8.30.2016

Bazı Şeylerin Sonu Hüsran

illustrations pinterest ile ilgili görsel sonucu


 Hayat, bilmediğimiz yönlerde farklı yollar çıkarıyor önümüze. Azıcık nefes alabileceğimi düşündüğüm bir anda yine yönüm değişti.  Bu hayat hep nefes aldığımı, sonunda huzuru buluğumu zannettiğim anlar da vuruyor beni. Buradan da çıkarmam gereken dersler var demek ki ve ben her defasında sınıfta kalıyorum. Gerçi ilk sınav çok kazıktı ama olsun. Çok şey öğrendim ve minnettarım. Bu yaşlarda hastalıkla imtihan çok öğretici bir yaşam sunuyor. Sağlığın kıymetinden, dostun kıymetine, tanıdığını zannettiğin eşinin, dostunun hal ve hareketlerine kadar herşeyi gösteriyor. Eskiden çok beylik gelirdi. Ha bir de çok umut kırıcı olduğunu düşünürdüm ama zaten tadına bakmadan anlaşılmıyor. O yüzden, ah yavrum vah yavrum, sen ne gördün ki gibi tavırlar ergen çocuğunuzu irrite etmekten başka bir işe yaramayacaktır. Bırakınız yaşasın, siz de onun istediği yöntemle yanında olun. Yıllar sonra okursam eğer kendime kulak çekmelik notlar oldu. Pek çenemi tutamadığımı varsayarsak bilhassa...

 Diyeceğim o ki, tezhip kursu yalan oldu. (Bu tezhipte var birşey yahu? Ne zaman başlasam ya da başlayacak olsam devam edemiyorum. İlginç değil mi?) Gerçi çok zor da olsa şansımı deneyeceğim.

 Tezhip olmasa da, şartlarımla beraber kabul görürsem belki de başka bir hobi edinirim. Belki çok daha fazla severim. Kim bilir?

 Çocuklar için binicilik kursu bile açılıyormuş iki adım ötemize. Ama nasip.. Dönüp dolaşıp yine kürkçü dükkanımıza dönelimde, gerisi geçer inşallah. Aslında öyle çok uzağa bir yere gitmiyoruz, bir uçakla evdeyiz, yurtdışına da çıkmıyoruz. Tercihler arasında olsaydı iyi olurdu gerçi. :d

 Ama işte, bundan sonra aldığım nefesleri alabilme ihtimali kalmıyor ya hani. Fazlasını umduğum sırada kalmıyor ya bir de... Öyle işte.  Kendimi iyi hissettirecek şeyleri, yapmayı, yapamazsam görmeyi ve bulmayı diliyorum kendime. Sağ salim, tek vücut, noksansız akılla :d çıkabileceğime inanıyorum ve dahiii söz veriyorum.  Soğuk espiriler yapmayınca bir eksiklik hissediyorum. Eksik kalmamalı, bla bla diye okumalısınız çünkü. Bla bla bla...

 Edit: Yazdım olumlu olumlu, yayınladım, tuvalete gittim. Gitmez olaydım. Üç adım ötemde devletin ana okulları içinde en iyilerinden bir tanesi var. Orada ki anaokulları kim bilir nasıl kötü? Seçenek de azdır özel olsun desen. Devlettende bir farkları yoktur kesin. Burada havuz desen bol bol var, hatta devletin bile var. Binicilik extra ama harika bir duygu olsa gerek. Oturduğumuz sitede binadan çok park,bahçe alanı var. Bol bol ağaçlar var, bu sene kocaman olmuşlar havuzu görmemizi engellemeye başlamışlardı. Tam gerçekten çocuğun zamanı dediğimiz dönemde hooop hiç birisi yok. En büyük sorun anaokulu bir kere. Off napıcam ya. ;(

8.28.2016

 Bomba gibiyim. Fevkaladenin fevkindeyim. Neden? Çünkü, kızımda artık ateşli bir hasta. Tüm günümüzü hastanede geçirdik. Tabiki de bir an da iyileşiverdim. Ne yapacaktım?

 Ay zaten kaç gündür karnı ağrıyor, ishal gibi oluyor oluyordu. Bugün öğlen ateşide çıkınca doktora gittik. Kendi doktorumuzu kaçırdık, nöbetçi doktor vardı. O da sakin bir amca olunca, anlaştık, konuştuk, güldük, eğlendik. Tabi bunlar sadece doktorun yanında oluyor.  Doktor idrar ve gaita testi istedi. Tam 5 saat boyunca hastanede süründük. Yiyecek yememesi ayrı dert, açlık ve uykusuzluktan ağzı beş karış ağlaması ayrı dert. Allah'ım keşke sadece çocuğum zırlasa. Ben de bir değil ki. Tam iki tane. Sayıyla 2 olup, onun yaşını burada yazamayacağım. Hastaneye gelmenin saçma olduğundan başlayıp, tüm günü hastanede geçirdik diye offlamasından devam edip, üzerine de çocuğuyla didişen, hadi yap diye direten bir çocuğum daha var. Yemin ederim kızım beni bu kadar zorlamıyor. Çocuğu çileden çıkaran babası pardon abisi. Yaptı da rahatladık. Defolduk hastaneden. Şu yaşadığım sinir harpleri yüzünden öleceğim.

 (Sadece kendi doktoruna güvenip, diğer doktorların illa yanlış birşey yapabileceğini düşünen ben miyim? Şüphe bu, hep oluyor ama hepsini boşa çıkardı kendi doktorumuz. Diğer doktorlar yanlış teşhisler koyunca, ben de böyle bir, güvensizliğin resmi oluştu.)

 Sonra bir de trafik çektik ama kolay atLattık diyebiliriz. Baba havuza gitmek istedi. Ateşi olmuş 39,5. Anneme geçtim. Orada kahveyle ayıldım. Şimdi ikinci gecem uykusuzlukta. Aslında atei düşmüştü ama cesaret edemiyorum. Annemlerin yakına taşınması şu günlerde nasıl iyi geliyor anlatamam. Unutuyormuş gibi oluyorsun, iki gram sohbet etmiş oluyorsun, çocuğuna bakılıyor, karnı doyuyor, yetmiyor aklı ve kalbi de doyuyor. Ee biraz şımarıklık yapıyor, hoş görülüyor. Bu aralar mecburen de olsa, bu ayrıcalığımın elimden kaçıp gitme ihtimali var ki, bugün feci ürküttü beni.

8.27.2016

Mum


mum ile ilgili görsel sonucu
 Sıyırmadan bir önceki köşeden döndüm galiba. Ateşimin 39 dereceye çıkmasının ve hala hasta olup antibiyotik, ateş düşürücü kullanmamdan kaynaklanıyorda olabilir tabi. :)

 Hasta olunca, hele de aşırı halsiz iki gündür anneme gidip geldim. Bugün için iyi olduğumu zannedip evde kalayım dedim. Ama sinirlerim gevredi. Ne yataktan kafamı kaldırabildim, ne kendime bir şey yapıp yiyebildim, garibime annemin yaptığı yemekleri yedirdim, şükrettim. Ya onlarda olmasaydı? Terslik bu ya, tüm gün elektrikler kesikti, telefonun şarjı yok, evde saat yok. Hiç ihtiyaç duymadık. Ben bir iki söyledim, eşim burun kıvırdı. Kol saatlerimin pili bitik, laptopun şarj aletini patlattım. Karşı komşu evde yok. Saat yok! Hayır saatin kaç olduğunun umursamamak elimde değil. Antibiyotik içeceğim. Ahaha,  hangi asırda yaşıyoruz diye sinir harbi yaşamamış gibi yazıyorum. İlkel metotlarla hallettim ilaç işini. Güneş bu odaya bu saatlerde, bu açıdan vuracaktır diye düşünebildim. İçtim. Üç aşağı beş yukarı doğru  oldu zannedersem. Güneş açısı hesabı yapmadan belirli saatlerin zaten farkında olduğumu keşfettim. Çok faydalı bir gün oldu. :P

 Yok, ben elektriklerin kesilmesine alışamıyorum. Çocukken çok nadir yaşardık, onlarda çok eğlenceli olurdu. Elektriklerin kesilmesi, işin içine mumum girmesiyle tılsımlı bir eğlenceye dönüşürdü. Mum ışığında yazılan kitapların daha da güzel olacağını düşünürdüm. Yazmak hem daha kolay olur, hem akla gelen fikirler daha orijinal olurmuş gibi bir histi benimkisi. Fenerden nefret ederdim. . Tuvalet hariç tabi. Hala beyaz ışık sevmem. Bir de ritüel edinmiştik; yastık savaşı. Çocuk olmak keyif almak demek işte. Kızımda küçüklüğünden beri mum muum diye çığlık atar. Çok sever. Halbuki karanlıktan hiç hoşlanmaz. Mum gerçekten efsunlu bir havanın oluşmasını sağlayıp, sanki o zamana hapsediyor ruhumuzu. Bambaşka şeyler yazacaktım aslında, ama bunlar geldi aklıma...

 Biraz önce bir yorum gördüm. Almanya- Avsturya arasına bir yere, pkk özerk bölgesi ilan edilsin de herkes mutlu mesud hayatına devam etsin demiş.  Cuk olmuş. Şahsen ben çok memnun olurum. Elbirliğiyle kuruverelim...

8.14.2016

Bir Film Önerisi -Arranged-



https://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/5/58/Arranged_VideoCover.png/220px-Arranged_VideoCover.png
İMDB:7,5


 Merhaba millet, Türkiye'de at izi it izine karıştı, Avrupa basını rezalet, yalan, dolan haberlerle tüm vizyonunu çöpe attı vsvs...  Bu ara uyku düzenim perişan olunca, aklıma eski, yeni bir sürü şey geliyor. Bu da, izlediğimi hatırladığım, vizyon tarihi taa 2007'ye dayanan, orijinal bir film.  

    Müslüman ve yahudi, iki meslektaş genç kadının yaşadığı zorluklar, kendilerine dayatılan sistem,   üretilen umutlar... Espirili bir dille anlatıldığı için içinizi karartmayacak bir film. Olayların geçtiği ülke ise Amerika. Yıllar sonra aklıma gelip paylaşmalıyım diye düşündüğüme göre, izleyin pişman olmazsınız. Aklınızı yitirmeden hayatta kalın. :)


8.10.2016







 The Cool Hunter illustration by Minjae Lee #art:


 Berbat bir dünyada yaşarken nasıl ve ne şekilde iç huzurumu yakalayabileceğim diye düşünmekten bir hal oldum. Tam, oldu bu sefer derken, iç huzuru bırak, dünyada huzur kalmıyor, cehenneme dönüyor her şey. 15 temmuzdan sonra bir haftayı neredeyse uyumadan geçirdik de, sonrasına da uyumak denilecek gibi değil. Tanklardan edilen ateşi, ölen insanları, beynimin bana oynadığı yeni görüntülerle kaç defa gördüm, kaç defa darbe oldu bilmiyorum. Bildiri kaç kere okundu onu da bilmiyorum. Bombaları falan söylememe gerek yok. İki gün önce yavrumu kaybedip, başına kötü bir şey gelmesini gördüm. Allah'ım durmuyor. Zaten ne kadar erken yatarsam yatayım uyuyamıyorum, sızdıktan sonrada uğraş dur. Bombadan çok biyolojik silah kullanılırsa ya da bundan sonra öyle bir şey yapılmaya kalkılırsa diye korkmuştum, ciddi ciddi haberlerde yapılacakları arasında olan bir şey (nasıl bu kadar normalleştirile biliniyor?)  olarak görünce komplo teorisinden öteye gidilmiş olunması tüylerimi diken diken etti.  Nasıl unutulur, nasıl yaşanır? Eskiden, bu silahlar için alınabilecek bir önlem yok mu, dur diyen yok mu diye araştırıp okurken şimdi başına gelebilecekler içinde olması, şaka gibi. Zaten daha fazla ciddiye alacak olsam kahrımdan ölmem gerek.

 Son tahlillerim çok güzel çıkmış olmasına rağmen bir haftadır ağrıdan ölüyorum. Safra kesemde ki taşlardan kaynaklanıyor, bunun için neredeyse yemek yememeyi tercih ediyorum. Azalıyor tabi. Ara ara ızdırap veriyor. Zaten her şey ters gidiyorken, extra terslikler çıkıyor ortaya. Balkonu yıkarken alt komşunun borusunun çatlayıp, bütün suyun mutfağına dolması, mutfak lavabomun altından su gelmesi, laptop şarj aletinin (kullanalı bir hafta ancak olmuştu) bozulması..Buzdolabı tamir olalı bir ay olmadı daha. Pehh.. Stres kaynaklı olduğunu düşündüğüm her yerden çarpılmada level atlayıp, elektrikli aletlerin bozulmasına yol açtığım konusunda alay edilip duruluyorum. İsmini de, elektronik nazar koyduk. :D

 Hamileyken ve öncesinde, ne kadar naifsem, olanların birleşiminin sonucunda, daha bugün çocuğum sevgimi sorguluyordu. Halbuki gözünden bir damla yaş bile getirmeyecektim. Tabi altı ay boyunca durmadan ağlayan bir bebek olunca anlamını yitirdi. O zamanlar kendimi ne kadar yetersiz, bedbaht hissetmiştim.

 Bugün daha güzel, sakin bir gün geçirdim. Kendimi, sinirlenmeye başladığımda yemek yemeyi akıl edince ve gliforumu düzenli kulanınca, yığılan işlerimin ufak bir kısmı da olsa toparladım. Yemeğimi yaptım. Stressiz (az stresli) beraber kitap okuyup, oyun oynadık.İki makine çamaşır yıka,as, topla. Mis. Yarın daha iyisi olur umarım. En çok da, biyolojik ya da kimyasal silah kullanılmazsa mesela, her şey yavaş yavaş çok daha iyi bir Türkiye'ye dönerse hele tadından yenmez. İşte buna umudum kalmadı galiba. Çünkü, sanki artık dünyanın suyu ısındı. Bir tek ben mi böyle hissediyorum?

Pascal Campion:
 Aw little Mina or *GASP* ;) Her daughter! I will let you all draw your own conclusions for the father:

  Zaten küçültmüştük hayallerimizi, Hatta o kadar ufalmıştık ki, bir çocuğun bedeninde onun hayallerini yeşertmesine izlemekti en büyük hayalimiz. Onun için heyecanlanacaktık. Kendimizden ödün vermemek tartışma konumuzdu artık. Şuncacık hayali bile gerçekleştirememekten korkuyorsak, dünyanın modernize olmasının sebebi, bunca insancıl fikirlerin amacı neydi, uygulamadıktan sonra? Biz modern insanlar, ölen masum insanların derdine derman olmak için konuştuk,yazdık,çizdik, cesur olanlar yanlarındaydı. Ama hiç onlar olmamıştık. Adaletin, onlar olmamız gerektiği gerçeği çarpacak mı yüzümüze? Ve galiba, herkes aynı durumda olunca, kimse kimseye de acımaycak...

8.01.2016

 Derzleri çamaşır suyuyla fırçalyanlar burada mı? (Diş fırçası) Az biraz zehirlendim. Çamaşır suyu bitmeseydi devam ederdim de nasip. Biliyorsunuz burayı saçmalamak için kullanıyorum. Düzensiz bir beynim var ve burada konudan konuya atlama lüksünü sunuyorum. Okunmayacağını da biliyorum ama neden açıklama yapıyorum bilmiyorum. Yok zehirlenmedim, iyiyim aslında. Konuşmak istemiyorum ama susmak da istemiyorum. Ağlamak istiyorum ama o kadar gereksiz ki... Komik aslında ama gülemiyorum. Öyle hissiz bir duygu. Bilinçaltının olayları çözüp kendini nasıl kandırdığını izlemesi ilginç bir hissizlik veriyor.

 Nasa'nın açıklaması diye verilen uydurma haber heyecanlandırdı bir an. 1,2,3 deneme diyen zeki uzaylı,  paralel evrendeki ben çıkacak diye bir sevinç dalgası yayıldı vücüduma. :P



''Günümüz eşlerinin derindeki problemi, birbirinden ruhen doyumsayamamasıdır. Bu çok defa verenin değil alanın doyamıyor olduğu ayrı bir trajedir. Genelde kadınlar sevgiye ihtiyaç duyduğu kadar hırçın, erkekler sevgiye ihtiyacı olduğu kadar duyarsız oluyor. Aslında ne psikolog, ne psikiyatr... Doğru kurulmuş evliliklerde eş eşi terapi eder, ya da eş eşi terapiye muhtaç eder... '' Adem Güneş


 Söyleyecek kelime kalmamış. Fazlasına da azına da gerek yok sanki. En yalın haliyle yazmış adam. Sanki biraz da Türkiye gerçeği gibi. Belki de bana öyle geliyordur.

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...