5.23.2016

Naber?

 Merhaba. Kaçakgillerden Bitli oldum yahu. Aslında buraya atmak için resimleri bile düzenliyorum ama iş yazmaya geldimi elim gitmiyor bir türlü. Fotoğrafsız olur belki bu yazı, belki de eklerim. Kim bilir? Bu aralar böyle, ya da hep böyleydi...

 Kendimi hiç birşeye yetişemiyor olarak gördüğüm zamanlara bakıyorum da, sonrası daha da kötü olmuş. Hatta aslında bayağı iyi durumdaymışım da ben mükemmel olsun istiyormuşum.Bunun farkına varmak için dibe iyice batmak gerekiyormuş.

 Hep diyorum ya, ay yetişemiyorum, ay evime hırsız girse benden önce biri girmiş diyerek kaçacak, vah bana vahlar bana falan. Aslında eve yetişememek değil de, çocuğumun ihtiyaçlarına yetişememek çok zor geliyor. Sokakta çok vakit geçirmesi gerekiyor, benim onunla devamlı oyun oynamam gerekiyor, sağlıklı bir bağ kurmam veya devam etmem gerekiyor, ama ben bunlara yetişemiyorum. Bunun için kendimi suçluyorum, nefret ediyorum, sonuç değişmiyor. Çünkü, hep yorgunum, bitkinim, masaj yaptırırken bile, sert dokunma diye carlıyorum, çocuğum tekme atsa (kaç kilo ki canım yansın) feci bir acı hissediyorum, ağrıdan geberiyorum, doktor doktor geziyorum, umutsuzluğumun için umut çıkarmaya çalışıyorum ama pek tabi mümkün mü? Çünkü biliyorum, bu yaşam kalitemi aşırı derecede düşürüyor, ne olduğunu tam kestirememek daha çok çıldırtıyor, belki de onarılmaz yaralar açıyor, ama genel duruma bakıyorum, benim ki ne ki? deyip susuyorum. Çaresi bulunur bir dert, ölüm değil ya.

 Sosyal medya ve gazete okumayı kesdiğim çok zaman oldu ama kayıtsız kalmak neredeyse imkansız. Yaşamıma bakıyorum, hiç tanımadığım insanların acılarına hep takılmışım. Normal ölüm olarak gördüğümüz kazalar vs. Geriye gitmeye çalışıyorum, acaba ilk nerede tökezledim? diye. Aklımdan çıkaramadığım iki sahne var. Bir, öcalanla alakalı gördüğüm kanlı bir fotoğraf. Gazetede. Bir an dank ediyor. Aman diyorum, internet sitelerine istediğiniz fotoyu koyun ama küçücük çocukların ulaşabileceği gazetelere koymayın. Hele o kadar kanlı bir sahne. İkincisi, deprem. Arkadaşımın vefat eden annesi, ilk defa eve gelişleri,cenaze namazı, beni gördüğünde annesi aklına geldiği için ağlayan kardeşi... İki sene önce sorsanız, etkilendiğim hiç birşey olmadığını söylerdim oysa. Kayıp çocuk otobüsü gibi birşey vardı hatırlıyor musunuz? Ben onda da zırıl zırıl ağlardım ama kimseye göstermezdim gözyaşlarımı. Şimdi görüyorum ki ben bunu hayatımın her alanında yapmışım. Mücadele biçimim duygusal olaylarda sağlam duruş sergilemek kimseye üzüldüğünü göstermemek, korktuğum durumlarda üstüne giderek yenmek olmuş. Gölge beni korkutuyorsa kalkıp sebebini bulup yatardım mesela. Şimdi, gerçekten güçlü durmak üzerine çok farklı yorumlar yaparken buluyorum kendimi. İçimde yaşadıklarım içimde öylece kaldığı için mi güçlü olunuyor? Halbuki çözümü olmayan duygular varmış bu hayatta. Öylece taş gibi içinizde oturan. Ne kadar yazsam da, bitmek bilmeyecek bir konu benim için.

 Hayat kısa, ömür geçici, takma kafana, gelir geçer... Hayatımızın her alanında duyduğumuz kelimeler. Çok duyduğumuz kelimelere aşinalık sağlayıp, anlamaz oluyoruz genelde. Ama bazen, sanki ilk defa duymuşuzcasına, kafamıza dank ediyor. Bilirsiniz o duyguyu... Gerçekten farkına varmak diyoruz ya hani. Yarısı belki desadece çeyreği ama farkına vardım galiba. Hayat kısa, kuşlar uçuyor, zaman geçiyor, çocuğum büyüyor, ben yaşlanıyorum... Unutmayın; hayat kısa, mutlu olmayı unutmayın. Bir de Momo'yu okuyun... Sevgi pıtırcığı olup, hepinize sarılıp öpüyorum. Ay ben pek sarılmam öyle ama sarıldımı da cılkınızı çıkartırım söyleyeyim...

 Laptopsız ve hatta telefonsuzum. Teknolojiden uzağım yine istemsiz detoks. Fotolar diğer pc'de kaldı tabi. İki tane hint bülbülüm oldu. Belki bir tane de muhabbet kuşumuz olur. Bugün ilk defa doğru düzgün kek yapabildim. Yumuşacık oldu. Tadı harika. Ben de kendimi harika hissettim. Ohh be sonunda. Bu ara yarım bıraktığım kitaplarımı bile bitiriyorum. Eve ne yaparsam yapayım b.k götürüyor yine. Olsun umutluyum, yapacağım, bu işlerin içinden de çıkacağım. Doktorlarımdan biri kanser, dua edin aklınıza gelirse olur mu? Devamlı aklımda, Allah'ım nolur atlatsın diye dua edip duruyorum. Bende ki umut bu kadar. meğer insan olmak bunu gerektiriyormuş...

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...