4.26.2016

Sıradan Bir Gün Daha...


  Bu fotoğraf ne güzel şeyler anlatıyor bilseniz. Mesela, ooo makyaj yapmış bugün diyor. Rujum bordo halbuki. Bu renge nasıl döndüğünü ben de çok merak ettim. Vee evet bordo. Kendime geliyorum, ne var. :) Eşofmanlarımı çıkartıp, eteğimi giydim,üzerne hafif dekolteli t-shirtten hallice bluz. Makyaj yapıyorum derken rezil ettim az bir şey amaan olsun o kadar.

  Kitap okumuş demek oluyor. İki aydır yapamadığım bir eylem. Nasıl rahatlatıyor, mutlu ediyor. (D&R'ın indirimde ki kitaplarından ilk defa bu kadar çok aldık. Bir bakın derim. İdefix'de bol indirimli, Haberiniz olsun.)  Kitabı azıcık ilerleyince daha çok sevdim. 56. sayfasındayım o ayrı.

  Kek yapmışım. Yapmayalı iki seneyi geçmiştir desem. Yine sıvısı fazla geldi. Çikolata parçacıkları dibine inmiş falan ama tadı güzel. Görünmese de kurabiyem de var. Ayrıca kurabiye canavarı bir kızım var. Hayallerimden biriydi. Bayıla bayıla yiyor. Ay da bir iki kere pişiyor gerçi ama yeterli bence.

 En güzeli ne biliyor musunuz? Uzun süredir öğlen uykularını es geçen çocuğum uyudu. Geç uyudu falan ama uyudu ve ben bloğum için fotoğraf çekip, yazı yazabiliyorum. Nasıl iyi geldi anlatamam. Kitap okuyacaktım, yazmayı tercih ettim. Çok iyi yapmışım. O zaman dans! Gerçi evi bir şeyler götürüyor. Dans edecek yer yok. Ama renk bol. :D

 Siz de kek yapın, kurabiye yapın, kilo alın. Tarif mi versem? Hadi ama, koşun mutfağa, kaldırın totoları! Sıradan bir gün olsun, ama huzurlu olsun!




Gülleri Aspirinlemek



 Bayağı kötü durumdalardı. Suya koymayı da geciktirince hepten boyunlarını bükmüşlerdi yavrucaklar. İnternette şöyle bir dolandım, suyuna aspirin koymaktan bahsetmişler. Kullanılmayan 300 mg'lık ecopirinler ne güne duruyordu. Koştum hemen 900 mg ezip koydum. Abarttım sanki. Ama bayağı toparlandılar. Aklınızda olsun. Çiçeklerinizin suyunu aspirinleyiniz efenim!


4.25.2016

Burası da İstanbul!



 Uzun zaman önce yapmam gerektiğinden emin olduğum şeyi, bu hafta sonu, ani bir kararla uyguladık. Kontrol ve aşı için, Şişli'ye geçip oradan kuzeye doğru gitmeye eşim ikna etti beni. İyi ki de etmiş de, o güzellikleri görebilmişim. İçim açıldı, ağzım kulaklarımda gezdim ve fotoğraf  makinem yanımda olsaydı diye söylenip durdum. Hafta sonları kaçmaya, piknik yapmaya karar verdik. Ben de, fotoğrafların hepsini gözlerimle çektim, depoladım mecbur. Nerede, nasıl çekmeliyim falan, her şey tamam. Hafta sonu kaçamak yapmaya kaldı iş...

 Demem o ki, Istanbul sınırları içerisinde, köyler, dağlar, rengarenk tarlalar var. Çatalca'da ki piknik alanlarının ötesini görün. Sadece yollarında arabayla gitmesi bile müthiş keyifli olan bir şeyden bahsediyorum size. Çatalca'dan biraz daha ileriye gidin, Tekirdağ'a varmak üzere olsanız da, siz de görmelisiniz, ferahlamalısınız, diye düşündüm. Ben vicdanımı rahatlattım, gerisi size kalmış. :)





4.24.2016

Günlüğümsü

 Merhabaaa. Bugün güzel bir gün geçirdik aslında ama ben tekerlerimden birini patlatmış gibi hissediyorum. Bloğa dert anlatıp dururken, ay böyle dert yaza yaza olmaz, hiç mi olumlu bir şey yaşamıyorsun demiştim kendime. Ara ara söyleyip, silkelenip kendime gelmem gerekiyor. Sonra fark ettim ki, ben olumsuz bir şeyi hiç kimseyle paylaşmıyorum ki. Eee buraya kalanlar, hep olumsuz oluyor.

 Ufacık diye tabir edilen şeylerden mutlu olabiliyorum. Benim için, güzel şeyler, kocaman şeyler onlar. Ufaltmak haksızlık bence. Neredeyse iki ay olacak devamlı bir hastalıklar silsilesi içinde boğuşuyoruz. Şükür bayağı iyiyiz. Hastalığın başında beş gün içinde 6 saat uyku uyumuşum. Benim rekorum bu. İlk uyumadığım gecenin stresini beş dakika içinde nasıl attığımı anlatmaya karar verdim şimdi. Spontane yazıyorum ben, en güzel planım plansızlık.

 Şimdi, yine ateşlendi benim kedi. Mecburen uyumadım. Gün aydınlanıyor baktım, uyumasam da azıcık yatsam mı diye düşünürken, kızımın odasının önünden geçtim. Dört seneyi geçirdik bu evde, bu odanın güneş doğarken nasıl güzel ışıklar oluşturduğunu fark etmemişim. Tam iki binanın ortasına geliyor açısı, güneş tepeye gelmeden, hani böyle en güzel rengindeyken dolabın kapağına düşen ışıltı. Altın rengi mi desem yoksa ateş mi? O rengin adı yok ben de. Bir de güneş batarken verir o ışıltıyı. Ba-yı-lı-rım! Ne yatması dedim, hemen kahve yaptım. Açtım camı sonuna kadar, en sevdiğim serinlik. Tatlı tatlı eser ama yaz günü de olsa üşütür, tüylerini diken diken eder hani. Bir de kuş cıvıltıları. Beş dakika sürdü sürmedi, ama bu evin hatırlayacağım en güzel anısı oldu benim için. Sesiyle,kokusuyla,serinliğiyle videosunu çekip hafızama attığım nadir dakikalardandı. Çok biriktirmek lazım bunlardan. Beş dakikada anladığım, kavradığım gerçek bu oldu. O serinlik beni, çocukluğumda, tuvalete uyanıp, balkona çıkıp, o sessizliği içime çektiğim ana götürdü beni. Mutluluğumu, huzurumu ve serinliği hissettim. Koluma bakıp üşümemin fotoğrafını çektiğimi fark ettim. Başka bir zamanda, nedenini bilmediğim (kesin sınavdan 70 almışımdır:) mutsuzluğumun, vitrine düşen güneşin batışında ki alev rengiyle kaybolmasıydı. Bir sonra ki, sonbahar yağmurunda kırmızı hırkamı giyip, balkonda yağmur sesiyle kitap okuduğum an oldu.

 Beynimiz bir zaman kapsülü. İçine ufak ufak, huzursuzluğumuzda bizi kendimize getirecek mini mutluluklar hazırlamalıyız. Ara ara hatırlayıp, taze halde tutmalı onları ki ihtiyacımız olduğunda bekletmesinler bizi. Aydınlatsınlar önümüzü,yüreğimizi ve zihnimizi.

 Her ay rapor yazmak niyetinde ki ben, hiç yazmadım.Ocak ve şubat aylarım benim için ne kadar fena geçmemiş dedirtse de, mart ve nisan ayları hastalıklarla geçti. Ama bir önce ki paragrafta yazdığım gibi, olumsuzlukları bile olumluya çevirmek için uğraşacak, zihin, kalp ve göz, bir çok şeyden daha öğretici olabiliyor. Yine dert anlatamadım... :)

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...