10.24.2016

Bakış Açım

....
 -Belki ben bu konuya çok duyarlı olduğum için fazladan anlam yükledim. Ama dikkatimi çeken ilk konuya ilişkin gözlemimi yeniden dile getirerek sana sormak istiyorum.''Türk insanı doğaya,çevreye,hayvanlara saygısız.Rica'yla, lütfen2le kendisine yol gösterildiğinde bu gösterilen yolu önemseyecek,anlayacak e anladıktan sonra uygulayacak uygar bir insan olma olgunluğuna da ermiş değil'' diye düşündüğümüzde içimizde Türk insanına karşı bir öfke duyuyoruz. Doğru mu?

 - Doğru! Ben şahsen duyuyorum.Hatta bazı zamanlar bu ülkenin bu toplumun bir üyesi olmaktan utanıyorum.

 - Ve herhalde,kendini zaman zaman bu ülkenin insanından uzaklaşmış hissediyorsun.

 -Evet Doğan bey hissediyorum;yani ''biz'' dediğimiz bir toplum olma yerine ,''ben ve öteki'lerden oluşan bir toplum içinde hissediyorum kendimi.

 -Ve bu sağlıklı değil. Birey için de sağlıklı değil, toplumun geleceği için de...

 -Evet sağlıklı değil, bunun farkındayım.

 -İşte beni de düşündüren ve çok rahatsız eden nokta bu;Türk insanının davranışına bakarak (farkında olarak ya da olmayarak) onun aslında kötü karakterli olduğu imasında bulunmak. Bu tür imalar birike birike bizi birbirimize düşmanca bakmaya götürür.Halbuki insanların davranışlarını onların yetişme biçiminin,belirli koşulların kültürün,genel''yaşm nedir, insan nedir'' sorularına yanıt veriş tarzının bir sonucu olarak görürsek, insanlara daha bir hoşgörüyle ve sabırla yaklaşırız.
                                                                               
                                                                                 'Mış Gibi' Yaşamlar- Doğan Cüceloğlu
   

   Şöyle de örnekleyebiliriz; Ne bütün solcular dinsiz, ne de bütün sağcılar aptal! Bilmem anlatabildim mi? Ne kadar ortada kalırsan bu coğrafyada sevilmezsin. Onu da bilirim. O yüzden bu boşvermişim gibi yapmalarım... 

   Bu kitabı okurken duygularıma tercüman olmuş paragrafı görünce alıntı yapma gerekliliği hissettim. Devamlı tekrarlı ve herkes söylemeye çalıştığım şeyi anlamalı endişesi taşıyor olsada ve bu durum biraz sıksada güzel gidiyor kitap. Daha başında sayılırım, açılır muhtemelen. :)

           
                     

10.21.2016

Şaşırmaca

 Non ci sono estranei, solo amici che non hai ancora incontrato. There are no strangers, only friends you have not met yet. (William Butler Yeats) Illustrazione di Kathy Hare.:

 Ne zamandır çocuğun söylediklerini yazayım, okuyunca gülümserim diyorum hep unutuyorum.

 Biraz önce, iki kere üst üste aynı kitabı okudum ve daha fazla okuyamayacağımı kahvaltı bile yapmadığımı söyleyince cevabı şöyle oldu:

 -Eğnin pek, karnın tok zaten oku şu kitabı.

 Ahaha, nereden hatırlıyorsun sen anneannemin nadiren kullandığı o deyimi? Yetmiyor bir de kullanıyor küçük insan.

  Bu ara anlamını bilmediği ve nereden duyduğunu bir türlü anlayamadığım bir fuck kelimesi var ki, canı isteyince kelimeyi kullanıp, anlamını değiştiriyor. Silmek ve kazanmak anlamına geldiğini iddia etti, ben vatandaşın yalancısıyım.

 Bu ay çok malzeme çıkmıştı halbuki ama unutmuşum, ne kötü...

10.20.2016

Rica

   Birinci sınıf annelerini gördükçe içim sıkılıyor, bunalıyorum. Bir de, öğretmenin okul resmi çizin dediği derste mezarlık çizen Ahmet'i görünce dumur oldum. Yazık vallahi yazık! Ben kararımı verdim, bana, benim kızıma, başarı odaklı olmayan bir okul lazım. Bu özellikte bildiğiniz bir okul, kurum vs. var mı? Keşke, sanata ağırlık veren bir ilkokul olsa, bir şeyleri başarma ihtiyacı hissetmeyen, devasa ödevler yerine çocuğa hayatı, okulu ve bilimi sevdiren... Aynı konuları her sene görmek yerine zamanı geldiğinde öğrenseler keşke. Öğrenme isteği hiç kırılmasa.... Yazarken bile sıkıldım. Ama en çok neyden sıkıldım biliyor musunuz? Şikayet etmekten! Çünkü sadece söyleniyorum, somut adım atmıyorum. Neyse daha fazla dırdır etmeyeceğim, ama başarı odaklı olmayan, bildiğiniz, gördüğünüz, duyduğunuz bir okul varsa lütfen yazın!
 


10.13.2016

İlk Zamanlar

 Hey merhaba! Taşındım, ufak tefek şeyler dışında yerleştim, internetimizi bağlamaya da ancak geldiler. İki gün oldu galiba. Hayat normal seyrine döndü anlayacağınız. Meşakkatli ve stresli olsa da geçti gitti.

 Büyük stresi, verdikleri sözde durmayan nakliye şirketiyle yaşadık. Sabahın ilk ışıklarında uçaktan indiğimiz de, şehrin manzarası sisle kaplanmış kocaman bir mutluluktu. Sonrası ise 2,5 yaşında ki çocuğun bir kaç saatlik uykuyla  mücadele etmesini izlemekti. Üzerine biz de hastalandık ayakta zor duruyorduk. İki ayağımız bir pabuca girmezse hiç birşey keyifli olmuyor zaten. :D Sonrası eşyaların bazılarının bol zararla gelmiş olmasıydı, artık onu da geçtik, gitti, bitti. Annem ve kardeşlerim sağolsunlar, onlar olmasalardı yerleşmemin mümkünatı yokmuş. Her sabah onlarla beraber yaptığım kahvaltının faydası bugün onlar gittikten sonra da kendime çay bile demleyerek gördüm. Normalde kahvaltı falan yapmazdım halbuki. Çay yapmayalı yıl olmuştu.

 Samsun hakkında söyleyebileceğim çok net şeyler yok. Ama edindiğim ilk izlenimler şöyle;

 -Meyve sebze daha ucuz.Malum Bafra ovası, Çarşamba, Samsun'da.

 -Tekstil üzerine alışveriş yapmak istediğinizde kısıtlı ve pahalı. İstanbul'da aynı markanın çok daha güzel ürünlerini, çok daha ucuza bulabilirsiniz,

-Komşuluk Anadolu'da ölmemiştir inancı yaygın olsa da, İstanbul'da bulunduğum yer buradan kat kat iyiydi. Ama üst komşum eve ilk geldiğimizde siz mi taşındınız diyerek uğramış, ben marketteydim. Karşı komşumla karşılaştık, çekinmeden zilime basabilirsin dedi. Daha ne olsun? Fazlasını beklemiyorum zaten. Kıyasladığımda çıkan sonuç yukarıda yazdığım.

-İnsanları çok sert. Geneli gülümsemekten acizmiş gibi davrnıyor. Karşılık alamıyorsun resmen. Bayağı da sert konuşuyorlar. Bir de, ilk defa insan görüyormuş gibi bakan erkekleri var. Çok ilginç ya!

 -Sahili çok güzel. Spor yapmayı seven bir şehir. 100 kişilik (tahminen) bisiklet grubu bile gördüm. Sahilde bisiklet yolu var ve devamlı bisiklet süren,paten kayan bir sürü insan var.. Yürüyen, koşan genç, yaşlı bir sürü insanın olması, değişik geldi. Halbuki,yavaş yavaş gezen insanlar görmeye alışmıştım. :)

 -Akşam iş çıkışı ve tabiki de sabah burada da trafik oluyor.

 -De kubad'cım sahil kenarında ki fiyatlar İstanbul'dan daha iyi ama sahil şeridi kum ve park olduğu için deniz görmüyorsun. :)

 -Bir de deniz kokmuyor burada ya. Yosun yok ondan herhalde. :D

 -Şimdilik aklıma başka birşey gelmiyor. Aklımda anneannem var. Test sonuçlarını bugün aldılar ama arayıp yüzleşmeye cesaret edemedim. Sonuçlar iyi çıksaydı ararlarmıydı ki? Nolur iyi çıksın Allah'ım! Dua edersiniz diye yazmaya karar verdim. :)

 -Aa unuttum, nem oranı feci yüksek %90 civarı. Çamaşır kurumuyor arkadaş. Çıldırırsın. :)

 -Sağlıcakla kalın, ben de haftasonu planı yapayım. Alınacaklar, bakılacaklar, yapılacaklar. İş bitmiyor. :)

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...