4.24.2016

Günlüğümsü

 Merhabaaa. Bugün güzel bir gün geçirdik aslında ama ben tekerlerimden birini patlatmış gibi hissediyorum. Bloğa dert anlatıp dururken, ay böyle dert yaza yaza olmaz, hiç mi olumlu bir şey yaşamıyorsun demiştim kendime. Ara ara söyleyip, silkelenip kendime gelmem gerekiyor. Sonra fark ettim ki, ben olumsuz bir şeyi hiç kimseyle paylaşmıyorum ki. Eee buraya kalanlar, hep olumsuz oluyor.

 Ufacık diye tabir edilen şeylerden mutlu olabiliyorum. Benim için, güzel şeyler, kocaman şeyler onlar. Ufaltmak haksızlık bence. Neredeyse iki ay olacak devamlı bir hastalıklar silsilesi içinde boğuşuyoruz. Şükür bayağı iyiyiz. Hastalığın başında beş gün içinde 6 saat uyku uyumuşum. Benim rekorum bu. İlk uyumadığım gecenin stresini beş dakika içinde nasıl attığımı anlatmaya karar verdim şimdi. Spontane yazıyorum ben, en güzel planım plansızlık.

 Şimdi, yine ateşlendi benim kedi. Mecburen uyumadım. Gün aydınlanıyor baktım, uyumasam da azıcık yatsam mı diye düşünürken, kızımın odasının önünden geçtim. Dört seneyi geçirdik bu evde, bu odanın güneş doğarken nasıl güzel ışıklar oluşturduğunu fark etmemişim. Tam iki binanın ortasına geliyor açısı, güneş tepeye gelmeden, hani böyle en güzel rengindeyken dolabın kapağına düşen ışıltı. Altın rengi mi desem yoksa ateş mi? O rengin adı yok ben de. Bir de güneş batarken verir o ışıltıyı. Ba-yı-lı-rım! Ne yatması dedim, hemen kahve yaptım. Açtım camı sonuna kadar, en sevdiğim serinlik. Tatlı tatlı eser ama yaz günü de olsa üşütür, tüylerini diken diken eder hani. Bir de kuş cıvıltıları. Beş dakika sürdü sürmedi, ama bu evin hatırlayacağım en güzel anısı oldu benim için. Sesiyle,kokusuyla,serinliğiyle videosunu çekip hafızama attığım nadir dakikalardandı. Çok biriktirmek lazım bunlardan. Beş dakikada anladığım, kavradığım gerçek bu oldu. O serinlik beni, çocukluğumda, tuvalete uyanıp, balkona çıkıp, o sessizliği içime çektiğim ana götürdü beni. Mutluluğumu, huzurumu ve serinliği hissettim. Koluma bakıp üşümemin fotoğrafını çektiğimi fark ettim. Başka bir zamanda, nedenini bilmediğim (kesin sınavdan 70 almışımdır:) mutsuzluğumun, vitrine düşen güneşin batışında ki alev rengiyle kaybolmasıydı. Bir sonra ki, sonbahar yağmurunda kırmızı hırkamı giyip, balkonda yağmur sesiyle kitap okuduğum an oldu.

 Beynimiz bir zaman kapsülü. İçine ufak ufak, huzursuzluğumuzda bizi kendimize getirecek mini mutluluklar hazırlamalıyız. Ara ara hatırlayıp, taze halde tutmalı onları ki ihtiyacımız olduğunda bekletmesinler bizi. Aydınlatsınlar önümüzü,yüreğimizi ve zihnimizi.

 Her ay rapor yazmak niyetinde ki ben, hiç yazmadım.Ocak ve şubat aylarım benim için ne kadar fena geçmemiş dedirtse de, mart ve nisan ayları hastalıklarla geçti. Ama bir önce ki paragrafta yazdığım gibi, olumsuzlukları bile olumluya çevirmek için uğraşacak, zihin, kalp ve göz, bir çok şeyden daha öğretici olabiliyor. Yine dert anlatamadım... :)

4 yorum:

  1. O küçük anlar en sevdiklerimdir. Minicik olsalar da kocaman etkileri olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İdolümsün. Öylesine söylemiyorum cddiyim. :)

      Sil
  2. Balkonda yağmur sesiyle kitap okumak!!!

    Bitirdin beni :D

    YanıtlaSil
  3. Balkonumu kullanmak istiyorum bu sene. Bu sene, ımm bakalım gerçekleşecek mi? Benim senelik listeme eklenesi bi durum. :D

    YanıtlaSil

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...