Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bazı Şeylerin Sonu Hüsran

Hayat, bilmediğimiz yönlerde farklı yollar çıkarıyor önümüze. Azıcık nefes alabileceğimi düşündüğüm bir anda yine yönüm değişti.  Bu hayat hep nefes aldığımı, sonunda huzuru buluğumu zannettiğim anlar da vuruyor beni. Buradan da çıkarmam gereken dersler var demek ki ve ben her defasında sınıfta kalıyorum. Gerçi ilk sınav çok kazıktı ama olsun. Çok şey öğrendim ve minnettarım. Bu yaşlarda hastalıkla imtihan çok öğretici bir yaşam sunuyor. Sağlığın kıymetinden, dostun kıymetine, tanıdığını zannettiğin eşinin, dostunun hal ve hareketlerine kadar herşeyi gösteriyor. Eskiden çok beylik gelirdi. Ha bir de çok umut kırıcı olduğunu düşünürdüm ama zaten tadına bakmadan anlaşılmıyor. O yüzden, ah yavrum vah yavrum, sen ne gördün ki gibi tavırlar ergen çocuğunuzu irrite etmekten başka bir işe yaramayacaktır. Bırakınız yaşasın, siz de onun istediği yöntemle yanında olun. Yıllar sonra okursam eğer kendime kulak çekmelik notlar oldu. Pek çenemi tutamadığımı varsayarsak bilhassa...

 Diyeceğim o ki…
Bomba gibiyim. Fevkaladenin fevkindeyim. Neden? Çünkü, kızımda artık ateşli bir hasta. Tüm günümüzü hastanede geçirdik. Tabiki de bir an da iyileşiverdim. Ne yapacaktım?

 Ay zaten kaç gündür karnı ağrıyor, ishal gibi oluyor oluyordu. Bugün öğlen ateşide çıkınca doktora gittik. Kendi doktorumuzu kaçırdık, nöbetçi doktor vardı. O da sakin bir amca olunca, anlaştık, konuştuk, güldük, eğlendik. Tabi bunlar sadece doktorun yanında oluyor.  Doktor idrar ve gaita testi istedi. Tam 5 saat boyunca hastanede süründük. Yiyecek yememesi ayrı dert, açlık ve uykusuzluktan ağzı beş karış ağlaması ayrı dert. Allah'ım keşke sadece çocuğum zırlasa. Ben de bir değil ki. Tam iki tane. Sayıyla 2 olup, onun yaşını burada yazamayacağım. Hastaneye gelmenin saçma olduğundan başlayıp, tüm günü hastanede geçirdik diye offlamasından devam edip, üzerine de çocuğuyla didişen, hadi yap diye direten bir çocuğum daha var. Yemin ederim kızım beni bu kadar zorlamıyor. Çocuğu çileden çıkaran babası pardon abisi. Ya…

Mum

Sıyırmadan bir önceki köşeden döndüm galiba. Ateşimin 39 dereceye çıkmasının ve hala hasta olup antibiyotik, ateş düşürücü kullanmamdan kaynaklanıyorda olabilir tabi. :)

 Hasta olunca, hele de aşırı halsiz iki gündür anneme gidip geldim. Bugün için iyi olduğumu zannedip evde kalayım dedim. Ama sinirlerim gevredi. Ne yataktan kafamı kaldırabildim, ne kendime bir şey yapıp yiyebildim, garibime annemin yaptığı yemekleri yedirdim, şükrettim. Ya onlarda olmasaydı? Terslik bu ya, tüm gün elektrikler kesikti, telefonun şarjı yok, evde saat yok. Hiç ihtiyaç duymadık. Ben bir iki söyledim, eşim burun kıvırdı. Kol saatlerimin pili bitik, laptopun şarj aletini patlattım. Karşı komşu evde yok. Saat yok! Hayır saatin kaç olduğunun umursamamak elimde değil. Antibiyotik içeceğim. Ahaha,  hangi asırda yaşıyoruz diye sinir harbi yaşamamış gibi yazıyorum. İlkel metotlarla hallettim ilaç işini. Güneş bu odaya bu saatlerde, bu açıdan vuracaktır diye düşünebildim. İçtim. Üç aşağı beş yukarı doğru  oldu …

Bir Film Önerisi -Arranged-

Merhaba millet, Türkiye'de at izi it izine karıştı, Avrupa basını rezalet, yalan, dolan haberlerle tüm vizyonunu çöpe attı vsvs...  Bu ara uyku düzenim perişan olunca, aklıma eski, yeni bir sürü şey geliyor. Bu da, izlediğimi hatırladığım, vizyon tarihi taa 2007'ye dayanan, orijinal bir film.  
    Müslüman ve yahudi, iki meslektaş genç kadının yaşadığı zorluklar, kendilerine dayatılan sistem,   üretilen umutlar... Espirili bir dille anlatıldığı için içinizi karartmayacak bir film. Olayların geçtiği ülke ise Amerika. Yıllar sonra aklıma gelip paylaşmalıyım diye düşündüğüme göre, izleyin pişman olmazsınız. Aklınızı yitirmeden hayatta kalın. :)

Berbat bir dünyada yaşarken nasıl ve ne şekilde iç huzurumu yakalayabileceğim diye düşünmekten bir hal oldum. Tam, oldu bu sefer derken, iç huzuru bırak, dünyada huzur kalmıyor, cehenneme dönüyor her şey. 15 temmuzdan sonra bir haftayı neredeyse uyumadan geçirdik de, sonrasına da uyumak denilecek gibi değil. Tanklardan edilen ateşi, ölen insanları, beynimin bana oynadığı yeni görüntülerle kaç defa gördüm, kaç defa darbe oldu bilmiyorum. Bildiri kaç kere okundu onu da bilmiyorum. Bombaları falan söylememe gerek yok. İki gün önce yavrumu kaybedip, başına kötü bir şey gelmesini gördüm. Allah'ım durmuyor. Zaten ne kadar erken yatarsam yatayım uyuyamıyorum, sızdıktan sonrada uğraş dur. Bombadan çok biyolojik silah kullanılırsa ya da bundan sonra öyle bir şey yapılmaya kalkılırsa diye korkmuştum, ciddi ciddi haberlerde yapılacakları arasında olan bir şey (nasıl bu kadar normalleştirile biliniyor?)  olarak görünce komplo teorisinden öteye gidilmiş olunması tüylerimi diken diken etti.  …
Derzleri çamaşır suyuyla fırçalyanlar burada mı? (Diş fırçası) Az biraz zehirlendim. Çamaşır suyu bitmeseydi devam ederdim de nasip. Biliyorsunuz burayı saçmalamak için kullanıyorum. Düzensiz bir beynim var ve burada konudan konuya atlama lüksünü sunuyorum. Okunmayacağını da biliyorum ama neden açıklama yapıyorum bilmiyorum. Yok zehirlenmedim, iyiyim aslında. Konuşmak istemiyorum ama susmak da istemiyorum. Ağlamak istiyorum ama o kadar gereksiz ki... Komik aslında ama gülemiyorum. Öyle hissiz bir duygu. Bilinçaltının olayları çözüp kendini nasıl kandırdığını izlemesi ilginç bir hissizlik veriyor.

 Nasa'nın açıklaması diye verilen uydurma haber heyecanlandırdı bir an. 1,2,3 deneme diyen zeki uzaylı,  paralel evrendeki ben çıkacak diye bir sevinç dalgası yayıldı vücüduma. :P



''Günümüz eşlerinin derindeki problemi, birbirinden ruhen doyumsayamamasıdır. Bu çok defa verenin değil alanın doyamıyor olduğu ayrı bir trajedir. Genelde kadınlar sevgiye ihtiyaç duyduğu kadar hırçın, e…