6.25.2016

Pis Baymak

 Bütün ev derlenmiş toplanmış, süpürülmüş, silinmiş, yüzler gülüyorken giriştiğim salonda kaldım, Gömün beni! İnşaat tozuna bulanmış yaşıyoruz kısmen. Üstelik artık yine ve yeniden tüm ev dağınık. Eskisi gibi değil ama, halıları da kaldırmışken yıkamaya gönderdim. Ohh, evi süpürmesi acayip kolay geliyor. Gerçi benim sıpa uyanır uyanmaz, boğazımda kıl var gibi deyip kustu, öksürük de başladı. Hey Allah'ım!

 Sıra gelsin baymak'a... Diyorlar ki,  biz bunu takmak için sadece bir delik delebiliriz. Tamam. Ondan önce  çağırdık birini, her şeyi halletti. Sadece bir delik kaldı. Yıl olmuş 2016, beyefendiler saat veremiyorlar üstelik. Herhangi bir vakitte gelebilirlermiş.Akşama doğru geldiler, ve ne dediler biliyor musunuz? Burayı delemeyiz. Sebep? Zıkkım isimli alet gerekiyor. Halbuki daha basit aletle de delinebiliyor ama daha gidecek çok yerleri olduğu için sallıyorlar. Takmadan gittiler. Ev şantiyeye dönmüş, oruçluyum, deli gibi sıcak, o sırada sallamamak en iyisiydi ama gece çok sinirlendim. Şimdi biz adam çağırıp ellerinde olan aletle duvar deldireceğiz. Onlarda takmaya gelecekler. Tabi şikayetler falan filan... Valla daha taktıramadan hizmet fecaat, benden söylemesi...

 Yarın halledilirse en azından temizliğe girişebileceğim. Akşam olmadan, bitsin de, işleri yoluna koyayım diyorum ama bakalım. Geri kalanı klasik, bol uyuklamalı geçiyor...

6.21.2016

Hayat Sıradanlaşınca Mutlu Olmak


by Francesca Buchko Auf francescabuchko.com http://www.pinterest.com/johannacary15/illustrations/:

Normal hayata geri dönüşümün mutluluğu tüm benliğimi sarmış durumda. Biraz biraz uykusuzluğumu da toparlıyorum. Değmeyin keyfime. İnsan devamlı yatmaya mahkum olunca anlıyormuş, evin içinde ki işleri halletmenin bile aslında keyifli olabileceğini. Eski heyecanlarım da geri gelmeye başladı. Baktım hala paraşütle atlamak, karavanda yatıp kalkıp dünyayı gezmek gibi hayaller kurabiliyorum. Heyecanla. Bir gün yapabileceğime inanarak. Motivasyonumun birinci şartı istek duymak olsa gerek. :)

 Depoya dönüşmüş salonumu elden geçirdim. Bayağı toparladım. Süpürmesi kaldı. Balkonum hala, eşimin ağır şeyleri atmasını bekleyerek geçiyor. Gün almış, adamlar perşembe günü gelecekler. Dolayısıyla en erken çarşamba akşamı çıkaracaktır. Ondan sonra yıkayabilirim. Sonra saksıda ki toprakları yeni toprakla karıştırıp, çiçek fideleri almak lazım. Minicik çocuğum saksıları görünce çiçek ekin dedi ya. :D Orada ki dolabın da düzenlenmesi, salonda ki büyük oyuncakların o dolaba sığması gibi düşüncelerim var. Sığmazsa büyük hayal kırıklığı. O balkon bu yaz rahat rahat kitap okunabilecek  kıvama gelsin artık. Yayıla yayıla ohh.Mutfakta ki mini balkonu da kızıma tahsis etmeyi planlıyorum. Çadırını, kumunu, suyunu eksik etmeyeyim, bol bol d vitamini alsın istiyorum.

 Oturma odasında ki kitaplar raflardan indi, tozları alındı, süreli yayınların büyük kısmı atıldı. Kızımın asılarak düşürdüğü rafı geri takıp, kitapları koliden kurtarmak istiyorum. Zor bir şey değil ama o iş de eşime bakıyor. Puff, evin boyanması da lazım... İşleri sıralamaya başlayınca nasıl da çoğalıyorlar.

 Bu arada evi temizledikçe despotluk yapmaya başladım.En son holde, koridorda, mutfakta,yatak odasında oyuncak bırakmayı yasakladım.Oynayınca bırakıp gitmesine müsaade etmiyorum. Alabildiğini alıyor, kalanını ben götürüyorum. Fena değil. Ayaklarımın altı haritaya döndü. En son kürdan bulup yere atmış, ayağıma girdi. Hala acıyor deyince, eşim bakayım dedi. ''Hangisi?'' diye sordu yahu. Artık nasıl kanıksadıysam... :D Tabi olmazsa olmaz, fazlalıkları çıkartma işlemleri devam ediyor. Büyük bir yığın oldu. Arada bir oturduğumda, Handan'ın ben kırmayıp yaptığı film postundan, fragmanları izleyip film seçtim. Daha diğer postan seçeceğim filmler var. İzleme listem kabarıyor. Bu sene 50 film izleyebilecek miyim bakalım?

 Ben de durum böyle. Evin içerisinde düzen oluşturma, temizlik, yemek falan. Klasik. Ramazandan sonra  yoğun bir tempoya girme planlarım var. Yapmak isteyip yapamadıklarımın üzerine gitmem lazım. Neyi ne kadar istediğimi güçlü ve kararlıyken görmem lazım. Yarım bıraktıklarımı tamamlamam lazım.  Her şey güzel olacak!

6.16.2016

Laf-ı güzaf


 Ken Wong : Artist, Illustrator, Designer:

 Ucundan, kıyısından belki birazda ortasından normal hayata döndüm sanki. İnsanız, aciziz arkadaş. Kanımda ki şeker miktarı olması gerekenden az biraz aşağıya düşüyor diye girdiğimiz hallere bak. Halbuki, bıraksan dünyaları kurtarırız. İş kendi dertlerimize gelince çözmekten kaçarız, söyleniriz de söyleniriz. Koca evrende toz zerresi kadar var mıyız sahi? Laf-ı güzaf...

 Dört gündür ilaç kullanıyorun. Kesinlikle daha iyiyim. Ama ilaç kullanmakla bitmiyor iş. Diyete uymazsan perişan oluyorsun yine. Bugün saat üçten sonra yemek yemedim, gecenin göründe dayanamayıp löp löp pide yedim. Hani nerede diyet? İşin aslı bugün gerçekten fecaatti.  Son saatlerde düşünebilme yetimi kaybettim. Bir daha, zamanında yemeğimi yapıp yiyeceğim. Böyle gitmez!

 İşin güzel yanı üç gündü aksatmadan 45-50 dakika yürüyorum. Karnımı içime çekince yanma ve sertleşme var. Acayip şaşkınım. Ne kadar uzun süredir hareketsiz kaldığımı oradan hesap edin. Neyse önemli olan düzenli yürüyüşümü yapıyorum ve bunun karşılığında zayıflamasam bile, önemli!

 Her yaza girişte klima alalım diyen eşime, yaz bitimine alırız deyip, her defasında geçiştirmiştik. Geçen yazı çok zor geçirdim, bu sefer önce ben söyledim. Klima geldi ama takılması için adamlar gelecek. Eee bir klima takmaya, neredeyse her odaya girecekler. Ne olacak? Mecburi temizlik. Yalnız bu sebeple, depo, ütü odası vs. gibi kullandığım salonu, çöpe indirilmesini cancağızımdan rica ettiğim fakat tabiki de bekleyen dolap dolayısıyla salon balkonu temizlenecek. Kampanya bununla sınırlı kalmıyor. Bu ara kuşun tüy dökme bahanesiyle kullanım dışı olan oturma odası da toparlanacak,önlem alınacak, hem de raflarda ki kitaplardan atılacak süreli yayınlar vardı, ee tozlanmışlardır bir de onlar. Ohh mis olacak. Ha bir de çok az kullandığımız ara lavabo elden geçecek. Eğer bunları bu ara inat ve tersini yapma konusunda uzmanlık yapan kızımla başarırsam bilin ki Gilfor'cum sayesinde.

  Bugün hatırladıkça güldüğüm diyaloğu yazmadan geçmeyeyim. Sabah saatleri, hurma arası ceviz yapıp masasına koydum. Yemedi.

-Ee tamam o zaman ben yiyeyim?
- Hayıır, sen yeme babam yesin.
-Aa neden? (O sırada da anlam veremediğim bir şekilde ciddi ciddi bozuldum buna. hem güldüm, hem söylendim.)
-Olmaaz. Babam yesin.

Bir dakika sonra.

-Neden yediiin? Babam yiycekti. (Bayağı atar yapıyor.)
-Ne yiycem be. Başka birşey yiyorum ben. Masanda duruyor hurman.
-Hııı, ne yiyosun? Bana da versene?
- Niye vericek mişim? Sen bana verdin mi? Ben de vermiyorum.
-Bak sevmem ama seni. (Hoppala paşam... Duygu sömürüsü yapma diye çırpınmamın sonucunu görüyorsunuz değil mi? Sevmeyecekmiş peh pehh..)
-Oldu canım, sen bana hurmanı vermedin diye ben de seni sevmeyeyim o zaman?
Durakladı, üç saniye sonra:
-Eee şimdi napıyoruz o zaman?
-Bilmem sen çöz..
Dedim ama karşısında da çok güldüm açıkçası. Şimdi napıyoruz, nedir ya? Şebelek.


  Bu ara kuş olmaya özeniyor. Uçmak istiyor. Kafese kapatılmak istiyor.  Hee ciddi. Parktayız:

 -Burası benim kafesim olsun, ben kuşum. Bu da benim yemim olsun. (Parkın ahşap direklerinden birini kemirecekmiş.)
 -Sakın, sen şakacıktan kuş oluyorsun, öyle bir şey yapma.
-Hayır, şaka değil, ben kuşum!
-Ama senin kanatların yok ki?
-Ben hızlı hızlı koşarken kollarımı böyle böyle yaparsam uçarım belki.
-Mühendis beyinli.
-Hıı.
-Yok birşey..

 



6.12.2016

Göbek Adı

 Hey merhaba! Ölmedim ya ondan bu heyecanım.  Tahlil sonuçlarım harika çıktı.  Hem de hiç olmadığı kadar. Beslenmeme dikkat etmem, zayflamam şart! Adamcağız zayıflayayım diye bir diyetisyenden çok Daha büyük bir psikolojik destek verdi. Şimdiye kadar ilaç kullanmamıştım ama aşırı kilo alımım yüzünden (almamam gereken dönemde bile kilo almış oldğumu farkettim)  tüm şikayetlerimi dile getirmemin sonucunda ilaç kullanmaya başlıyorum.Günümün çok daha iyi geçmesini sağlayacağını düşünüp mutlu oluyorum. Eğer bir zahmet üşenmeyip yürüyüşümü de düzenli yaparsam çok güzel kilo verebilirim. Umutluyum..

 Gerçi dakikalarca konuşulan az yemek, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak gibi kelimelerin üzerine iskender patlatmsaydık iyiydi. Doktorlarımdan birine yakalanacağım diye etrafı kolaçan etmek de zor.

 Gün verimli geçti. Hastane de bir kaç saatlik oş boş oturma amanım oldu. Açık havada, ağaç kokuları için de. Kitap okudum biraz. Biraz da yazı yazdım. Alerjiden mi açlıktan mı bilmem düşünme konusunda beynm sıfırlanmış, uykum gelmişti. Yazdıklarım günümü özetleyen cümlelerden oluştu.  Doğumumun çoğunluğunda yanımda olan bayanı gördüm. Çocuğunun olmasını çok istiyordu. Olmuş, hatta yürümeye başlamış. Hastaneye bir sıkıntılarından dolayı gelmişler gibi görünüyorlardı, eşi yanındaydı. Merhabalaştım sanki devamını getirirmemden çok hoşnut olmayacakmış gibi hissedip, sıkıştırmadım kadıncağızı. İşin komik yanı, tam doğumhanenin bahçe kısmında oturuyorum. Onlar da oraya geldiler. 10 dakika önce biraz tenhalaşsında, gidip öğreneyim dediğim birşey vardı. Ay çok utanıyorum...

 Ben, altı üstü bir tanecik çocuğumun göbek adını unutmuştum. Evet bildiğiniz unuttum. Tamam pek sallamadım zaten isimleri ama aklımdaydılar. Bir ara hastaneden çıkamadım,sık sık acillerdeyim falan.  Herhalde o dönemde ya da daha sonra unuttum .Ama bir gün hatırlamaya ne kadar çalışırsam çalışayım hatırlayamadım. O gün bugündür de iki isimden birini hatırlıyorum yalnızca. Ayşe! Diğeri yok. Doktorum iki ebenin adını birden koymuştu. Karşılaştığım bayan da kızımın ismini taşıdığı bayan. Neyse, onlar gittikten sonra girdim içeriye. Sordum hemşirelere. Hepsi de yeni gelmiş. İki buçuk yıllık çalışanı bulup tarifimi yaptılar da ismini bulduk sonunda. Gönül. Kızımın göbek adı Ayşe Gönül. Unutursam hatırlatın. :D

6.11.2016

Ölecek miyim Çocuğum?

 Lying under the moonlight . #yellow:
Ramazan düşe kalka devam ediyor. Doktora hemen gidemeyip telefonla anlattım durumu. Son tahlil sonuçlarım iyi çıkmıştı, (diyete bayağı uymuştum çünkü, tatilde hatta ondan öncesinde diyet miyet kalmadı)  doktorumda diyete uyarsan oruc tutabilirsin, uymazsan yaşadığın durum normal dedi. Otur bitli sıfır! Her türlü ben sorumluyum, paşa paşa uymaya çalışıp, tutuyorum. Yarın gideceğim, bakalım tahlil sonuçlarım kulağıma neler fısıldayacak. Ha bir de, günü kötü geçirmemin ikinci etken maddesi uykusuzlukmuş, çok şükür farkettim. Yemek yiyince yatıp uyuyamıyorum, bir enerji veriyor. Ee ancak o sırada halledebiliyorum ihtiyaçlarımızı da. Çamaşır asmak, mutfağı toparlamak gibi, bazen yemek hazırlamak, sahuru da unutmamak lazım... Bunun üstüne çocuk faktörü ekleniyor, uyku sürem 4,5 saat. Bu kadar hasarla altından kalktığıma şükredeyim ben, bir de uyumam lazım tabi. Aklımı biraz da kendime kullanıvereyim dimi. (Aklını önce kendine kullanmıyorsan da ahmaksındır tabi de çaktırmıyorum tatlış beynime.) Doktorum çalışmaya başlamış farkettiğiniz gibi, çok sevindim, inşallah hiç bir sıkıntısı kalmaz, ben de hastalıklaımdan kurtulup, halini hatrını sormaya gidebilirim umarım.


 Bugün eşimle yarın kaçta kalkalım, hastaneye gidelim muhabbeti yapıyoruz. Daha söylememiştim küçümene. Bir konuşmaya başladı, dudaklarını büze büze...

 - Annecim, sen doktora gitme, doktora gitmeden de iyisin. İyi olursun inşallah. Bak boynundan öptüm. Bırakma beni..

 Allah'ım ses titriyor, ağlıyor, sanki ölüme gönderiyor. Ben de girdimmi moda. Uzun süre beni doktora gitmemeye ikna etmeye çalıştı. Anneanne faktörünü öne sürdüm. Çok sevindi. Ama yine de doktora gitmemi kabul etmedi. Doktor amcalardan şeker getirme sözü verdim, ağlamalarına dayanamayıp. İçine sinmedi, pek gönülsüzdü ama uyumadan önce sözü aldık galiba. Sabah ne yapacak bakalım?  Ölecek miyim neyim? Çocuğa malum oldu herhalde. Fena girdim bu moda. Gideyim bir ağda yapayım. :D

6.07.2016

Karaladım Yine

 Merhaba millet. Napıyorsunuz? Görüşmeyeli de kubad sadece bir yazı, Handan her zaman ki gibi döktürmüş (alıştık ona zaten),  Ceren bloğunu en azından kapatmamış ama artık yok, Deniz tam gaz devam ediyormuş, iceberginanasıda döktürmüş bak, küçük joe'de yazmış... Yoklamamı aldım anlayacağınız. Aklıma gelmişken, instagram hesabınız varsa delianne ve yabanelma hesaplarına bir bakın derim. İçinizin ferahlaması, umutla dolmanızın garantisini verebilirim.

 Telefonumun şarj edilmesi lazım, çalışacak gibi ama elim değmedi. Laptop'un şarj aleti geldi ama daha ona da dokunmadım. Eşimin laptopu kısa süreli çözümüm bugünlük. Ulaşılamaz olmayı da seviyorum galiba. Ulaşamamak kötü ama.

 Bu sene tatile gidemeyecektik. Gözümü karartıp kendi başıma gitmeye karar verdim. (Gözünü karartmak; yolculuk, taşıma,hastalık kısımlarını düşünmeyip, çok güzel bir tatil geçireceğimi düşünmek demek.) Kusura bakma ama bu halinle benim içim rahat etmez ikazıyla, kardeşimle gittim. Ee gerçekten olmazmış. Diş çıkarttı, öksürdü, herhangi br efor sarfetmeden, üç dakika içinde ter su içinde kalıp bunu kısır döngeye soktu, ve illaki de ishal oldu, burnu tıkalı, öksürüyor. On günlük tatilde, daha kötü olmasın diye doğru düzgün sokağa bile çıkamadım, havuza iki kere gidebildik. Gerçi havuza toplamda 5 saat bulunduğuna göre 5 gün gitmiş kadar oldu. Hem de çok daha ucuza. :p En büyük katkısı (bana) herşeyi teyzesinin yapmasını istemesi oldu. Garibim, ev taşıma yorgunluğunun üstünde bir de çocuk baktı. Arkadaşlarımla da denk geldik. Eskiden nasıl sabahladıysak yine sabahladık falan ama nerede eski ben? Saat üçden sonrasını uyumamaya direnerek geçirdim. Benden geçmiş valla, bundan sonra tavuklar kadar erken yatacağım. Çocuk ne menem şeymiş arkadaş? Uykusuz, tempolu tatiller nerede, şimdi ki tatiller nerede? Önceden az uykuyla hayata devam etmek zorunlu olmadığından mı severdim acaba? Bu arada uykum da geldi. Her zaman ki gibi, tatilin son günü ve sabahı çok güzel geçti. Ne kadar da kısa geçti. Hiç birşey anlamadım. Mekanım değişmiş, deniz havası almış, dalgaların sesini bol bol dinlemiş oldum. Buna da şükür tabi.

 Ramazanın ilk gününü atlattık ama ben orucu tumadım da oruç beni tuttu. Son tahlillerim fena çıkmamıştı, tatilden dolayı doktora da gidemedim,tutmamayı da sindiremedim daha. Ama yatarak tutabildim. Bakalım devamı nasıl gelecek, doktorum ne diyecek? Geçen sene es vermek zorunda olsam da tutmuştum. O zaman bilmiyordum hipoglisemiyi tabi. Kendimi kontrol ede ede geçirdim günü. Senelerdir Kuranı kerim de okumadım. Bari bu ramazan kapağını açsam.

 Postun son paragrafına günahlarımla devam edecekmiş hissi vermiş olsam da, kendime gayret dileyerek konuyu kapatıyorum. Sahura kalkanlara afiyetler olsun, oruç tutanlara kolaylıklar diler, başarılarının devamını temenni ederim. Ne yiyorsunuz? :D

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...