabilirim. Her zaman yaptığım yemeğin içine, farklı bir baharat katmakla tadını değiştirmek bile, mutlu eder.

- Spor yapmak için, koşu bandında ya da aynı yeri defalarca yürümekten hiç hoşlanmam. Tırmanayım,bisiklet süreyim, yüzeyim, eğlenceli birşeyler yapayım yani.

-Ama yeni bir sokak,deniz kenarı,ormanın içi ve en güzeli bir şehri yürüyerek gezmekten acayip keyif alırım. Tabi bir şehirden kastım mesela, İstanbul'da Beylikdüzü'nü gezmek değil. :D

- Yalan söylemekten hoşlanmam. Beyaz yalanlar da dahil. Onun yerine hiç bir şey söylememeyi tercih ederim. Eğer söylemek zorunda kalırsam, yalan olduğu belli oluyor zaten, bir işe yaramıyor. Anlayacağınız, beceremiyorum.

- En çok ilkbaharı severim. Hem serin, hem güneşli. Ama en çok, tabiatın canlanırken oluşturduğu o renklere vurulurum. Kendimi daha iyi hisseder, daha enerjik olurum. Alerjimin izin verdiği noktaya kadar.

-Güneş olmadı mı, tadımda olmuyor. Güneş müthiş enerji veriyor. Ama yağmur yağsın ben izleyeyim, altın da ıslanırken yürüyeyim, bayılırım. Kışet yafı bir nebze daha çok severim de, yazın o sıcaklar beni öldürüyor. Bu yaz, Afrika kıtasında ki insanları anladım. Neden gelişemediklerini, yavaşlıklarını. O sıcakta bana dokunanı vururum valla.

 Anlatacak ne çok şeyimiz var. :)

2 yorum:

  1. İzmir'de koşu bantım tv karşısındaydı. Surviver falan izlerdim yürürken. Yalova'da yatak odasına koyabildim. Camdan dışarı bakıyordum. Karşıda bir tepe var. Yürüyorum yürüyorum tepe aynı yerde duruyor :) İçime fenalık geldi :) Sattım aleti. Zaten dışarda yürümeyi severim. Bilgiç küçükken çıkamadığım için almıştım onu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eşim de koşu bandında zayıflamışdı evlenmeden önce :D Ne yaparak dersin? Dizi izleyerek. Bol sezonlu dizilerden izlemek lazım. Gerçi olur da türk dizisi izlemeye kalkarsan sezona gerek yok. :D

      Yürümeyi sevmek güzel birşey valla. Ben sevemiyorum. Zorlayınca da bir hafta bilemedin iki hafta sürüyor.

      Sil

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...