11.18.2016

Dior Autumn-Winter 2016-2017 -Best of-



 Haddim olmasa da, benim kıyafetleri kullanırken hoşuma gitmeyen bir kaç şeyi söyleme ihtiyacı hissettim. Aşağısı bol elbise ya da etek üzerine onun gibi bol hatta bazen daha da bol giyilmesi hiç cazip gelmiyor bana. O parçaları ayrı ayrı kullanmakla harika görüntüler ortaya çıkabilir günlük hayatta. Bu sebepsiz, gereksiz paragrafımda Dior'dan alışveriş yapanlara gelsin. :)

Çocuğum, Ben vsvs.



 As divertidas ilustrações de Chow Hon Lam:

 Bugün kötü geçti ama umarım az biraz da olsa tatlıya bağlanmıştır. :(

 Yine, her saat hatta dakikalar içerisinde yaşadığımız gibi, bininci defa yapma çocuğum dedim.  Zarar vermemesi lazım ama illa verecek. Verdi. Çok sinirlendim. Bağırdım. Hatta aldım kucağıma odasına götürdüm burada oyna dedim. Ya da oturma odasında oyna ama odanın birinde oyna.  Tabi durmadı, yanıma geldi bir kaç dakika sonra. Kızmadım ama söylediklerini dinleyip, odada oynamasını rica emir arası birşeyle dile getirdim. Gitmedi gitti vsvs. Öyle böyle geçti. Ama benim tüm moralim dibe düştü. Nasıl bir yorgunluk hisediyorum, kolumu kaldıracak halim yok. Sırtıma ağrılar giriyor falan. Psikolojik. Hoop akşama eve beklediğimiz baba kaçak. İş, şehir dışı... Gel dedim markete gidelim. Topladım abur cubur ne varsa. Koydum tabaklara. Kahvaltı yapmamıştı ama öğlen yemeğini ilk defa sağlam yedi. Açtım yarım kalan animasyonlarımızdan birini. Kucak kucağa izleyeceğiz. Benim gözler doldu. Yanaştım kulağının dibine, Çok özür dilerim dedim. Aslında sana kızmak istemedim diye devam edeceğim ama sesimden belli ağladığım. Önce dudakları titredi, sonra başladı ağlamaya. Sus, sus söyleme anne dedi ya. Çocuğumun içine otutturmumuş kocaman bir öküz. Karşılıklı ağladık bir süre. Sildik gözyaşlarımızı. Filmimizi izledik, gerçekten kucağımda oturarak.  Yatarken de bol zıplamalı ve gıdıklamalı dolayısıyla kahkahalı, kıkırdamalı geçti ama benim oluşturduğum ağırlıklar geçmişmidir?

 Çocuğum olmadan önce, ya da hamileyken Çocuğumun gözünen bir damla yaş gelmeyecek derdim. Kimse getirmeyecek. Altı ay durmaksızın ağladı. Ağlıyor diye kahroldum, şimdi ben ağlatmaktan daha kötüsünü yapıyorum. Her zerremle yapmamayı istiyorum, mantığım, bilincim, kalbim, herşeyimle... Ama bambaşka şeyleri düşünürken istediğim sabrı,ritmi,heyecanı yakalayamıyorum. Daha net kararlar almak gerekiyor ve daha bir sürü şey...

 Şimdi, diğer gün için kendimi rahatlatma egzersizleri yapıyorum. Bu ara zayıflamayı yeniden gündeme getirince, elbiseler, defileler gasp ediyor her yanımı. Bugün arada bir abur,cubur ve interneti dibine kadar kullanmak iyidir günü nasıl olsa.  Modanında canını çıkarayım.Gerçi bu elbise 2015'den ama zayıflarsam, zayıflama hediyesi olarak kendime bundan diktirsem ne güzel olur. Cınım yeni kararımı okudun, ben de buraya yazdım, gözümüz aydın! Şu elbise gözümün önünde salınırken kim beni zayıflamaktan alıkoyabilir ki?



♔Dolce & Gabbana.2015♔:

11.16.2016

Özet Olsun Adı

 Religion at more mature levels invariably learned an alternative consciousness which was necessary for wider seeing and for addressing the great dilemmas of life. Jesus calls several people who see correctly and act on it quite simply "saved." (see Luke 8:48, 17:19, Mark 7:28); or in words almost too simple, "Do this and life is yours" (Luke 10:28). ROHR Art: Christian Schloe:


 Sessizdim, yazamadım, ama alıştınız biliyorum,hem zaten çok yazmıyorum.  İstanbul'a  gittim geldim. İyi geldi biraz.  İnşallah herşey iyi olacak deyip duruyorum. Bazen çok karamsar oluyorum, bazen hayatın akışına bırakıyorum, bazen de umutlandırıp yüreklendiriyorum kendimi. Bize fedakarlık yapıp duran, mutluluğumuzdan başka tek birşey istemeyen, bunun için herşeyi hoşgörenlerimiz için, karşılığını verme ihtimalini düşünürken, ihtimalinin kalmayacağını hiç düşünmemek... Bir şekilde acımasızlığımızdan ya da vurdumduymazlığımızdan besleniyoruz sanki.

 Giderken türk kadınına yakışmayacak şekilde evimi dağınık bir halde bırakıp gittim.Neyse ki çamaşırlarımı yıkayıp neredeyse bırakmamıştım. Kabul olurmu ki?

 Samsun'a ayak basar basmaz, güzel bir karşılama şovuyla karşılaştım. Yayalara yeşil yanarken karşıya geçmek için bir iki adım attım, adam kavşaktan döndü, kırmızı da durmadı, ezilmemek için geri çekildim. Baktım yavaşladı ilerlemeye başladım ve KORNA ÇALDI. Utanmadı, sıkılmadı o kornaya bastı. Zaten uçak nasıl yavaş geldi anlamadım ama kalkış vaktinden eve gelme sürem beş saat sürdü. Ki bunun İstanbul'da ki trafik, sıra gibi önlemler için olduğundan erken yola çıktığımı düşünürsek 7 evet bildiğiniz yedi saate tekabül etti. Samsun'dan giderken, 4-5 saat sürmüştü ki İstanbul'da toplu taşıma kullanmış, hem yürümüş, hem metro, otobüs yapmış hem de otobüs beklemiştim. İlginç bir denklem oldu. Neyse laf anlatmaktan çenem düşmüş bir halde markete de uğrayıp kendimi eve attım. Şansımıza eşim de şehir dışından ertesi sabah geldi, ben de gece geç yattım falan derken bayağı yorulduğum için iyice yaydık evi, çamaşırı.

  Pazartesi iş başa düştü tabi biraz biraz başladım. Muhteşem ayı maalesef hiç göremedim ama gerçekten etkisi olduysa ben hissettim. Bir anda daha bir umutlu, daha bir planlayıcı ve uygulayıcı oldum. Hem de kasmadan. Hem kasmadığım için de kasılmıyorum. :D Önceden komik gelirdi şimdiyse neden olmasın diyorum. Ayın dünyaya yaklaşmasıyla denizlerin vsvs. etkilenmesine biz neden dahil olmayalım? Neden kendimizi bu kadar soyutluyoruz? Neticede muhteşem zekalarımızla oluşturduğumuz şaheserimiz ortada... Stephen Hawking yine virüslerden, silahlardan bahsetmiş, dünyaya bin yıllık ömür biçmiş.

 Yine dağıldım, neyse dediğim gibi yine yeniden planıma sadık kalmayı sevmeye başladım. Artık o kadar korkutucu ve olamaz gibi görünmüyor gözüme. Yemek yapmaktan nefret ederken, düzenli bir şekilde yapmaya başladım. Bu sefer önlem aldım ama. Artık yemeklerimi iki günlük yapıyorum. Ertesi güne bitmeyecek kadar çok yapmanın rahatlığı çok keyifli. Kesinlikle tavsiye ederim. Kimse her gün aynı farklı yemek yemediği için ölmüyor da. Ah anne ahh. Hep her şey taze olacak diye yemeği bile sabahtan ocağa koymamanın yüzünden bunca zaman çektiğim çile. :P

 Eşya taşınırken mutfak sandalyelerimizin ayakları yamulmuştu. Masa yavaş yavaş kapıdan çıkmaya başlamıştı. Mecaz değil yalnız. Laptop'u koyup oturduktan sonra ara ara masaya kolumu koydukca gıcırdayıp duruyor, bir bakıyorum büyük bir ilerleme kaydetmişiz, kapının dibine gelmişiz. Siz atmıyorsanız ben gidiyorum diye resti çekti anlayacağınız. Aldık, ben şehir dışındayken gelmiş ama hala mutfağa geçiremedim  Planım hafta sonuna kadar evin temizlenme ,silinme ve yerleşme kısmını atlatıp, hafta sonu eksiği gediği halletmek. Diğer pazartesi zımba gibi başlayacağım. İlk hedefim hala arka planda kalmış görünen çocuğum. Her şey düzenli oluna ikimizin de dikkati daha az dağılıyor. Beraber oynayacağımız atlamalı, zıplamalı biraz da sevdiği el işi tarzı planlar dönüyor kafamda. Ha bir de, elimde sürünen, artık umudunu kesmiş olduğu bulut yastığı dikmek. Yazık çocuğuma ya bir sene olacak neredeyse.

 Uzun süredir kilo deyip duruyorum ama aynaya bakmaya o kadar çok korkuyorum ki. Çünkü aynada gördüğüm kendimi görmek, kendimi kabullenmek olacaktı. Benimse hiç böyle bir niyetim yoktu. Hala kendimi ellili kilolarda ki halimle düşünmek çok kolaydı. İnsanın kendini tanıyamaması çok kötü bir duyguymuş.Bu sefer başımı aynadan çeviremedim, inanamadım da. Sanki  tartı yalan söylüyormuş gibi. Neyse, koşu bandında bol bol yürümek istiyorum, ama aynı zamanda pijamalarımla debelenirken, sağa sola dans edercesine salınan yağlarımı kimse görmesin istiyorum. Balkonun birine perde, stor bir şey yaptırmam lazım. Yürüyemiyorum!

 Yazacağım diye aklımda biriktirdiğim onca şeyi kısa kısa anlattım galiba. Bu kadar çok yazacağımı düşünmemiştim.  Kendinize ve sizi sevenlere, değer verenlere iyi bakın!

Mini Bir Merhaba Postu ve Dizi Tavsiyesi

 Merhaba! Artık sızlanmak istemediğimden yazamasam da, hala istediğim gibi yerleşebilmiş değilim. Sürünme durumu mevcut. Yakında to...